Haklı Söz Düşünülsün Deriz

Mehmet Said Çekmegil

İslam diye tesmiye edilen zengin bir mevkutede, akademisyen bir ihvan profesör: "Dinin, insan için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu"ndan söz ediyordu.

Hayret ettik; Rahman ve Rahim rabbimiz, yarattıkları arasında yaşatmasını murat ettiği her canlının temel ihtiyaçlarını da yaratmıştır. Hava, su, hararet ve toprak gibi hayat sebebi bulunan temel ihtiyaçları her canlıya bahsetmiştir. Din ise yalnız akl-ı baliğ olan insanın kendi ihtiyarına, yani tercihine bırakılmıştır.

İşte söz konusu din arızî ihtiyaçlardan olmadığı için, yaratıcı insanoğluna görecek göz, duyacak kulak, anlayacak kalp (akıl) verdikten sonra onu, talip olma (seçme) hürriyetiyle imtihana tabi tutmuştur.

Din, insan için ihtiyaç değil, saadet vesilesidir. Dine yönelmek Allah önerisidir. (10/105, 30/30, 42/13). Dinde samimi olmak da Allah emridir. (98/5). Ancak yaratıcı herhangi bir din seçme mecburiyeti koymamıştır. Bu konuda ikrah olmadığını da tebliğ etmiştir (2/256).

İmtihan sorusu olarak şükretsin, ister nankörlük edenler gibi küfretsin (76/3). Hak yaratıcısı tarafından belirlenmiştir; "... artık dileyen iman etsin, dileyen gâvur olsun" (18/29). Dini gerçekleştirmeyenler kınanmıştır (82/9,107/1).

Beni beşer kınanmış da olsa, kıvançlandırılmış da olsa elbette ki ihtiyaçları olacaktır. Din, ahiretsiz seküler refah düşkünleri için bir ihtiyaç değil belki bir araçtır. Din, ahirette de dünyada da güzelliklere talip olanlar (2/201) için bir kurtuluş reçetesidir; Rahmet-i İlahidir.

Pozivitivist A. Comte ve benzeri hümanist(!) sosyologlar, seküler çıkarları için çırpınan pragmatistler gibiler, kalabalıkları uyutup kolay sömürebilmek için dine de yer yer ihtiyaç duyarlar. Hatta batıl bir dini ele alamasalar bile sosyolog diye üne kavuşturdukları Comte'ler gibi bir din türeterek, adına "insanlık Dini" derler, başlarlar tapmaya. Bu zavallılar bu saçma dinlerinin ilmihalini yazıp sade Avrupa'ya sürmekle kalmamış, güya çökmekten kurtulmasına yardımcı olmak için O dönemin Osmanlı başbakanına bile önermişti.

İşte İslam'ı da böylesine bir alet dini sanarak öne sürmek müminin müfekkeresine ters düşer. İslâm insanoğlunun ebedi saadeti için çıkarılan ilk ve son davetiyedir; Vaz'-ı esas'ı ancak ve ancak yüce Allah'tır.

Hz. İsa aleyhisselamm tebliğ etliği İslam'ı, atma ve katmalarla eliyüzü belirsiz hale getiren hurafecileri bertaraf edemeyen maddeciler, Kilise ve Havralar gibi mabetlere ihtiyaç duyar haldedirler. Bu şekil ihtiyaçlarını gidermek için paralarının üzerine Allah'a inanıyoruz şeklinde yazılar korlar. Nasıl ki satıp durdukları sigara paketlerinin üzerine de ''Sağlığa zararlıdır" gibi yazılar yazdırıp yine de içip dururlar, işte öyle....

Din, Allah'ın dini; müminler için yegâne kurtuluş yoludur. Mükezzipler ister ihtiyaç duysunlar, ister duymasınlar fark etmez. Din muttaki müminlere dünyada şahsiyet, Ukba'da saadet kazandırır; ona bir ihtiyaç olarak bakanları da utandırır. Yarabbi bizleri bu tür utananlardan koru...