Dünyadan Haberler

Haksöz

Özerklik mi, Teslimiyet mi?

29 Ağustos'ta Gazze'de yapılan "yetki devri" anlaşmasından sonra anlaşıldı ki, Filistinliler dünyanın en sınırlı özerkliğine sahip olacaklar. Halihazırda 38 sosyal hizmet alanından sadece beşi Filistinlilere bırakılmış, bunlardan eğitim dışındakilerse birtakım şartlara bağlanmış durumda. 5 Eylül'de Jerusalem Post gazetesinde Rabin'in ifade ettiğine göre söz konusu şartlardan ilki (750 milyar dolarlık dış yardımın verilmesi için) "gerçek bir finansal düzen" kurulması. İkincisi ise özerk hükümetin "aşırı İslami terör örgütlerine" (!) karşı güç kullanılacağını ispatlaması. Bu iki şarttan herhangi biri eksik olursa anlaşma metninin uygulanması mümkün görünmemektedir.

Öyle gözüküyor ki Arafat'a İsrail'in dayattığı bütün şatları kabul edip tamamen teslim olmaktan başka seçenek bırakılmıyor. Bu durum bağımlılığın doğal bir sonucu olsa gerektir.

Middle East International, 9 Eylül 1994

El-Halil Katliamı Sürüyor

Yahudi terörist Baruch Goldstein'in İbrahim Camii'nde namaz kılan 30 rnüslümanı katletmesinin ardından 6 ay geçmesine rağmen kentte hayat henüz normale dönmüş değil. Şehrin merkezinde bulunan fanatik yahudilere bakılacak olursa el-Halil katliamına benzer katliamların gelecekte de yaşanacağı söylenebilir. Zira sözkonusu Yahudiler "Goldstein'in yüce ideallerine bağlı olduklarını, bütün gerçek yahudileri onun yolundan yürümeye çağırdıklarını" açıkça ifade edebilmektedirler. Ağustos'un başında İsrail devlet televizyonunda savaş eğitimi gören bir grup "Goldsteinci" Yahudilerle ilgili özel bir program yayınlanmıştı. 10 yaşındaki Yahudilerin bile içinde olduğu 15 kişilik çeteler halinde eğitim yapan Goldsteinciler, üzerinde Baruch Goldstein'in resmi bulunan ve "O yolumuza ışık tutuyor" yazılı olan t-shirtler giyiyorlardı.

Sözcülerinin dediğine göre "yaz eğitim kampları"nın (!) asıl amacı "Yahudi ideallerine destekçi yetiştirmek ve Yahudi gençlerine gerçek Yahudi vatanseverliğini benimsetmek" idi. Ancak "Yahudi idealleri" ile ne kastedildiği sorulduğunda eli silahlı gençler "Yahudiler düşmanlarını öldürmeyi öğrenmelidir" şeklinde cevap veriyorlardı. İsrail devleti bu gangsterlere karşı herhangi bir girişimde bulunmadığı gibi Filistinlilerin ellerini kollarını bağlamış durumdadır.

El-Halil katliamından sonra İsrail devleti İbrahim Camii'nin yüzde 55'ini gasbedip sinagog yapmış, yüzde 45'ini de müslümanlara bırakmıştır. Ayrıca yeni düzenlemeye göre müezzinin minareye çıkıp ezan okuması engellenmektedir.

Yerel vakıf yetkililerine göre İsrail devleti caminin içine ve civarına üç adet hareket edebilir geçit yeri, 14 elektronik kamera, metal dedektörler ve güçlü ışıklandırma sistemleri yerleştirmiştir.

Middle East Int., 9 Eylül 1994

Gazze-Eriha İç Savaşın Eşiğinde

FKÖ İcra Komitesi lideri Yaser Arafat'ın teşebbüslerinin ardından. HAMAS'ın bazı mensuplarının tutuklanmasıyla ilgili olarak, anlaşmaya muhalif Filistinli gruplar FKÖ'nün siyasetinin sonuçta Gazze ve Eriha'da bir iç savaş doğuracağını açıkladılar.

Arafat'ın verdiği emirle, 20 kadar HAMAS üyesi müslüman Filistin polisi tarafından tutuklandı. Tutuklama sebepleri 2 Siyonist rejim hedefine HAMAS'ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği saldırı gösteriliyor. Bu olayın arkasından, Yaser Arafat ve Gazze-Eriha özerk bölgesinin diğer Filistinli yekilileri açıklama yaptılar. Açıklamada bundan sonda Siyonizm karşıtı İslami gruplara, İsrailliler'e saldırıda bulunmasına izin verilmeyeceği belirtildi.

Bu konuyla ilgili olarak Filistin polisi komutanı Nasır Yusuf da "Eğer HAMAS ve anlaşmaya muhalif diğer gruplar İsrail hedeflerine saldırıdan vazgeçmezlerse, Beyrut benzeri bir iç savaş Gazze-Eriha'da yaşanacaktır. Bir yerde sükuneti sağlamak bizim görevimizdir. Birilerinin kendi şartlarını bize dikte ettirmelerine izin vermeyeceğiz. HAMAS'ın ve İslami Cihad'ın bunu anlaması gerekir." dedi.

