Göz Yaşlarıyla Beslenen Secdeler

Fevzi Zülaloğlu

“İşte bunlar Allah’ın kendilerine nimetler bağışladığı nebilerden bazıları: Âdem’in soyundan, Nuh’la birlikte (o gemide) taşıdığımız kimselerin soyundan, İbrahim ve İsrail’in soyundan gelen ve hepsi de doğu yolu gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerden bazıları. (Onlar) ne zaman kendilerine O sınırsız rahmet sahibinin mesajları okunsa ağlayarak (O’nun huzurunda) secdeye kapanan kimselerdir.” (Meryem,19/58)

Yukarıdaki ayet, tarih boyunca peygamberlerin ve onların getirdiği ilahi mesajlara yürekten iman edenlerin, vahyin sahibi için secdeye kapandıklarını beyan ediyor. Önemli bir detaydan daha söz ediyor: Secdede ağlamak.

Biz bu çalışmamızda ağlamanın ve gülmenin adalet ölçülerini daha iyi anlamak için, bize karşı son derece cömert olan Rabbimizin kerim kitabı Kur’an’a daha yakından bakmak istiyoruz.

1.İlahi Bir Nimet Olan Ağlamak ve Gülmek

Kur’an’da ağlamakla ilgili yedi ayet vardır. Bu ayetlerde ağlamak hem olumlu ve hakiki hem de mecazi ve olumsuz anlamlarda kullanılmıştır.1 Ağlamak bir aldatma aracı olarak kullanıldığında olumsuzdur ve münafıkların kullandığı araçlardan biridir. Bu topraklarda Yezid’le iş tutan zalimlerin yanında yer almayı hayat tarzı edinen bir vaiz bir aldatma aracı olarak bu yöntemi çokça kullanmıştır.

Ağlamayı yaratan Allah için ağlamak da ağlamanın şükrü sayılır: “Ve elbet ağlatan da O’dur, güldüren de O.” (Necm, 53/43)

Tüm nimetlerin yaratıcısı olan Rabbimiz, bu nimetlerin nerede nasıl kullanılacağını tayin etmiştir. Her nimet gibi gülmek ve ağlamak da adalet ölçüsünde kullanılırsa hidayeti, israf edilirse dalâleti besler büyütür. Hiç şüphesiz ilahi rıza adaletten yanadır.

Kâfirler, münafıklar dengesiz insanlardır, ağlanacak hallerine gülerler ve sorumsuz tutumları onları Allah’a secde etmekten alıkoyar.

“Ve dahi ağlanacak halinize gülüyorsunuz? Üstelik bir de kafa tutuyorsunuz? Artık bırakın bu tavrı da Allah’ın huzurunda secde edin ve yalnız O’na kulluk edin!” (Necm, 53/60)

2.Ağlamanın Adaletle Kullanılması ve Faydaları

Niçin ağladığımız kadar kim için ve nasıl ağladığımız da önemlidir. Biz müminler için “küfrü değil şükrü hayat tarzı edinmek” imanımızın bir gereğidir. Her nimetin şükürle anılması gerektiğine inanırız. Her nimetin şükrü de kendi cinsindendir. Ağlamak da gülmek de Rabbimizin bize bağışladığı nimetlerdendir. Vahyin bilgisine sahip olan, onun gayelerini kavrayıp ona iman eden müminler kalplerini yumuşatmak ve günahlarından arınmak için ağlarlar. Huşu ile ağlamak yaratıcı ile olan ilişkimizde takvamızın güçlenmesine hizmet edecektir.

