Lut ve Firavun Kavimlerinin Helakinden Alınacak Dersler

Mustafa Siel

Kamer Suresinin 1’den 8’e kadar olan ayetlerini işlediğimiz ve dergimizin Ağustos 2015tarihli 293. sayısında yayınlanan yazımızda, mucizelerin inkârcıların iman etmesi için değil, peygamberlere gaybi yardım için gerçekleştirildiğini açıklamaya çalışmıştık. Dergimizin Eylül 2015tarihli 294. sayısında yayınlanan ve surenin 9’dan 32’ye kadar olan ayetlerini işlediğimiz ikinci bölümde ise helak edilen kavimlerden misaller vererek, ancak peygamber gönderilen kavimlerin helak edileceği hususu üzerinde durmuştuk. Bu sayıda işleyeceğimiz 33’den 42’ye kadar olan ayetlerde ise Lut ve Firavun kavimlerinin helakinden çıkarabileceğimiz derslerebakacağız.

LUT KAVMİ KISSASI

Lut (as) İbrahim (as)’ın yeğeni olup, onunla beraber iman etmiş ve Irak’tan onunla beraber hicret ederek, Lut kavmi diyen bilinen kavmin memleketine yerleşmişti. Yani Lut (as) bu kavimden değil, bu kavim içinde bir göçmen idi.

Lut kavmi Arabistan Yarımadasında, Kızıldenizin kuzeyinde, bugünkü Ürdün Filistin sınırında Lut Gölü civarında yaşamış bir kavim olup, iki büyük şehri Sodom ve Gomore olarak bilinmektedir. Bu kavmin MÖ 1900’lerde, yani günümüzden yaklaşık 3900 yıl önce yaşadığı tahmin edilmektedir.

Bu kavim yaşadığı çağda mıntıkasının süper gücü konumunda olup, maddi anlamda ileri gitmiş, lakin manevi anlamda aşağıların aşağısına inmişti. Tıpkı günümüz batısında olduğu gibi cinsî sapıklık, özellikle erkekler arasındaki aleni sapık ilişkiler (homoseksüellik) toplumun adeta kimliği haline dönüşmüş ve teşvik edilip yüceltilir olmuştu. Öyle ki bu sapık ilişkiler normal sayılıyor, normal karı-koca ilişkisi ise küçümseniyordu.

Lut Kavminin Helakine Neden Olan Tek Suç Homoseksüellik mi?

Lut kavmi ile ilgili olarak Kur’an’da Allah’a şirk koştuklarına ve ahireti inkâr ettiklerine dair bir ayet söz konusu değildir. Ayetler kavmin neredeyse tamamının erkekler arasında çarpık cinsel ilişkileri bir yaşam biçimi haline getirdiklerini ve Lut (as)’ın tüm ikazlarına rağmen bu çirkin tutumlarını sürdürmeleri nedeniyle helak edildiklerini haber vermektedir.

Bu durum çarpık cinsel ilişkilerin ne kadar büyük bir suç olduğunu ortaya koyduğu gibi, insanlara başka türlü zulüm edilmese bile, eğer tüm toplumun bir karakteri haline gelmişse bir kavmin helaki için yeterli derecede büyük bir suç olduğunu ortaya koymaktadır.

Lut kavmine erkekler arasında çarpık cinsel ilişkilerden başka suç isnat eden ayetlerin bulunmaması, bu kavmin tevhid ve ahirete imana davet ve başka büyük suçlarının bulunmadığı ve bunlar konusunda uyarılıp tehdit edilmedikleri anlamına gelmez elbette.

Lakin ayetlerde bu hususlara değinilmemiş olması rastlantı olamaz. Çünkü Kur’an’da unutma, yanılma ve hikmetsiz bir durum asla söz konusu değildir. Dolayısıyla, Kur’an’da Lut kavminin sadece homoseksüellik suçundan bahsedilmiş olması, belki de bu suçun tek başına helaki ve cehennemi gerektirecek bir suç olduğunu vurgulamak için olsa gerektir. (Allahuâlem)

Homoseksüellik Günah ve Suç mudur?

