İsrail’in Guantanamo’su: 1391 Sayılı Tesis (Detention Facility 1391)

Fatma Tunç Yaşar

İsrail'in hukuk ihlallerinden, işkence uygulamalarından, işgallerinden ya da uluslararası kararlara karşı umursamaz tavrından bahsetmek artık pek bir anlam ifade etmemeye başladı. Bugün, bölgede yaşanan insanlık dışı uygulamalar öylesine kanıksandı ki, İsrail'in bir gece baskınında aralarında çocukların da bulunduğu 10 Filistinliyi öldürmesi, haber bültenlerinin alt sıralarında ancak yer bulur hale geldi. Hatta, 1967 tarihinde Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'yi işgal etmesinden 2000 yılına kadar 700 bin Filistinliyi tutuklamış ve bunların yüzde 90'ına işkence etmiş olan bu zihniyet için "hukuk" kelimesiyle başlayan cümleler kurmak dahi bir zaman sonra anlamını kaybetmiştir.

Ama işgal devam ettiği sürece yine de söylenecek çok şeyler olduğu kesin. Bu çerçevede, uluslararası medyada fazla gündeme getirilmeyen bir İsrail uygulamasını ve hukuksuzluğunu hatırlatmakta yarar var.

İsrail'in tutuklu Filistinlilere yönelik uyguladığı işkencenin bir boyutunu da gizli hapishaneler oluşturmaktadır. Gizli hapishaneler, Cenevre Sözleşmesi'nin 4. maddesine ve hatta İsrail'in kendi yasalarına aykırı olduğu halde İsrail İç İstihbarat Örgütü Şin Bet'in gözaltına alınan Filistinlileri haftalarca gizli bir hapishanede tuttuğu artık kimsenin saklısı değil. 1391 Sayılı Tesis (The Detention Facility 1391) adı verilen ve "İsrail'in Guantanamo'su" olarak nitelendirilen bu hapishaneler, İsrail'in merkezinde yüksek duvarlar ve ağaçlar ile çevrili bir kaleyi andırmakta ve dış görünüş itibariyle de manda döneminde 1930'larda İngiltere tarafından inşa edilen karakollara benzemektedir. 1967 öncesi Batı Şeria-İsrail sınırı olan Yeşil Hat'a yakın olan tesisin, bölgeye ait haritalarda, fotoğraflarda ve yol işaret levhalarında yer almaması dikkati çekmektedir.1

Ülkenin güvenliği için gizliliğin esas olduğunu vurgulayan İsrail, burayı medyadan gizlemek için her türlü yola başvurmuştur. Ancak, İsrail yönetiminin tüm uğraşlarına rağmen, bu tesisler yerel bir gazete tarafından açığa vurulmuş ve İsrail Savunma Bakanlığı bu tesislerin varlığını Nisan 2002'de kabul etmek zorunda kalmıştır. Ancak açıklanmasının ulusal güvenliği tehlikeye sokacağı gerekçesiyle, gizli bir askeri üste olduğu belirtilen hapishanenin yeri kesin olarak belirtilmemiştir.

HaMoked adlı bir insan hakları örgütünün çalışmaları ile ortaya çıkarılan bu tesislerdeki çok sayıda insan hakları ihlali gündeme taşınmakla birlikte yeterli bilgiye ulaşmak mümkün olmamıştır. Buradaki hapishanelerde tam olarak kaç tutuklunun bulunduğu bir sır gibi saklanmaktadır. İsrail otoriteleri, buradan kayıp durumuna düşen Filistinliler hakkında her türlü bilgi talebini geri çevirmiş ve tesisin varlığını inkar etmişlerdir. Normal durumlarda, ordu ve gizli ajanlar tarafından yakalanan Filistinlilerin adları ordu, polis veya hapishane yetkilileri tarafından kayda geçirilmekte ve bunların listeleri yayınlanmaktadır. Ancak gizli hapishanede tutulanlar, adları hiçbir listede yayınlanmadığı için "fiilen kayıp" duruma düşmektedir.2

Tesislere dair tek bilgi, İsrailli Leah Tsemel adında bir avukatın buradan çıkan az sayıda Filistinli tutuklu ile yaptığı görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Filistinliler, duvarları siyah hücrelerde tutulduklarını, nerede olduklarını sorduklarında da "aydasınız" yanıtını aldıklarını ifade etmişlerdir. Görüşmeler sonucu tesislerde tutulan Filistinlilerin fiziksel ve psikolojik olarak çok sayıda insanlık dışı muameleye maruz bırakıldıkları tespit edilmiştir. İsrail'in burada az sayıda Filistinlinin bulunduğunu ve bunların tutuklu olmadığını söylemesine rağmen, Tsemel'in görüştüğü Filistinliler, burada çok sayıda tutuklunun bulunduğunu ve bunlar arasında Filistinlilerin yanında Lübnanlı, Ürdünlü, Suriyeli, İranlı, Faslı ve Iraklı tutukluların da olduğunu söylemişlerdir.3 El-Fetih'in üst düzey liderlerinden Mervan Barguti ile İsrail'in Lübnan'da kaçırdığı Hizbullah liderlerinden Şeyh Abdülkerim Ubeyid ve Mustafa Dirani'nin de bu gizli hapishanede bir süre tutuldukları ileri sürülmektedir.4

Gizli hapishanelerin varlığının ifşa edilmesinin ardından çok sayıda insan hakları örgütü ile Kızılhaç buradaki tutuklular hakkında bilgi talebinde bulunmuşlar ancak istekleri reddedilmiştir. Bunun üzerine 4 Eylül 2003'te bu örgütler bir araya gelerek ortak bir basın bildirisi sunmuşlar ve İsrail yönetiminden bu tesislerin yerlerinin açıklanmasını ve feshedilmesini istemişlerdir.5 Aralık 2003'te de benzer bir talep İsrail Yüksek Adalet Mahkemesi'nden gelmiştir. Mahkeme, İsrail yönetiminden bu tesislerdeki tutuklular ve sorgulamalar hakkında neden bilgi vermediğini 45 gün içinde açıklamasını istemiştir.6

Dipnotlar:

1- Jonathan Cook, Le Monde Diplomatique, November 2003

2- Jonathan Cook, Jewish state's secret jail holds Arab prisoners, who speak of torture and healt conditions, The Daily Star, 15/11/2003

3- A.g.e

4- İsrail Gizli Hapishaneleri Kabul Etti, 30 Haziran 2003, www.hurriyetim.com.tr/haber (İsrail Ubeyid'i 1989, Diran'yi ise 1994'de kaçırmıştı. İki Hizbullah lideri, özel güvenlik yasaları gerekçesiyle tutuklu bulunuyor ve hala yargılanmadı.) 

5- Basın Bildirisi, 4 Eylül 2003, http://www.stoptorture.org.il/eng/press.asp?menu=7&submenu=1

6- Moshe Reinfeld, Yuval Yoaz, Court Orders State to explain secrecy on prison Facility 1391, 1 Aralık 2003, www.haaretz.com