Siyonist rejim tarafından Gazze-Eriha'ya özerklik verilmesinden bu yana geçen süre içerisinde, Siyonist rejim yetkilileri, Arafat üzerindeki, kendilerine yönelik saldırılarda bulunan gruplar için kesin önlemler alınması yönündeki baskılarını artırdılar.

Siyonist rejim Başbakanı Ishak Rabin Arafat'ın HAMAS'ı kontrol edememesi halinde özerklik bölgesinin genişletilmesi yönündeki görüşmeleri durdurmakla tehdit eti. Siyonist rejim Dışişleri Bakanı Şimon Perez de "İsrail-Filistin barış planına muhalif İslami grupların eylemlerine kesin olarak karşılık verilmesi yönünde FKÖ ve israil anlaşmıştır." dedi.

Aynı zamanda siyonist rejim ile FKÖ arasındaki anlaşmaya muhalif 10 grup Filistin polisi tarafından Gazze-Eriha'da HAMAS üyelerinin ani baskınla yakalanmaya başlamasından sonra yaptıkları ortak açıklamada, siyonist rejimin kuklası olarak kurulan Filistin Özerk Hükümeti'ni vahim akıbeti hazırlamakla suçladılar. Yapılan ortak açıklamada gruplardan birisine yapılan saldırı diğer gruplara yapılmış gibi telakki edileceği vurgulandı.

Diğer taraftan HAMAS yaptığı açıklamada Yaser Arafat'ı, son gözaltına alınmalarla masum Filistinliler arasında fitne çıkarmakla suçladı. HAMAS açıklama "kendilerini Filistin milli hükümetinin mesulleri olarak isimlendirenlerin gayri demokratik eylemleri, onların gerçekte siyonizmin emniyetinin hamiliğine soyunduklarını gösteriyor." dedi.

HAMAS açıklamasında halkı, İsrail'in elinde çomağa dönüşmüş Yaser Arafat'a karşı muhalefete çağırdı ve "HAMAS Siyonizm karşıtı cihadına devam edecektir. Buna karşın düşmandan veya diğer unsurlardan gelen kendisini ezmeye yönelik saldırılara karşı direnecektir." denildi.

Diğer taraftan HAMAS sözcüsü İbrahim Guşe, Gazze ve Eriha'da üyelerinin silahlarının toplanması için Filistin polisinin kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "İşgal altındaki topraklarda HAMAS'ın silahlarının toplanmasından hedef, siyonist rejim karşıtı cihadı durdurmaksa, biz zaten işgalcilerle savaşıyoruz, hükümetle de savaşırız."

Bu arada Eylül ayının ikinci haftasında Refah kentinde Filistin polisi, aradığı HAMAS'ın bazı üyelerini bir evde sıkıştırınca çatışma çıktı. Çatışmada Filistin Polis Seli Yusrri al-Hams öldürüldü. Bir müslüman Filistinli ağır yaralı olarak Filistin polisince tutsak edilirken, diğer arananlar yakalanamadı.

İttila'at, 22 Ağustos 1994 , 21 Eylül 1994

Suriye ve İsrail Anlaşması

İsrail Orta Doğu'da varlığını Arap ülkelerine kabul ettirip istikrara kavuşmayı hedefliyor. Görünüşe bakılırsa Suriye ile de anlaşmak üzere. Suriye yetkilileri İsrail Golan Tepeleri'nden çekilirse anlaşmanın yapılabileceğini belirtiyorlar, İsrail de bunu içerideki tepkilere rağmen kabul edecek gibi görünüyor. İsrail'de yapılan kamuoyu yoklamasında ise halkın % 34'ü Golan'ın geri verilmesine karşı iken, % 6O'ı Golan Tepeleri'nin Suriye'ye verilmesini destekliyor. Tek problem İsrail'in çekilmek için 3 yıl gibi bir sureyi deneme periyodu olarak alıp sınır düzenlemelerini bu zamana bırakma isteği. Buna karşılık Suriye ise çekilmenin aylık bir işlem olduğunu ve 3 yılın kabul edilemeyeceğini ileri sürüyor. Suriyeliler ayrıca anlaşmanın bölge sularını ve diğer kaynaklarını da kapsamasını istiyorlar. İsrail İnşaat Bakanı Ben Eliezer'in açıkladığına göre görüşmeler halen alt komisyonlarda karşılıklı olarak devam ediyor. Ayrıca Suriye İsrail ile yapacağı anlaşmaya karşılık kendisini Amerika'dan terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarmasını istiyor. Anlaşma gerçekleşirse komşularıyla dış politikasını istikrara kavuşturmuş bir İsrail, ileride bölgenin en etkin ve güçlü ülkesi olma yolundaki engellerden büyük birisini daha aşmış olacak.