Bir erkek veya kadının kendi cinsine karşı cinsel arzu duyması, doğuştan yada sonradan, kendi kusuru neticesi yada kendi kusuru olmaksızın ortaya çıkan bir hastalıktır. Öncelikle tedavisi için uğraşılması, tedavi edilebilsin yada edilmesin, bu çirkin arzulara asla boyun eğilmemesi gereken bir imtihandır. Gayri iradi oluşan çarpık cinsel arzulara boyun eğilmediği sürece, bu hastalıktan mustarip olan erkek yada kadınlar günahkâr ve suçlu addedilemezler.

Günah ve suç, gayri iradi oluşan bu çirkin cinsel arzuların, iradi olarak hayalsel, sözel, dokunsal, görsel ve bizatihi cinsel birleşme şeklinde tatmini yoluna gidilmesi halinde, tatminin derecesi seviyesinde söz konusu olur.

Bu çarpık cinsel ilişkilerin açıkça yapılması ile normal bir ilişki ve hak olarak kabul edilmesi ise bu ilişkilerden daha büyük bir günah ve suç olup, hele bu ilişkiler Lut kavminde olduğu gibi normal ilişkilerin yerine geçmişse, toplumun helakine sebep olacak derecede büyük bir günah ve suç olur.

Lut Kavmi Homoseksüellik Nedeniyle Değil, Tecavüzkarlık Nedeniyle Helak Oldu Diyenler

Kendilerine hâlâ İslamcı diyebilen bazıları, girdikleri çıkmaz sokaklara uyum sağlayabilmek adına; Lut kavminin erkekler arasındaki çarpık cinsel ilişkileri aleni ve normal bir yaşam biçimi haline getirmeleri nedeniyle değil, Lut (as)’ın insan kılığındaki meleklerine tecavüze yeltenmeleri nedeniyle helak edildiklerini; dolayısıyla erkekler ya da kadınlar arasında çarpık cinsel ilişkilerin, başkalarına zarar vermedikçe saygı duyulacak bir tercih ve normal bir hal olduğunu ve hatta eleştirilemeyeceğini söyle(yebil)mektedirler.

Oysa Hud Suresi 69’dan 83’e kadar olan ayetlerde (özellikle 76. ayet), insan suretindeki elçi meleklerin daha Lut (as)’a gitmeden önce uğradıkları İbrahim (as)’a, Lut kavmini helakle görevlendirildiklerini bildirdikleri açıklanmaktadır. Bu ifadeler Lut kavminin erkekler arası ilişkiler nedeniyle değil, Lut (as)’ın misafirlerine sarkıntılık (yani başkalarına zarar vermeleri) nedeniyle helak edildikleri iddiasını (daha doğrusu iftirasını) boşa çıkarmaktadır.

Günümüzün Lut Kavimleri

Batı’da kadın kadına ve erkek erkeğe ilişkiler (homoseksüellik ve lezbiyenlik) normalleşmiş olup, hatta cinsler içi (erkek erkekle, kadın kadınla) evlilikler pek çok Batı ülkesinde yasallaşmıştır. Evlilik dışı ilişkiler (zina) ise, uzun süredir meşru kabul edilmekte olup, kanunen de suç sayılmamakta, tam aksine tabiilik ve insan hakları gibi bahanelerle özendirilmektedir.

Aile içi sapık cinsel ilişkiler henüz meşru sayılmamakta ve kanunen suç kabul edilmekte ise de gizli ve çok yaygın olduğu bilinmektedir. Muhtemelen yakın bir gelecekte aile içi sapık cinsel ilişkiler (ensest) de meşru ve yasal hale gelecektir.

Günümüz Batı dünyasının neredeyse tamamı, cinsel sapkınlıkları normal bir durum saymaları ve toplumsal birer kimlik haline getirmeleri nedeniyle çağdaş birer Lut kavmi haline gelmişlerdir. Batılı olmayan diğer toplumlar ile maalesef İslam dünyasının -başta Türkiye olmak üzere- çoğu toplumu da bu konuda Batı’yı takip etmede epey mesafe almış görünmektedir.

