Kuşatma

Bünyamin Doğruer

Gazze
İşgal edilmiş haritaya baktığımda
Yalnız tedirgin bir başına
Sararan yapraklar gibi
Ateşin içinde
Direnişin destanını okur
Akan nehirlere
Ses veren renklere
 
Gazze yanıyor
Kadınlar çocuklar yollar
Güller zambaklar gülüşler yanıyor
Petrol ve ekmek efendilerin elinde
Öfkenin şehri zulüm çemberinde
 
Ruhuna acılar katanlara
Toprağına ekmeğine aşına göz koyanlara
Fırlat taşını Gazzeli çocuk
Düşlerinde mavilikler uçsun
Gözlerinse yıldız kuşatmasında
 
Gazze
İnsanlar bir katliam pençesinde
Simsiyah bir kıskaç
Şehrin gözlerine mil çekilmiş
Gece akar içimizden
Güneşi beklerken
 
Kuşatılmış bir şehrin kaderini
Yazmıyor gazeteler kör ve sağır insanlık
Elleriniz ellerimiz çok mu uzak sana
Derdine derman olmayan nasıl insan ola
 
Gazze
Gözlerim yaşarıyor kalbim ağrıyor
Bir güvercin havalanıyor tenhalığından
Salahaddin Eyyûbi kalkar gibi oluyor mezarından
Gazze’de çember daralıyor
Bitmiyor acılar
Durmak yok
Sıkı bileyleyin taşınızı Gazzeli çocuklar…