Ey Sevgili

Bünyamin Doğruer

Kitap dedim aşkla kavruldu içim

Kaç zamandır kanıyor içimdeki çığlık

Kapılardan çıkıp gitti hüzün, kurudu çiçeklerim

Neredesin ey sevgili

Şimdi toprağa döküldü yetimlerin gözleri

Sensiz neyleyim dünyanın bahçelerini

Hayat ölümcül bir uykuya akıyor

Külle kirlenmiş ruhlar

Kayıtsız alınlar, lanet sokaklar

Oysa bir gül bir devrimdi

Yiğit sesinle ey, gülü bize anlatan

Sendin ey sevgili

Senden uzak çağın şahidi olmak

Bir dertten, bir hüzünden ibaret olmak

Şimdi ben bu şehrin gözlerinden geçtim suç bu

Acının alnından öpmüştüm çıkarken

Onca yaralarımla renkli tırnaklar arasından

Belalı kavmin ortasından

Ölümün ağır gözlerine aldırmadan çıktım

Ey sevgili

Ey gülü bizlere anlatan adam

Kendisi büyük, davası büyük, imanı büyük

Ey devrimin ta kendisi

Yok şimdi kartal bakışlar

Dik duruşlar

Ölüm sessizliği taşıyor insanlar

Yanıyor hayat, yanıyor ruhlar

Şu zalim insanlar gökyüzünü parçaladılar

Kitabı parçaladılar

Ellerimde ölüyor kurşuni kelebekler

Hira anısı güvercinler konmuyor toprağa

Ebu Cehil çağdaşlık masalları anlatıyor meydanlarda

Resmi mühür ve imza, onaylanmış yenilgiler

Yasal nutuklar mihraplarda

Ey sevgili, değişti suratlarındaki mevsimler

Uzun soluklu ırmaklar dökülmüyor denizlere

Sınandığımız yokuşlarda kesildi nefesler

Ey sevgili

Hüzün yakıyor ellerimi

Kuşat beni

Emanetine vurulan kalbimi

Dudaklarımı ısırdıkça kabaran günlerde

Kuşat beni

Ey sevgili

Bıraktığın bahçende şimdi hazan mevsimi

Gönlüm mahzun dudaklarım kül

Ey sevgili