Homoseksüellik Yeni Değil Ama Meşrulaştırılması Yeni

Burada dikkat çekilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır. Tüm sayılan sapık cinsel ilişkiler sadece Batı memleketlerinde değil, diğer doğu ve İslam memleketlerinde de yaygın olarak eskiden beri mevcuttur maalesef. Lakin bu yaygınlık Batı kadar olmadığı gibi, bu sapkınlıklar hem gayri meşru hem de kanunen suç kabul edilmekte ve genelde gizli işlenmektedir. Üstelik bu çirkinliklerin (en azından açıktan) işlenmemesi için mahalle baskısı söz konusudur.

Lut kavminin ve Batı’nın geldiği helak noktası, bu sapkınlıkları neredeyse tüm toplum bazına ulaştırmaları yanında, hem meşru hem de yasal hale getirmeleri ve alenen işlemeleri; üstüne üstlük bu sapkınlıklardan uzak durmaya çalışanlara mahalle baskısı yaparak onları da kendilerine benzetmeye çalışmalarıdır.

Mekkeliler Lut Kavminin Kıssasını Çok İyi Biliyorlardı

33- Lut kavmide uyarıları yalanladı.

Diğer kıssalar gibi Lut (as) kıssası da Mekkeli müşriklerin iyi bildiği bir kıssa idi. Üstelik ticari seferler esnasında Lut kavminin kalıntılarının yanından geçiyor, onların başlarına gelenleri ve niçin geldiğini çok iyi biliyorlardı.

34- Uyarılarımızı dikkate almamada sonuna kadar direnmeleri üzerine biz onların üzerine Yanardağ lavları gönderdik. Sadece Lut’a iman edenleri sabah alacasında yanardağ patlamadan önce o yerden ayrılmalarını sağlamak suretiyle kurtardık.

35- Onları kurtarmamız, bize olan şükrünü her alanda ve bilhassa kavminin sapıklığıyla mücadele etmek suretiyle göstermiş olan kimselerden olan Lut ve iman edenlere tarafımızdan bir nimetti.

36- Oysa biz Lut aracılığıyla o kavmi bu şiddetli tutuşumuz ve helak hakkında yeterince uyarmıştık.  Lakin onlar bu uyarıların gerçekleşme ihtimali hususunda birbirlerini kuşkuya düşürecek konuşma ve faaliyetlerde bulundular ve bu uyarıların gerçekleşmeyeceğine kendilerini inandırdılar.

37- Bununla da kalmadılar, kendilerinin helak edileceklerini Lut’a haber vermek için gelip onun konuğu konumunda olduklarından dokunmamaları gereken ve birer yakışıklı delikanlı suretinde gönderdiğimiz elçi meleklerimize zorla tecavüze yeltendiler. Çünkü biz bu sapkın şehvetleri nedeniyle onların basiretlerini yok etmiştik. Bu nedenle gözleri çirkin arzularını gerçekleştirmekten başka bir şeyi göremeyecek hale gelmiş azgın sarhoşlar gibi idiler. Onlar ulaşamayacakları bu çirkin arzularını gerçekleştirmeye çalışırken, biz Lut’a insan suretinde elçi meleklerimiz vasıtasıyla endişelenme, amaçlarına ulaşamayacaklar ve bu uyarıları dikkate almamalarının azabını yakında tadacaklar diyorduk.

38- Elçi melekler vasıtasıyla Lut’a diyorduk ki: Onlara ansızın gelip vurmak ve helak etmek suretiyle bu şımarık ve azgın hallerinden aciz ve aşağılık bir şekilde yok oluşa sürükleyecek azap sabahın erken saatlerinde olacak, hiç endişelenme ve rahat ol.

39- Sabah olunca, uyarılarımızı dikkate almamakta direnmeleri nedeniyle, korkunç bir deprem ile yurtlarını alt üst etmek ve ayrıca üzerlerine yanardağ lavları püskürtmek suretiyle gerçekleştirdiğimiz helak edici azabın nasıl olduğunu bizzat yaşayarak gördüler.

Lut ve iman edenler seher vakti şehirden ayrıldılar. Kavim sabah uykusunda iken dehşetli bir deprem şehirlerin altını üstüne getirdi ve aynı anda patlayan yanardağ lavları bu şehirlerin üstünü örttü.

