Kaçırılan Emanetin İnfazı

Hasan Pir

Amed'te, aydınlığın doğmasına saatler vardı,

Uzun namlularla, patlatılan iki el ateş,

Elleri arkaya bağlı, gözleri bantlı,

İki caninin arasında, son yolculuğa doğru,

Kaçırılan son emanetle birlikte,

Karanlık sokaklara daldılar.

Zalimler birlik olmuşlardı,

Karanlık planları, despotluğun yaşayışı için...

EY YOL ARKADAŞIM!

O akşam Amed,

Telaşlı ve anlayamadığı bir tarih yaşıyordu,

Islah eden eller bağlanmış,

Düşünen beyinlere kurşunlar sıkılmış,

Ve zulmü gören gözlere, karanlıklar çekilmişti...

Kırmızı çamurla, yeni surlar inşa edilecek,

Birbiriyle kenetlenmiş ve kurşunlara

karşı çelikleşmiş,

Bir nesille, şafağa doğru yol alırken,

Surların arkasından doğan güneşle,

Hakkın bayrağı, ebedi dalgalanacak!..

Evet, dört ay, on gün sonra,

Kaçırılan son emanette, randevusuna yetişti.

Ve şehidin uzamış sakalında,

Kan ve gözyaşı birikmiş bir halde,

Yol kenarına bırakılmıştı.

Sakin bir mutluluk vardı yüzünde,

Sade ve katışıksız semaya bakarken.

Vücuduna söndürülmüş bir izmaritin kokusu,

Bedeninde yeşermiş yeşil yeşil çimenler...

Ve bağrından yeşeren papatyalar,

Kanların akmasıyla açmıştı kapılarını.

Şakaklarında dökülen kanlar,

Gösteriyordu "Güneş'in" dinmeyecek

Savaşan, savaşçılarının destanını...

EY YOL ARKADAŞIM!

Onlar, silahlı ellere karşı, silahsız,

Elleri kelepçelenmiş bir şekilde döğüştüler...

EY YOL ARKADAŞIM!

Umutlarımız tükenmedi ve tükenmeyecek!

Bilakis,

Alevlendi, bedenimizi sardı,

Ta ki melekler "selam şerbetini"

Bize sununcaya kadar,

Tavizsiz kavgamız sürecektir.

EY YOL ARKADAŞIM!

Şunu da gördük ki,

Kurtlar sofrası, Amed'in bataklığında,

İsyan Goncalarının yeşerdiğini...

EY YOL ARKADAŞIM!

Dünyada başlayan, cennetin yolu,

İnce, uzun, çileli ve ayrılık dolu bir hayattır.

Ahirette biten, yorgun yolun sonunda;

Kavuşmak, sevgi ve selam vardır....