İslami Cihad Hareketi Perspektifiyle Filistin Seçimleri Süreci

Mustafa Furkan Torlak

Filistin İslamî Direnişinin öncülerinden İslami Cihad hareketinin Filistin meselesinin herhangi bir boyutuna ve merhalesine ilişkin bakış açısını ve stratejisini anlayabilmek, kuşkusuz bu hareketin kurucusu olan Şehid Fethî Şikakî'nin Filistin meselesine bakışını anlamaktan geçer. Zira bu hareketin hedef ve yöntemleri, meselelere yaklaşım tarzı bizzat Şehid Şikakî'nin düşüncelerine göre şekillenmiş; hareket bu doğrultuda öznel duruşunu kazanmıştır.

Özetle İslamî Cihad'ın yaklaşımından bahsetmek istersek şunları kaydetmemiz gerekir: Şehid Şikakî, Filistin meselesinin nihai zafere ulaşılmasının yalnızca bir örgütün ya da bir teşkilatın imkânlarıyla elde edilemeyeceğini; zaferin ancak İslam ümmetinin tüm imkânlarının seferber edilmesiyle mümkün olabileceğini; İslamî Cihadın, gerekli olan sabır, direniş ve cihad aşamalarında ümmete öncülük edecek bir birlik olduğunu söylemiştir.1Mücadelenin tek yönlü değil birçok başkente yayılmak suretiyle birçok cephede gerçekleştirilmesi gerektiğini; Filistin meselesinin diğer bölgelerle birlikte mücadele edilerek çözüme kavuşacağını savunmuştur.2

Sergilediği onurlu duruşuyla halkın sevgisini kazanarak Filistin'de Silahlı İslamî Direnişini başlatan Şehid Şikakî ve arkadaşları, metot olarak silahlı direnişi benimsemiş; -ancak bir İslam devleti kurulması durumunda Filistin meselesinin çözüme kavuşabileceğini savunarak- önceleri bu noktada çekimser kalan İhvan-ı Müslimin hareketinden ayrışarak3 70'li yılların sonlarına doğru4 "Hareket'ul Cihad'il İslamî"yi kurmuştur. Bu tavrıyla İslamî Cihad, halkın ulusalcılık ve solculuk yönündeki savrulmasının önüne geçmiştir.

Şehid Şikakî'nin Malta adasında şehadeti sonrası hareketin başına geçen Dr. Ramazan Abdullah Şallah da Şehid Şikakî'nin çizgisini sürdürdü ve 1996 seçimlerinde olduğu gibi bu seçimlerde de Oslo Anlaşması üzerine kurulu meclisin parlamentosuna girmeyi reddetti. Filistin sınırlarını, Ürdün Nehri'nden Akdeniz sahili olarak tanıyan İslamî Cihad, bu sınırların tartışılmaz olduğunu savundu ve bunu hareketin ilkeleri arasında saydı.

Siyasî sürece katılmadığı gibi seçimleri de veto eden İslamî Cihad lideri Dr. Ramazan şu açıklamayı yaptı: "Seçimlerden yana duruşumuzun yanlış olduğunu düşünmüyoruz. Kimse bize katılmayın da demedi. İslamî Cihad'ın bu duruşu 96 seçimlerini veto ederken sergilediği duruşunun aynısıdır. Zira seçimleri veto etmeyi gerektiren sebeplerin hepsi yerli yerinde durmaktadır."5El-Cihad lideri bu konuda grup içi hiçbir ayrılığın olmadığını da konuşmasına ekledi.

İslamî Cihad'ın yönetici kadrosundan Halid el-Batş ise son röportajında seçimlere girmeme nedenlerini şöyle sıraladı: "İşgal bitmemiştir; devam etmektedir! İşgal gölgesi altında seçimlere girme gibi bir imkânımız da bulunmamaktadır. İslamî Cihad'ın bu durumda seçimlere girmesi Siyonist düşmana bir şekilde meşruiyet kazandıracaktır." Sözlerine "el-Cihad'ın da seçime girmesi, tüm seçeneklerin tek bir dosyaya konularak Siyonist ve Amerikan baskısı altına alınması anlamına gelecektir" cümlesiyle devam eden Halid, öylesi bir duruşun aynı zamanda stratejik bir hata olacağını belirtti. Sergiledikleri duruşlarıyla, vatanlarından sürülen Filistin halkına ve bölgedeki devletlere silahlı direnişin devam ettiğini göstereceklerini kaydeden Halid, bu yolu tercih ederek kan pahasına zora talip olduklarını ifade etti.

"Sessiz kalarak istediğimiz gibi bakan, milletvekili olabilirdik" diyen Halid, Filistin toprakları, F-16'larla, Apache'lerle bombalandığında Filistin yönetiminin cevap verme gücüne sahip olmadığını; ancak silahlı direnişin misilleme gücüne sahip olduğunu; en azından bu gerekçenin dahi silahlı direniş gereksinimini ortaya koyduğunu ifade etti. Halid, işgalci güçlerle masaya oturmanın Filistin halkının, hürriyet, saygınlık ve bağımsızlık noktasındaki taleplerini karşılamayacağını ve hürriyetin bir bedelinin olması gerektiğini vurguladı.