“De ki: Ona ister inanın, ister inanmayın! Gerçek şu ki, daha önceden bilgi ve bilginin amacını kavrama yeteneğiyle donatılmış olanlar, kendilerine ayetlerimiz okunduğu zaman derhal yüzleri üzerine kapanırlar. Ve derler ki: Kudret yüceliğine payan olmayan Rabbimizin sözü kesin olarak gerçekleşmiş bulunuyor. İşte onlar gözyaşları içinde yüzleri üzerine böyle secdeye kapanıyorlar ve bu duyarlılıkları onların saygılarını artırıyor.” (İsra, 17/107-109)

3.Gökler ve Yer Bile Ağlar

“Ne gök ağladı onlara ne de yer ve ne de cezaları ertelendi.” (Duhan,44/29)

Bu ayete göre, zamanında günahına, hatalarına ağlamak yerine hakla, hakikatle, imanla, İslam’la alay edip gülenlere gökler ve yer bile ağlamaz. “Göklerin ve yerin ağlaması” hiç şüphesiz mecazi anlamdadır. Ancak yine de ağlamanın kevnî ayetler olan göklere ve yere nispet edilmesini, onların “zulme duyarsız olmadıkları” şeklinde anlayabiliriz. Şuursuz ve iradesiz olmaları göklerin ve yerin insana ve faaliyetlerine duyarsız oldukları anlamına gelmez.

Göklerin ve yerin ağlaması mecazıyla verilen mesaj şöyle de ifade edilebilir: “Ey insanoğlu! Göklerde ve yerde ne varsa ilahi adaletten ve tevhidden yanadır, Rabbine karşı duyarsız değildir. Sana yakışan Ayetullah olduğunun idrakine varmaktır.”

4.Münafıkların Ağlaması

Ağlamak dalâletin sebeplerinden olan kibri öldürür, tevazuu besler büyütür. Nifakla dalalete sürüklenmiş olan münafıkların ikiyüzlü akıllarının şifası ağlamakla tedavi olabilir. TebukSeferine katılmayan münafıklar ağlanacak hallerine güldükleri için Rabbimiz onlara şöyle seslenmiştir:

Artık bundan böyle (dünyada) az biraz gülsünler, fakat kazandıklarının bir karşılığı olarak (ukbada) çok ağlayacaklar.” (Tevbe, 9/82)

Ağlamak secdede müminlerin takvasını güçlendirirken, öte yandan insan ilişkilerinde bir aldatma aracıdır. Örneğin Yusuf Peygamberin iki kardeşi babalarını kandırmak, ikna etmek için ağlamışlardır:

“Derken akşam vakti babalarına ağlayarak geldiler: Dediler ki ey babamız! Yarış yapmak amacıyla uzaklaşmıştık. Yusuf’u da eşyaların başında bırakmıştık. Bir de baktık ki onu kurt yemiş. Ama biz ne kadar doğruyu söylersek söyleyelim, yine de sen bize inanmayacaksın!” (Yusuf, 12/16-17)

5.Gülmenin Adaletle Kullanılması ve Faydaları

Gülmek Kur’an’ın on ayetinde geçmiştir. Bu ayetlerin beşinde olumlu anlamda, birinde mecazi, dokuzunda hakiki manada kullanılmıştır.2

Ağlamak ve gülmek gibi insani hasletlerin yaratıcısı Allah Teâlâ’dır. (Necm, 53/43)

Her nimetin şükrü kendi cinsindendir. Gülme nimetinin şükrünü ifa etmek onu adaletle kullanmaya bağlıdır. Yani ilahi nimetlerin nasıl ve nerede kullanıldığı önemlidir. Süleyman (a)bu konuda örnek gösterilmiştir:

“Komutu onun vermesinden dolayı (Süleyman) gülercesine tebessüm etti ve ‘Rabbim!’ dedi, ‘İç dünyamı öyle bir düzene sok ki senin bana ve ana babama bahşettiğin nimetlere layıkıyla şükreden ve hep senin hoşnut olacağın güzel işler yapan biri olayım ve beni rahmetinle erdemli kulların arasına kat!” (Neml, 27/19)

Tıpkı İshak Peygamberin doğumu İbrahim (a) ve eşine müjdelenince annesinin sevinçten gülmesi gibi. (Hud, 11/71)

