İslam Dünyası’ndan Haberler

Haksöz

Hasan Turabi Yeni Bir Parti Kurdu

Sudan Hükümeti ile Sudan İslami Hareketi arasındaki ayrılık günden güne bütünüyle ortaya çıkıyor. Dr. Hasan Abdullah el-Turabi, eski partisinden ayrıldıktan sonra yeni bir siyasal parti kurdu. Partinin ismi "Sudan Halkın Milli Kongresi" (People's National CongressJ. Turabi kuruluşla ilgili yaptığı açıklamada, partinin Sudan'daki tüm İslami hareket erlerini bir çatı altında toplamak için çalışacağını ve özgürlük, şura prensipleri temelinde faaliyet göstereceğini belirtti.

Bu kuruluş öncesinde ise, Prof. İbrahim Ahmed Ömer, iktidardaki Milli Kongre Partisi'nin yeni genel sekreterliğine seçildi. Kendisi, daha önce yüksek öğrenimden sorumlu bakan olarak görev yapmıştı. Prof. Ömer en son olarak ise Başkan Ömer Hasan Ahmed el-Beşir'in danışmanlığı görevini yürütüyordu. Yeni genel sekreter çalışmalarında barış ve ulusal birlik ilkelerini yoldaş edineceğini açıkladı.

Turabi'nin yeni bir parti kurması ile Sudan İslami hareketi, yönetimle son bağlantısını da koparmış bulunuyor. Turabi'nin yeni parti kuruluşunda verdiği "özgürlük, birlik ve istişari temel" mesajları yönetime birer sinyal olduğu gibi önemli bir açılım noktası oluşturabilecek potansiyele sahip görünmekte. Sudan İslami hareketi tecrübesinde bir köşebaşı oluşturan bu gelişmeyi önümüzdeki günlerde yakından takip etmek gerekiyor.

Emperyalistler Nijerya Üzerine Yeni Hesaplar Yapıyor

Geçtiğimiz ay ABD Başkanı Bili Clinton Nijerya'yı ziyaret etti. Clinton Afrika'nın en güçlü ülkesi ve dünyanın en önemli petrol kaynaklarına sahip olan Nijerya'yı ziyaretinde, geçtiğimiz aylarda 36 eyaletten 8'inde şeriat hukukuna geçilmesinden Amerika'nın duyduğu kaygıyı anlattı. Konumu gereği tüm Afrika'yı etkileme özelliğine sahip Nijerya'da İslami Hareketin Batıyı endişelendirecek derece tehlikeli hale geldiği Clinton'un Nijerya ziyaretine 1000 kişilik devasa bir heyetle çıkması ile bir kez daha ortaya çıktı. Clinton'un, Nijerya Devlet Başkanı Obansajo'ya 8 eyaletteki şeriat uygulanmasından vazgeçilmesi karşılığında 30 milyar dolar para teklif ettiği iddia ediliyor.

Öte yandan Clinton'un ziyareti öncesi Güney Nijerya'da yeni bir büyük petrol rezervinin daha keşfedilmesi ilginç bir tesadüf(!) oluşturdu. Hollanda Kraliyetinin Shell firması yaptığı açıklamada ülkenin güneyinde Rivers State şehrinde keşfedilen 100 milyon varil hacmindeki yeni rezervin birkaç ay içerisinde çıkarılmaya başlanacağını belirtti. Bölgeye beraberinde ABD Enerji Bakanı Bili Richardson ile giden Clinton, Nijerya'dan, petrol fiyatlarının düşmesi için üretimin artırılmasını istiyordu.

Clinton'un ülkeye gelişi dolayısıyla Kano şehrinde sokaklara dökülen binlerce Nijeryalı ise ABD karşıtı sloganlar atarak Clinton'un bir portresini yaktılar. Nijerya polisinin göstericilere müdahalesinde bazı göstericilerin tutuklandığı belirtildi.

Orta Asyalı Müslümanların "28 Şubat"ı

Özbekistan İslami Hareketi ile Özbek, Kırgız ve Tacik orduları arasındaki çatışmalar sürüyor. Geçtiğimiz ay, İslami muhalefetin Özbek topraklarında ilerlediği ve Taşkent'e yakın bölgelere kadar sızdıkları ifade ediliyor. Taraflar; yaklaşık 4 bin metre yükseklikte, buzullar arasında çarpışmaya devam ediyorlar.

