"Gönüllü Kuruluşlar" Sinikleşirken Direnişçiler Umutlaşıyor

Haksöz

Saflar netleşiyor, sorular cevaplarını buluyor. Baskı arttıkça evrilenler mücadeleyi saptıranlar bir bir ortaya çıkıyor. Müslümanlar direnişi öğreniyor, sokağı öğreniyor. Yaşanan zulümlere kaygan zeminleriyle çözüm arayanların, zeminleri kayıyor, dün söyledikleriyle çelişir hale düşüyorlar. Sırtını vahye, nebevi metoda dayayanlarsa devrimci tavırlarını daha da pekiştirerek yaygınlaştırıyor.

Zulmü bertaraf etmek, bedel ödemekten geçiyor, Müslümanlar Aralık ayında da sokaklardaydı, bedel ödüyorlardı. Bursa'da, Tokat'da, İstanbul'da...

Bursa'da, 15 Aralık'ta başörtülü öğrenciler derslere alınmamaya başladı. İlk günden, öğrencilerin okul bahçesinden, velilerin dışarıdan direnişe geçmesi, müslüman halkta oluşan refleskleri görmek açısından önemliydi. Direnişin artmasıyla panikleyen okul idarecileri ve diğer resmi yetkililer, yalan dolanlarla öğrencileri ikna etmeye çalıştılar. Fakat müslümanlar, bu ikna çabasını 17 Aralık'ta yürüyüşe geçerek cevapladılar. Polis yine coplarıyla saldırdı. 18 Aralık'ta öğrenciler derslere girdiler. Fakat okul dışında birikmelerin engellenmesi için dersler, bir buçuk saate kadar uzatıldı. Engellenmek istenen küçücük ama kararlı yumrukların, okul dışında bekleyen velilerine vereceği komutlardı. Tüm kuşatmaya rağmen Yeşil, Nilüfer, Anadolu imam hatip liseleri birleşerek Heykel'e doğru yürüyüşe geçti. Yine coplar vardı, yine sıkılmış yumruklar vardı.

21 Aralık'ta okula alınmayan yaşları küçük, mesajları büyük öğrenciler, yine yürüyüşe geçti. Yine coplandılar, yine gözaltına alındılar. Ne cop yıldırdı onları, ne de gözaltı işkenceleri. Küçücük yumruklar ümmete bir mesaj gönderiyordu. Gözaltı işkencelerinde-ki bacılar, zilletten kurtuluş için tek adres gösteriyordu: Direniş.

Aynı zamanlarda 15 Aralık'ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi önünde de aynı mesaj veriliyordu. Başörtülerinden dolayı okula alınmayan öğrenciler ellerinde üzerinde "Özgürlüklerimizi Teslim Etmeyeceğiz" yazılı bir çelenkle okul önüne geldiler. Haklarını alana kadar mücadelelerine devam edeceklerinin altını çizen öğrenciler, "Direniş Var Yılgınlık Yok", "Başörtüye Uzanan Eller Kırılır" sloganlarıyla çelengi alıp okul kapısına doğru yürüyüşe geçtiler. Öğrencilerin kararlı tavırları karşısında sertleşen polis, copla, dayakla 23 öğrenciyi gözaltına aldı. Öğrencilerden ertesi gün çıkarıldıkları mahkemeden 16'sı salıverilirken, 7'si hakkında tutuklama kararı verildi. Ne gözaltılar, ne de cop, direnişi bastıramıyor. Her salı Edebiyat Fakültesi eylemlilikleri kararlılıkla sürüyor.

Öte yandan Bakırköy özgürlük meydanında başlayan zulmün karanlığına karşı mum yakma eylemleri Ramazanın girmesiyle camilere taşındı. Her cumartesi Eyüp, ve Fatih camilerinde eylemler yapılıyor. Polis, bu eylemlere de müdahale etti. Eyüp camiinde 5 i bayan olmak üzere 7 müslüman gözaltına alındı.

Ayrıca Kütahya'da da başlayan eylemde 12 müslüman gözaltına alındı. İmam hatip lisesi öğrencileri ve öğretmenlerinin de içinde bulunduğu 12 kişi iki gün sonra salıverildiler.

Malatya'da da teravih namazı sonrası eylem yapan müslümanlardan 10 u bayan 20 kişi gözaltına alındı.

Hatay'da başörtülerinden dolayı okula alınmayan öğrenciler eylemlerine devam ediyorlar.Hatay'da da polis müdahalesi sonucu 25 kişi gözaltına alındı.

Ankara da Abdi ipekçi parkın da eylem var. "Cuntaya Hayır Eğitime Özgürlük". "Üzülme, gevşeme Allah bizimle","Uyan, diren, özgürleş", "İnanca saygı düşünceye özgürlük" sloganlarının atıldığı eylem, Pazar günleri başarıyla sürüyor.

Ve Tokat, her yerde yılbaşı rezaletleri yaşanırken, Tokat'ta müslümanlar, zulmün karanlığına karşı mum yaktılar. Polis, yine saldırdı. 80 gözaltı verdi Tokat. Gözaltına alınanlardan birisi de ufak bir çocuktu. Müslümanlar aşırı soğuğa rağmen Emniyet karşısında sabaha kadar kolluk güçlerini protesto ettiler.

Müslümanlar, şimdiye kadar belki de hiç hissetmedikleri kadar, somut bir gerçeklikle karşı karşıyalar. Bir lise öğrencisinden esnafına, memuruna kadar sokakta tepkilerini dile getirmek gibi refleksler kazanan müslümanların, içinde bulundukları durum, her şeye rağmen umut verici.

Sınanıyoruz, sınandıkça Kur'an'ı daha iyi anlıyoruz, hayatı anlıyoruz, mücadeleyi kavrıyoruz. Sloganlarımız daha da bir anlam kazanıyor, daha da bir umut oluyor.