Kitaplık

Ümit Kudbay

Tabiunun Sünnet Anlayışı / Arif Ulu

MÜİF Yayınları, Ocak 2015

Sünnet ve hadis Müslüman dünya için tüm zamanların temel düşünsel meselelerinden birisi kuşkusuz. İslami ilimler içerisinde merkezî önemi haiz olmasının sebebi sahih din algısı ile doğrudan ilgili olmasındandır. Türkiye’de bu konuda artan çalışmalara katkı sağlaması bakımından da İslam tarihinin ilk dönemlerinin tahlili büyük önem arz etmektedir. Bu meyanda Hz. Peygamber dönemi ve sonrası ilk neslin sünnete yaklaşımını Sahabenin Sünnet Anlayışı eseriyle Bünyamin Erul ele almıştı.

Atatürk Üniversitesinden Arif Ulu’nun kaleme aldığı ve bahsedilen çalışmanın devamı niteliğindeki Tabiunun Sünnet Anlayışı da literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaya aday görünüyor. “Kayıp halka” olarak nitelenen tabiun dönemine ve sünnet anlayışına ışık tutan eserinde Ulu, akademik bir titizlikle meseleyi ele almış. “TabiunDönemine Genel Bir Bakış” ve “Tabiun ve Sünne”tşeklinde iki bölüme ayırdığı eserinde tabiunun sünnet anlayışının tek olmadığını, tabiun âlimlerinin farklı yaklaşımlara sahip olduğunu öne sürüyor. Yazar ele aldığı dönemde sünnetin kapsamı ve bağlayıcılığı, rey konusu gibi mevzularda var olan farklılıklara da değiniyor. Bu değinilerin bir bölümü, geleneksel İslam düşüncesinin tabiuna dair söyleyegeldiği bazı düşüncelere itiraz mahiyetinde algılanabilir. Çalışma, Hz. Peygamber’in sünneti ve sahabe dönemi sünnet anlayışı ile birlikte okunursa ilgilisi için ufuk açıcı bir seyir olabilir.

Kur’an’ı Anlamak / Şinasi Gündüz

Mana Yayınları, Ocak 2015

Kuşkusuz her Müslümanın yaşamında ve hayata bakışında Kur’an’ın belirleyici bir yeri vardır/olmalıdır. Müslümanlar için temel referans olan Kur’an’a yaklaşımlar da tabiatıyla hayati önem arz ediyor. Bu öneme binaen yapılan sayısız çalışmaya geçtiğimiz aylarda bir yenisi daha eklendi: Kur’an’ı Anlamak.

Bir dönem İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde dekanlık yapmış olan Şinasi Gündüz bu eserinde; Kur’an’ın, yalnızca yüzeysel şekilde okunan, güzel sesin tefrikinde kullanılan ve yahut kutsiyetinden dolayı dokunulmaktan bile sakınılan bir kitaptan ziyade okunup anlaşılan ve hayatımıza yön veren bir kitap olması gerektiği üzerinde duruyor. Ve tabir caizse ölü toprağının ancak o şekilde üzerimizden atılacağını söylüyor. Dinler tarihiyle ilgili çalışmaları ve Milel ve Nihal dergisi editörlüğüyle tanınan Gündüz, tarihselcilik, cifr-ebced gibiyaklaşımların açmazlarına da değindiği kitabında “Kur’an’ı doğru anlamanın anlamı ve yolu nedir?”,“İlahi mesajın ilk muhatapları bu mesajdan ne anladılar?” ve “Kur’an mesajının hakikat iddiasındaki diğer kaynaklardan farkı nedir?” gibi sorulara cevap arıyor.Bu sorular ekseninde üretilmiş düşünceler, kitabın muhtevasını teşkil ediyor.