"Hamas'ın olgun ve aklı başında bir hareket olarak kendi kararlarını verdiğini, kendi tercihini ortaya koyduğunu" belirten Halid, "Hamas, hükümette iken direnişiniz dolayısıyla aranızda bir problem doğması mümkün mü?" şeklinde yöneltilen soruya cevap verirken, Hamas'ın birçok şehit vermiş İslamî bir hareket olduğunu; Şeyhini, önderini şehit olarak sunduğunu ve seçimlere de direniş programını sürdürme düşüncesiyle girdiğini söyledi. Ancak programı değişmesi durumunda bunun çok büyük bir problem olacağını, bu durumda kendisine ancak bir rejim saygınlığı (!) çerçevesinde yaklaşabileceklerini belirten Halid, Hamas'ın İsrail'i tanımasını istemediklerini; seçim programı neyse ona devam etmesini talep ettiklerini bildirdi. Aksi takdirde bunun büyük bir kayıp olacağını; Hamas diye İslamî siyasî bir hareketten söz edilemeyeceğini kaydetti.

El-Fetih'in başarısızlığına da değinen Halid, Arafat'ın yokluğunun en çok Fetih Hareketinin birliğini etkilediğini, tabanının büyük bir çoğunluğunun zaten el-Fetih'e değil Arafat'ın şahsına bağlı olması dolayısıyla el-Fetih'in oy kaybına uğradığını belirtti.

Halid, Filistin halkı tarafından konuşulmaya başlayan İran yardımının, Batı'nın yardımına alternatif olup olamayacağına dair soruya cevap olarak, bunun mümkün olduğunu; Üstad Halid Meşal'in de bundan bahsettiğini; Avrupa ve ABD'nin yardımlarındansa kesinlikle Müslümanların ve Arapların yardımının tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Halid, Peygamber (s)'e hakaret eden karikatür olayları sonrası BM'ye ait binayı kapatmaya ilişkin bir eylemleri olduğuna dair iddiaları yalanladı ve el-Cihad'ın bu eylemle herhangi bir ilgisinin olmadığını; kendilerinin ekonomik ambargo yoluyla tepki verilmesi taraftarı olduğunu ve böyle bir alternatifin söz konusu olduğunu söyledi. İbadetgâh olarak gördükleri kiliselere karikatür olayları dolayısıyla herhangi bir saygısızlığın hiçbir Filistinli hareketin aklından geçmediğini; Filistin'de Müslümanlarla Hıristiyanların ilişkisinin karşılıklı saygıya dayalı olduğunu vurguladı.6

Seçimlerden galip çıkan Hamas'la birlikte hükümette yer alabileceklerine dair şayialar üzerine İslamî Cihad lideri yardımcısı Şeyh Ziyad en-Nehale resmi bir açıklama yaparak hükümete girmeyeceklerini; Siyonizm'e karşı silahlı direniş metodunu sonuna kadar sürdüreceklerini açıkladı.7

İslamî Cihad Hareketi, Filistin Direniş tarihinde ulusal direniş hareketleri ile Hamas arasında birçok kez aracılık yapmış; kendisinden farklı görüşlere sahip olan hareketlere geniş yüreklilikle davranarak direnişin sesini gürleştirme noktasında elinden gelen özveriyi sergilemişti. Son süreçte de İslamî Cihad, kendisinden beklenilen sağduyulu tavrını yine sergiledi ve Hamas'la, Filistin halkının maslahatı ve toplumun ıslahı için gerekli yardımlaşmalarda bulunulacağını da ilan etti.

20 Şubat Pazartesi günü Hamas Parlamento Başkanı Dr. Mahmud ez-Zehhar'ın evinde Hamas yetkilileriyle İslamî Cihad hareketi yetkilileri arasında gerçekleşen görüşme sonrası İslami Cihad'ın önde gelen simalarından Şeyh Nafiz el-İzam şu açıklamayı yaptı: "Dostane bir görüşme oldu. Hamas içindeki kardeşlerimiz silahlı direniş seçeneğine bağlı olduklarını ve bu noktada İslamî Cihad Hareketinin bu alandaki çabalarını takdir ettiklerini belirttiler... Biz kendilerinden hükümete katılım noktasında özür istedik; önümüzdeki süreçte kendilerini toplumsal durumu ıslah etmeye, direniş seçeneğini ön plana çıkarmaya ve Filistin Halkının haklarını savunmaya çağırdık. Bu konularda yardımlaşabileceğimizi kendilerine bildirdik." Şeyh Nafiz sözlerine tüm Filistinli hareketleri, Hamas'ı başarısızlığa sürüklemeye çalışan Amerikan Siyonizminin oyunlarına karşı Hamas'a destek olmaya çağırarak devam etti.8

Dipnotlar:

1- Şehid Fethî Şikakî, İslamî Hareket ve Kudüs, Ekin Yayınları, Temmuz 1996, s. 81.

2- A.g.e., s. 83-84.

3- Şehid Fethî Şikakî, İslamî Hareket ve Kudüs, Ekin Yayınları Temmuz 1996, s. 111.

4- Bu tarih Sayın Ahmet Varol'un "İslami Hareketin Bir Diğer Kanadı: İslamî Cihad Hareketi" başlıklı makalesinde verilen tarihle çelişmektedir. Bizim verdiğimiz tarih el-Cihad'ın resmi sitesi tarafından www.qudsway.com/Links/Jehad/1-/Link_Jehad1.htm zikredilmiş şeklidir! Ahmed Varol'un zikrettiği 1986 senesi Şehid Şikakî'nin Siyonistlerce ikinci kez tutuklanma tarihine tekabül eder.

5- Nida'ul Quds, 10.12.2005 - 23:30.

6- Halid El-Batş'ın açıklamaları için bkz.: El-Beyadir'ur Es-Siyasî, 896. sayısı. 18 Şubat 2006; Ayrıca bkz.: http://www.-qudsnews.net/moukabalat/detail.asp?articleID=459

7- Nida'ul Quds, 29.01.2006 - 08:30.

8- Nida'ul Quds, 23.02.2006 - 07:20.