40- Muhakkak ki Kur’an’ı hakkın idrak edilip hatırda tutulması ve gerektiğinde hatırlanması (zikr) için kolay kıldık. Peki, Kur’an’daki uyarı ve mesajlardan ibret alacak yok mu içinizde?

Cinsel Suçlar En Büyük Suçlar Grubundadır

Yüce Allah Furkan Suresi 68. ayette, şirk ve haksız yere adam öldürmenin ardından zinanın tövbe ve ıslah edilmedikçe affedilmeyecek 3. büyük suç olduğunu bildiriyor bizlere.

Bizim bu kıssadan alacağımız en önemli ders, her türlü cinsel suç ve sapkınlığın ne kadar iğrenç ve Allah katında ne kadar öfkeye sebep olduğu, bu sapkınlıkların toplumca meşru ve yasal karşılanması ve toplumun kimliği haline gelmesi halinde o toplum için Allah’ın dolaylı azabına vesile olacağıdır.

Cinsel Sapıklığın Meşrulaştırılması, Yapılması Kadar Büyük Bir Suçtur

Cinsel suçlar ve sapkınlıklar, şirk ve adaletsizlik olmasa bile, tek başına Allah’ın gazabı ve azabı için yeterli bir vesile olup, bu hususu toplumumuza ve tüm insanlığa yüksek sesle ve devamlı duyurmamız, Lut (as) ve iman edenler için olduğu gibi, bizim içinde bu çirkinliklerin acı neticelerinden kurtulmamız için bir vesile olacaktır inşallah.

Memleketimizde İslam’ı anti-kapitalizme ve sosyal adalete indirgeyip cinsi sapıklarla beraber “İslami mücadele”yaptığını zannedenlere de bu kıssayı sık sık hatırlatmalıyız.

İslam sadece sosyal adalet olmayıp, sosyal adalet için mücadele eden sözde solcuların savundukları cinsel özgürlükler ve sapkınlıklar, sosyal adaletsizlikten daha büyük bir suçtur. Öyle büyük bir suçtur ki şirk ve inkâr ile sosyal adaletsizlik ve zulüm olmasa bile, bu sapkınlıkları toplumsal kimlik haline getiren toplumların helakine sebep olacak derecede dehşetli bir suç.

FİRAVUN’A GERÇEK İKTİDARIN KİME AİT OLDUĞU GÖSTERİLMİŞTİR

41- Firavun iktidarına da uyarılar gelmişti.

Musa (as) niçin mısırlılara değil de Firavun’a gitti?

Firavun iktidarını oluşturanlar, Musa’nın getirdiği mesajlara iman ederek teslim olup gereğini yapmaları; bunu yapmayacaklarsa İsrailoğullarını Musa (as) ile beraber serbest bırakmaları gerektiği; bunu da yapmazlarsa dünyada helake, ahirette daimi azaba uğrayacakları konusunda defalarca uyarılmışlardı.

Kur’an’da Firavun kavmi dışında peygamber gönderilen ve helak edilen kavimlerin muhatap alınıp uyarıldıklarını, Firavun kavminde ise iktidarın (ale firavne) muhatap alınıp uyarıldığını müşahede ediyoruz. Bunun nedeni muhtemelen, diğer kavimlerin halk-iktidar ayrımının tam olmadığı (köylerde muhtarlıklar gibi), Mısır’da ise halk-iktidar ayrımının tam olduğu (şehirlerde belediyeler gibi) olabilir.

Tebliğ ve Mücadelede İktidarve Halk Arasındaki Ayırıma Dikkat Edilmeli

Günümüzde “gelişmiş”memleketlerde Mısır modeli olduğu, bu nedenle tebliğde bu ayrıma dikkat edilmesi gerektiği söylenebilir. Yani siyasi mesaj ve uyarılar rejime/iktidara;toplumsal sapmalarda ise muhatap ve uyarılar halk kitlelerine yapılmalıdır.

Musa (as) zamanında rejim ile Firavun iktidarı arasında olan ayniliğin, Yusuf (as) zamanında olmadığı, yani rejim ile iktidar arasında tam uyuşma olmadığı, bu nedenle Yusuf (as)’ın kendisine yakın olan iktidarın yanında yer aldığı da Yusuf Suresi dikkate alınarak söylenebilir.