Sahih bir hadiste Müslüman kardeşini güler yüzle karşılamayı, Peygamberimiz iyilik çeşitlerinden biri olarak anmıştır: “Allah’tan kork ve hiçbir iyiliği küçümseme. Bu su isteyen birisine kovandan su vermek veya Müslüman kardeşini güler yüzle karşılamak dahi olsa.” (Müslim, Birr, 144; Tirmizi, Et’ime,30)

Kâfirler kıyametle alay etmek için gülerler. (Necm, 53/60) Kâfirler müminlerle alay etmek için kendi aralarında gülüşürler:

“Ne var ki siz onlarla alay ettiniz. En sonunda onlarla alayınız size beni hatırlamayı unutturdu, üstelik bir de onların halini gülünç buluyordunuz.” (Mü’minun, 23/110)

“Ne var ki günah bataklığına gömülmüş olanlar, bir zamanlar iman edenlere gülerlerdi.” (Mutaffifin, 83/29)

Öte yandan kâfirler ve münafıklar ağlama ve gülme nimetlerini adalet ekseninde, dengeli bir şekilde kullanmadıkları için bu dünyada gülseler de ahirette ağlayacaklar. (Tevbe, 9/82)

Gülme nimetini dengesiz kullanmada Firavun ve avenesi kötü örneklerden biri olarak Kur’an’da beyan edilmiştir. O,Allah’ın ayetleriyle alay etmek için gülmüştür:

“Fakat ardından onların önüne mucizevi ayetlerimiz sürülünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.” (Zuhruf,43/47)

Bu dünyada ağlatılan müminler, ahiret günü güleceklerdir:

“Fakat bugün iman edenler küfrü hayat tarzı edindiği için (kaybedenlere) güleceklerdir. (Mutaffifin, 83/34)

“Bazı yüzler vardır: O gün ışıl ışıl ağardıkça ağaracak, şen şakrak… Bazı yüzler de vardır: O gün bütünüyle toz toprak, karardıkça kararacak… İşte bunlar inkârın dibini boylayan ve yoldan sapan sorumsuz kimseler olacak.” (Abese, 80/38-42)

Sözün Özü

Hiçbir günahkâr sonsuza kadar gülemez. Günahına bu dünyada ağlayıp kalplerini yumuşatanlar, küfür ve nifak hastalıklarına karşı takvalarını güçlendirirler. Ağlanacak hallerine gülenler ise sonsuza kadar ağlamak zorunda kalacaklardır.

 

Dipnotlar:

1- Ağlamak altı ayette hakiki anlamda kullanılmıştır: Tevbe, 9/82; Yusuf, 12/16; İsra, 17/109; Meryem, 19/58; Necm, 53/43, 60.Ağlamak dört ayette olumlu anlamda kullanılmıştır: İsra, 17/109; Meryem, 19/58; Necm, 53/43,60.Ağlamak iki ayette olumsuz anlamda kullanılmıştır: Tevbe, 9/82; Yusuf, 12/16.Ağlamak bir ayette mecazi anlamda kullanılmıştır: Duhan, 44/29. 

2- Gülmenin olumlu anlamda geçtiği ayetler şunlardır: Neml, 27/19; Necm, 53/43, Abese, 80/39; Hud, 11/71; Mutaffifin, 83/34.

Gülmenin olumsuz anlamda geçtiği ayetler şunlardır: Tevbe, 9/82; Mü’minun, 23/110; Zuhruf, 43/47; Necm, 53/60; Mutaffifin, 83/29.

Gülmenin mecazi anlamda geçtiği ayet şudur: Abese, 80/39.

Gülmenin hakiki anlamda geçtiği ayetler şunlardır: Tevbe, 9/82; Hud, 11/71; Mü’minun, 23/110;  Neml, 27/19; Zuhruf, 43/47; Necm, 53/43,60; Mutaffifin, 83/29,34.