Kurtuluş Cephesi Etkili Bir İttifakı Temsil Etmekte

Noah Bonsey

Syria Comment sitesinin yayıncısı Joshua Landis, Liva et-Tevhid grubunun komutanı Abdulkadir Salih’in Yüksek Askerî Komutanlık (YAK)’ın içinde etkili bir konumda olduğuna dikkat çekiyor. Bu elbette doğru ama son altı haftadır gelişmeleri takip ettiğimizde bu kuruluşun kâğıt üstündeki mürekkepten çok da fazla bir şey ifade etmediğini görüyoruz.

Bence Liva et-Tevhid’in birkaç hafta önce ilan edilen Suriye İslami Kurtuluş Cephesi (Cephetu’t Tahrir Suriye el-İslamiye) içinde yer alması çok daha önemli. Bünyesinde irili ufaklı pek çok örgütü barındıran bu yeni oluşum Tecemmu Ensaru’l İslam (Şam banliyölerinde etkili bir koalisyon), Sukuru’ş Şam (İdlip), Ketaib el-Faruk (Humus kökenli ama şu anda tüm ülke çapında yaygın) gibi her biri faaliyet alanlarında çok etkili örgütleri de toplamakta. 

YAK’tan farklı olarak Cephetu’t Tahrir koordineli bir medya çalışması yürütmekte, ayrıca bileşenleri mali kaynak temininde kendisine güveniyor ve yerel direnişçilerden polis güçleri oluşturmakta.

Cephetu’t Tahrir’in pek çok komutanı YAK hiyerarşisi içinde yer almış kişiler olmasına rağmen örgütsel bağlılıkları YAK’a değil, Cephe’ye yönelmekte. YAK’ın dış yardımların sağlanması noktasında bir köprü vazifesi göreceğine dair umut kayboldukça, YAK bünyesinde bağlılıklar zayıfladı ve mevcut hiyerarşiye bağlılık tamamen kayboldu.

Her ne kadar iki yapının bileşenleri zaman zaman ortak operasyonlar yürütmelerine rağmen Cephetu’t Tahrir’in İslami Cephe’den ayrı durması da dikkat çekici. Biraz genelleme yapacak olursak, Cephetu’t Tahrir’in genel görüntüsünün daha pragmatik, tam manasıyla Selefi bir çizgi takip eden İslami Cephe’ye nazaran da daha esnek bir İslamcı olduğu söylenebilir.

Bu noktada Cephetu’t Tahrir’in savaşçı yapılar spektrumu içerisinde görece daha “merkezî” çizgiyi temsil ettiğini söyleyebilirim. Cephetu’t Tahrir içinde de Selefi damar güçlü elbette, Tecemmu Ensaru’l İslam Şam koalisyonunun en önemli unsuru olan Liva el-İslam bunun açık bir örneği. Bununla birlikte koalisyonu bir bütün olarak kabul edecek olursak ideolojik ağırlığını Selefi çizginin bir parça soluna koymamız gerekebilir. El-Faruk, Liva et-Tevhid ve Sukuru’ş Şam gibi grupların tümü ideolojik vurgularını muhataplarına göre bir nebze esnetebiliyorlar. Bu yüzden sonuçta ortak bir kategori olan “İslamcı” sıfatına ben bu yapılar için “pragmatik” sıfatını da eklemeyi uygun görürüm.

***

Aron Lund’un Liva el-İslam’ın Tecemmu Ensaru’l İslam’dan ayrılışına ilişkin hatırlatması yerindeydi. Şam’daki gelişmeleri çok yakından takip edemediğimden bunu kaçırmışım. Ama temel noktada buluştuğumuzu görüyorum. Aralık’ta Doha’da muhaliflerin koalisyonunun teşkiline paralel olarak oluşturulan YAK’ın doğrudan etkisi çok sınırlı. Özgür Suriye Ordusu unsurları da öyle. Bu durumda Kurtuluş Cephesi unsurları ülke çapındaki mücadeleyi yürüten yapılar arasında en merkezî konumu teşkil etmekte.

Aron Lund, Kurtuluş Cephesinin çok sayıda savaşçıya sahip olmasına rağmen etkili bir liderlik kadrosuna sahip olmadığını vurgulamakla dikkat çekici bir hususa değinmiş. Gerçekten de liderlik konumunda bir kişi ya da gruba sahip olmadıkları çok açık. Aynı şekilde İslami Cephe’deki gibi net tanımlanmış bir ideolojik ya da siyasi zeminleri de yok.

Bu görünür zaafların öte yandan ittifakın hem bireysel gücünü hem de önderlik kapasitesini artırdığını düşünüyorum. Liva et-Tevhid, el-Faruk, Sukuru’ş Şam, Liva el-İslam gruplarının tümü son altı aydır, hatta bazıları daha uzun bir zamandır faaliyet gösterdikleri alanlarda en etkili yapılar olduklarını kanıtladılar. Bu yönüyle Kurtuluş Cephesi, Ahraru’ş Şam’ın belirleyici olduğu İslami Cephe’nin durumundan daha farklı bir konumda. Ahraru’ş Şam, İslami Cepheyi kendi gündemi çerçevesinde rahatlıkla yönlendirip somut siyasi ve ideolojik bir çerçeve çizebiliyor.

Aynı şekilde Kurtuluş Cephesi koalisyonu tek başına yönlendirme kapasitesine sahip bir örgütün yönlendirdiği bir yapı olmamasına karşın, hem karizmatik ve aynı zamanda da kamuoyu tarafından tanınan liderler açısından İslami Cephe’den daha zengin. Örneğin ne Ahrar ne de İslami Cephe’nin diğer unsurları Abdulkadir Salih gibi ülke genelinde tanınmış bir isme sahip değiller.