Firavun ve Yandaşları Gördüler Gerçek İktidar Kiminmiş

42- Fakat uyarı niteliğindeki ayetlerimizin tamamını yalanladılar da biz de bunun üzerine onları mutlak galip ve her işi bir ölçü ile olanın yakalayışı ile yakalayıp helak ettik.

Firavun iktidarını oluşturanlar, hem bu iman ve İslam’a dair mesajları içeren ayetleri ve hem de bunları teyit niteliğindeki mucizevi ayetlerin tümünü, Allah’tan geldiğini bile bile, sırf iktidar uğruna yalanlamakta ve hatta bunların yalan olduğunu ispatlamaya uğraşmakta sonuna kadar direndiler.

Bunun üzerine Yüce Allah onları mutlak galip ve dilediği şeyi bir ölçüye göre gerçekleştirenin kim olduğunu gösterir bir yakalayışla, denizde kurduğu tuzakla yakalayıp helak etti.

Çünkü Firavun iktidarını oluşturanlar kendilerini aziz ve muktedir, yani rakipsiz bir iktidar sahibi olarak görüyorlardı. Bu nedenle kimin aziz ve muktedir olduğunun, gerçek iktidar sahibinin kim olduğunun gösterilmesi gerekiyordu ve gösterildi.

Firavun ve Yandaşlarının Helaki Günümüzdekilere Bir Uyarıdır

Kendisini en güçlü gördüğü hususta, yenilmez sandığı orduları denizde hakirce ve ehemmiyetsizce boğulmak suretiyle Firavun iktidarının aslında ne kadar zayıf olduğu hem kendisine hem de onun akıbetinden haberdar olanlara gösterilmiş oldu.

Yani Firavun iktidarının helaki, sonradan gelenler için, sahip oldukları güçlerin aslında hiç olduğu konusunda bir ayet, ibret oldu. Nitekim Naziat Suresi 15’ten 26’ya kadar olan ayetlerde bu kıssa ve ibret öz olarak anlatılmıştır.

Günümüzde Toplumsal Bela ve Afetlerin Mahiyeti

Surenin ikinci bölümünün tefsirinde gerekçeleriyle beraber ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere, Muhammed (s)’den sonra yeni bir peygamber gelmeyeceğinden, Firavun ve ordusunun helaki gibi mucizevi bir helak günümüz toplumları için söz konusu olmayacaktır. Lakin Firavun ve ordusunun konumundakigünümüz maddi ve askerî imparatorlukları içinde başka türlü bela ve afetler söz konusu olabilir.

Yüce Allah’ın sünnetullahına (toplumsal kanunlarına) aykırı hareket eden kavimlerin, yine bu sünnetullah kaideleri gereği uğrayacakları dünyevi belalar ile Yüce Allah’ın kavimlere hakkı dolaylı olarak hatırlatmak için indireceği belalar söz konusudur günümüzde. Gerek Müslüman olmayan kavimler ve gerekse Müslüman olduğu halde İslam’a aykırı yaşayan kavimler için söz konusudur tüm bu bela ve afetler.

Toplumsal Bela ve Afetlerin Hikmeti

Lakin bu bela ve afetler, peygamber gönderilen kavimler gibi direkt mucizevi azap ve helakler olarak değil, Rum Suresi 41. ayette açıklanan, zalimlerin elleriyle yaptıklarının birtakım sonuçlarını tadacakları veHac Suresi 40. ayette açıklanan,“Yeryüzünde insanların bazısının bazısıyla def edilmesi söz konusu olmasaydı Allah’a kulluk edilen yerler yıkılır giderdi.” sünnetullah kaideleri (ve diğer sünnetullah kaideleri) gereği dolaylı olur.

Fakat bu dolaylı bela ve afetlerin olması içinde, yine sünnetullah kaideleri gereği ya Musa (as) ve âlinin (öncü yardımcılarının / gerçek ashabının) konumunda olanların olması yada zalim tağutların zulümde sınırı iyice aşmaları gerekir.