Rusya ise Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan'a "köktendinci terörist" hareketlere karşı askeri yardım teklifinde bulundu. Shangay'da geçtiğimiz aylarda imzalanan "teröre karşı bölgesel işbirliği" antlaşması gereğince teklif edilen yardımların bizzat Rus askeri birliklerince bölgeye götürüldüğü haberleri geliyor. Söz konusu ülkelerin yardım çağrılarını kabul eden ülkelerden Ermenistan bölgeye 50 bin dolar yardım gönderirken, Rusya ve Çin ise askeri yardımlar gönderdi. Türkiye'nin de bölgeye acil yardım gönderdiğini açıklayan Dışişleri Bakanı İsmail Cem "Özbekistan ve Kırgızistan'ın köktendincilere karşı acil yardım çağrısına karşılık yardım gönderdik ancak konunun stratejik önemi dolayısıyla şu anda bu yardımların mahiyetini açıklayamam." dedi. Önümüzdeki günlerde Türkiye'de bir askeri heyetin bölgeye giderek İncelemelerde bulunması bekleniyor.

Diğer yandan Kırgızistan'da 20 Temmuz'da ülkenin önde gelen insan hakları kuruluşlarının büroları kapatıldı. Operasyonlarda Kırgız İnsan Hakları Komitesi Başkanı'nın oğlu olan Almaz Dyryldayev'in de tutuklandığı bildiriliyor. Dyryldayev, tutuklanmasından önce yaptığı bir açıklamada hayatının tehlikede olduğunu ifade etmişti.

Beşşar'a Lütuf Çağrısı

Crescent International'ın haberine göre, geçtiğimiz ay önde gelen kırktan fazla müslüman lider, Suriye'nin yeni devlet başkanı Beşşar Esad'a yaptıkları çağrıda ülkedeki tüm siyasal mahkumlar ve düşünce suçlularının salıverilmesini ve yasalarda özgürleştirici düzenlemeler yapılmasını talep ettiler. Çağrı, 22 Temmuz'da bir Ürdün gazetesinde "Beşşar Esad'a Açık Mektup" olarak yayınlandı. Açık mektubun altında imzası bulunanlar uzun bir süredir Suriye'de baskıya tabi tutulan Müslüman Kardeşlerin Mısır ve Ürdün teşkilatlarının önde gelen isimlerinden oluşuyor.

Filistinli Müslümanlar Susuzluktan Kırılıyor

Filistin Özerk Bölgelerinde yaşanan su kıtlığı şiddetini arttırmaya başladı. Susuzluk büyük şehirlerdeki ve taşradaki halkı eski ve mikroplu kuyularda su aramaya yöneltiyor. Su kıtlığı en yoğun olarak Batı Şeridi'nin güney kısmında yaşanıyor. Bölgede pek çok insan karaborsaya düşen suya ulaşabilmek için yüksek meblağlar ödüyor. İnsan hakları kuruluşlarından alınan bilgilere göre Filistin'de kişi başına düşen su miktarı 140 metreküp iken, bu oran İsrail'de kişi başına 560 metreküpe ulaşıyor.

Öte yandan geçtiğimiz ay Türkiye'ye gelen Barak'ın Ecevit'e "Su konusunda ciddi sıkıntılarımız var. Bunu çözmeye çalışıyoruz. Manavgat suyu için bir heyet göndererek önümüzdeki projeleri değerlendireceğiz" şeklinde konuşması anlamlı bulundu. İsrail ile Filistin arasındaki kişi başına düşen su miktarındaki uçuruma rağmen Türkiye'nin sadece İsrail'e her geçen gün daha fazla su satması, iki taraf arasında arabuluculuğa soyunurken ne derece adil(!) ve tarafsız olduğunu göstermiyor mu!

İsrail'in Ebu Henud Fiyaskosu

Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)'ın askeri kanadı konusundaki İzzettin Kassam Birliklerinin komutanlarından Mahmud Ebu Henud, 26 Ağustos tarihinde Batı Yakası'nın Nablus kentinin Kuzey Aşina köyünde İsrail birliklerince düşürüldüğü pusudan yaralı olarak kurtuldu. Üç İsrail askerini de öldüren Henud, kuşatmayı yararak kurtulmasına karşın Filistin Özerk Yönetimi tarafından "silahlı teşekkül oluşturmak" suçlamasıyla tutuklandı. Filistin DGM'si tarafından günübirlik düzmece bir mahkeme ile 12 yıl hapse mahkum edildi.

Henud'un mahkumiyeti üzerine HAMAS adına bir açıklama yapan İsmail Ebu Şahab, Filistin Yönetimi'nin "büyük bir hata" yaptığı değerlendirmesinde bulunarak "Filistin DGM'sini tanımıyoruz ve kararı kınıyoruz." dedi. Henud, İsrail tarafından Batı Şeria'da arananlar listesinin en başında geliyordu.