FDD’nin Kapatılması ve Rejimin İşbirlikçi Yüzü

Haksöz

Temmuz 1997 tarihinde, İDKAM'da "FDD Niçin Kapatıldı?" başlıklı bir panel düzenlendi. Panele Rıdvan Kaya yöneticilik yaparken konuşmacı olarak da Ahmel Varol ve Sefer Turan katıldılar.

İlk olarak söz alan Sefer Turan, FDD'nin ortaya çıkışı ve kapatılma sürecini aktarırken, Türkiye'deki gelişmeleri dünyadaki gelişmelerden ayrı tutamayacağımızı, Filistin'in dünyada ve Ortadoğu da çok önemli bir yere sahip olduğunu ve buna bağlı olarak, FDD'nin kapatılmasının da uluslararası bazı gelişmelerle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Filistin tarihini, 1948'e kadar ve 48'den sonraki dönem olmak üzere ikiye ayırmamız gerektiğini ve 4Ş'e kadar dağınık bir halde yaşayan yahudilerin, yahudi terör örgütleri ve bazı devletlerin yardımıyla bu tarihte Siyonist İsrail devletini kurduğunu belirten Turan, kurulan bu devletin 1990'lara kadar bölgede kabul görmediğini ifade etti. ''İsrail 48, 67. 72 savaşlarından sonra Mısır'la imzaladığı 1979 Camp David anlaşmasıyla bölgedeki Arap devletleri tarafından tanınma sürecine ilk adımı attı. 1991'deki Madrid barış görüşmeleri söz konusu süreci pekiştirdi. Barış sürecinin temel hedefi İsrail'in meşrulaştırması, bölgedeki diğer ülkeler gibi bir devlet olarak kabul edilmesidir diyen Turan İsrail'in bölgedeki ülkelerle ilişkilerini doğallaştırma çabalarına özellikle vurgu yaptı.

Sefer Turan: Türkiye'de FDD'yi, Filistin topraklarının gerçek sahibinin müslümanlar olduğuna ve İsrail diye bir devlet olmadığına inananların kurduğunu söyledi. Kapatanların ise İsrail'i tanıyan ve onun yanında yer alanlar olduğunu belirterek, FDD'nin müslümanlar için sembolik bir değeri olduğuna ve kapatanların da bu değere tahammül edemediklerine dikkat çekti. Bunun da FDD'yi kapatanlara karşı açık bir mücadele içinde olunmasını gerektirdiğini belirterek konuşmasını noktaladı.

İkinci konuşmacı Ahmet Varol, FDD'nin kuruluş amaçlarını ve bunları ne kadar başardığına kısaca şöyle aktardı:

"1- Kudüs davasını İslami bir bakış açısıyla yansıtıp, bu konuda bir bilinçlenme sağlamak,

2- Türkiyeli müslümanlar ile Filistinli müslümanlar arasında manevi bir bağ kurmak."

Varol, FDD kurulana dek Türkiyeli müslümanların Bosna'ya, Çeçenistan'a bol miktarda yardım ettiğini, bu yardımlarla iftihar edilmesi gerektiğini fakat aynı duyarlılığın Filistin için gösterilmediğini belirtti. Bunun sebebini de TC'nin resmi politikası ve müslümanların da bundan etkile-nimleri olarak vurguladı. Varol, FDD'nin düzenlediği programlan aktararak. FDD'nin Kudüs davası konusunda müslümanların heyecan ve bilinçlerini korumayı amaçladığını ve bu bilinci yıkmak isteyenlerin tepkilerini de FDD'yi kapatarak dile getirdiklerini ifade etti. FDD'nin 13-14 aylık bir süre içerisinde gerçekleştirdiği birçok program başarısının göstergesidir ama yeterli değildir diyen Varol yeterli olmamasının sebeplerini de şöyle açıkladı: "Başlangıçtaki heyecanın azalması, Türkiye'de Filistin ve Kudüs davasını sahiplenme riskinin büyümesi, ayrıca Türkiye'de müslümanlara yönelik baskıların yoğunlaşması FDD'ye yapılan katkıları olumsuz etkilemiştir.

İkinci defa söz alan Sefer Turan: "Biz kimliğimizi net bir şekilde orta yere koymalıyız ve gerekirse riske de katlanmalıyız" diyerek müslüman kamuoyunda Kudüs davası ile ilgili İsrail'le ilgili bulanıklıkların giderilmesi gerektiğini belirtti. Turan: "İsrail diye bir devletin olmadığını kamuoyuna sürekli ve her fırsatta anlatmamız gerekir. FDD'nin kapatılmasıyla hiçbir şey sona ermemiştir. Duyarlı müslümanlar Kudüs davasına sahiplenmelerini sürdürmelidirler" dedi.

Rıdvan Kaya, son olarak Ahmet Varol'a, Filistinle ilgili olarak resmi politikanın müslüman kamuoyunu nasıl etkilediğini sordu,

TC'nin dış politikasının İsrail'in resmi politikasıyla örtüştüğünü hatla aynı paralelde gittiğini belirten Ahmet Varol medyada bilinçli olarak "Filistin ile terör" kavramlarının birbirini çağrıştıracak şekilde kullanıldığını, Sincan olayları denilen olayın da bu propaganda kampanyasının bir parçası olduğunu ve kamuoyunda Siyonizm karşıtı duyarlılığı bastırmanın da hedeflendiğini söyledi. Müslümanların ellerindeki imkanları iyi kullanmaları ve Filistin davasını bıkmadan usanmadan anlatmaları gerektiğini ifade ederek konuşmasını noktaladı.