İslam’da Bilginin Temelleri / Şakir Kocabaş

Küre Yayınları, Mart 2015

Yakın dönemin sorgulayan akıllarından Şakir Kocabaş’ın Küre Yayınları tarafından tekrar basılan kitabı geçtiğimiz ay raflardaki yerini aldı.Düşünce dünyasının yapı taşları olan kelimelerin yanlış anlaşılıp bu şekilde kullanılması, içeriğinin farklı doldurulması; kelimenin ait olduğu düşünce sisteminin rengini, bir başka sistem lehine değiştirebiliyor. Diğer düşünüş biçimleri için bu değişimin olumlu olma ihtimali varsa da İslam düşüncesi için bundan bahsedilemez. Bu minvalde, Kur’an’daki bazı kelimelerin günümüz Müslümanları tarafından Kur’an’dakinden çok farklı çerçeveler içinde kullanılması Kocabaş’ı bu çalışmayı yapmaya iten sebeplerden. Kocabaş’ın genel sistematik çalışma tarzı bu çalışmada da görülüyor.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin birincilik ödülünü alan eserinin giriş bölümünde; ele aldığı konunun önemine ve izlediği metodolojiye değinen yazar, sonraki bölümlerde içlerinde emr, akl ve izn gibi kavramların da bulunduğu 7 kavramı gramatik olarak ele alıyor.Konuya dair şemalara da yer veren Kocabaş’ın akıcı, okuyucuyu saran bir üsluba sahip olduğu gözleniyor. Önemli bulduğumuz konuların ele alındığı bu kitap, yazarın İfadelerin Gramatik Ayrımı ve Anlamlılık Üzerine isimli diğer felsefi kitaplarıyla okunduğunda faydalı olacağını düşündüğümüz bir eser.

İslam Toplum Tasavvuru / Ergün Yıldırım

İz Yayıncılık, Mart 2015

Sosyoloji profesörü olan Yıldırım, kitabın amacını “Alternatif toplum tasavvurları karşısında İslam toplum tasavvurunun nasıl inşa edildiğini, belirli çağdaş âlimler üzerinden göstermek” olarak ifade ediyor. Bu çabayı Mehmed Akif, Said Nursi, Filibeli Ahmed Hilmi, Said Halim Paşa isimlerinin düşünsel mirası üzerine inşa ediyor. Elbette modern sosyolojik kaideler bu araştırmada araç olarak kullanılıyor.

Yakın zamanda Mehmed Akif üzerine bir çalışması da yayınlanan Yıldırım, titiz bir araştırma kaleme almış. Beş bölüme ayırdığı kitabının ilk bölümünde yazar ileri sürdüğü düşüncesini üzerine oturttuğu kavramları açıklıyor okuruna. Toplumsal muhayyile, modernlik, İslam gibi ana kavramları etraflıca inceliyor. Ayrıca tecdit toplumu, millet toplumu, nur toplumu, metafizik toplum gibi toplum tasavvurlarını da anlamlandırmaya çalışıyor. Kitabının diğer bölümlerini de zikredilen isimlerin ‘buhran’ içerisinde olan Müslüman toplumu dönüştürme adına yaptıkları düşünsel faaliyetleri incelemeye hasrediyor. Said Halim Paşa’nın buhranlarımızı giderecek bir yöntem olarak önerdiği İslam içtimaiyatını, Ahmed Hilmi’nin yaşanan toplumsal düşüşe karşı ileri sürdüğü tecdit muhayyilesini, Mehmed Akif bağlamında ele alınan hareketçi millet tasavvuru ve en nihayetinde Said Nursi’nin nur toplumunu etraflıca işliyor. Üzerine çok sayıda araştırma bulunan Akif ve Said Nursi isimlerinin yanı sıra zaman zaman gündeme gelen Said Halim Paşa, İslam toplum tasavvuru bağlamında inceleniyor eserde. Üzerine çok söz söylenmeyen Filibeli Ahmet Hilmi’ye dair bölüm önemlidir. Bütün din ve ideolojilerin temel gayelerinden olan model toplum inşasına, İslam’ın nasıl yaklaştığını sözü edilen isimler üzerinden analiz eden bir eserle muhatap olduğumuzu söyleyebiliriz.