Suriye Başkanı Hafız Esad, Orta Doğu Barış Planı'nı şimdiden içine sindirmiş gibi. Esad Şam'daki panolara astırdığı dev posterlerde "Barış Asil Bir Çaba ve Kutsal Bir Hedeftir" mesajını veriyor.

Middle East Int., 24 Eylül 1994 Şalom, 28 Eylül 1994

Barış Görüşmeleri ve Irak

Ürdün, Arap-Siyonist rejim arası yürütülen çok yönlü görüşmelere Irak'ı da katmak amacıyla bu ülkeye uygulanan uluslararası ekonomik arnborgoyu kaldırtmaya çalışıyor. Ürdün'deki diplomatik kaynaklar Ürdün ve Washington'un Arap-Siyonist görüşmelerinde ilerleme sağlayabilmek için Irak'ın üzerine düşeni yapması şartıyla bu ülkeye uygulanan ekonomik ambargonun kaldırılması hususunda hemfikir olduklarını bildirdiler. Amerika'nın tasarı önerisi üçüncü bir ülke aracılığıyla Irak'a ulaştırıldı.

Hayat gazetesi Ürdün'deki batılı diplomatik kaynaklardan nakille bu ilişkiler hakkında şunları yazdı: Irak'ın Arap-Siyonist rejim görüşmelerindeki rolü gözönüne alındığında, Amerika'nın bu ülkeyle dolaylı görüşme önerisi ile iki hedef amaçladığı anlaşılıyor.

Amerika bu yolla Irak'ı görüşmelere katmaya, böylece Suriye'yi zayıflatıp daha fazla taviz kopamaya çalışıyor.

Diğer taraftan Ürdün. Lübnan ve işgal edilmiş topraklardaki Filistinli sığınmacılardan bir grubu Irak'a yerleştirmek istiyor. Böylece ekonomik ambargonun kaldırılmasından sonra Irak'ı yeniden imar etme sırasında Filistinli ve Ürdünlü işsizlere iş imkanı sağlamış olacak.

Karger-Tehran, 21 Ağustos 1994

Fas da İsrail Önünde Eğildi

Geçtiğimiz günlerde Fas, Tel Aviv ve Gazze'de iki temsilcilik açtı. Arap ülkeleri arasında İsrail'de ilk temsilcilik açan ülke Ünvanını alan Fas'ın yanında adı açıklanmayan iki körfez ülkesi ve bir Kuzey Afrika ülkesinin de önümüzdeki günlerde temsilcilik açacakları bağımsız kaynaklarca açıklandı. Açıklamaya göre bu ilişkilerin kurulmasında İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres'in bizzat rol oynadığı belirtiliyor. Böylece İsrail yıllardır düşlediği Orta Doğu ekonomisine girme hayallerini gerçekleştirmenin somut adımlarını atmaya başlamış oluyor. Diğer bir gelişme de İsrail'in sadece Arap ülkeleriyle değil, Orta Asya ülkeleriyle de siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmak üzere diplomatik atağa kalkmış olması.

El- Vatanu'l-Arabi, 17 Eylül 1994

Çiller Kasım'da İsrail'de

Başbakan Tansu Çiller 2 Kasım'da İsrail'i resmen ziyaret edecek. Başbakan Çiller'in ziyaret esnasında Filistin Özerk Bölgesi'ne de giderek Arafat'la da görüşmeyi planladığı, programı uyduğu takdirde de Mısır'a da gitmeyi düşündüğü belirtiliyor.

Çiller'in Eriha'da Arafat ile buluşmasına İsrail'in itirazı olmadığı ileri sürülürken geçtiğimiz ay Paris'te UNESCO tarafından Yitshak Rabin'le Şimon Perez'e ve Arafat'a ödül verilmesi dolayısıyla düzenlenen törene Çiller'in davet edilmesiyle Rabin-Çiller-Arafat arasında sıcak bir diyalogun başladığı biliniyor. FKÖ lideri Yaser Arafat Orta Asya gezisini takiben Eylül ayı içinde bir günlük Türkiye ziyareti gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakan Çiller ile görüşen Arafat'a daha önce vadedilen 2 milyon dolarlık yardım verildi. Türkiye'nin, Batı Şeria'da "Merkez Bankasının kurulmasından sonra da 50 milyon dolar tutarında Eksimbank kredisini Filistinliler'e vereceği açıklandı.

Şalom, 21 Eylül 1994

Amerikalı Filistinlilerden Protesto

İçlerinde Edward Said ve Nasır H. Aruri'nin de bulunduğu Filistin kökenli akademisyenler Filistinli yetkilileri, ABD ve BM'yi New York Times'a. gönderdikleri bir yazı ile eleştirdiler. Yazıda 1967'de İsrail tarafından işgal edilen bölgelere yerleştirilen Yahudiler'le ilgili şu noktalara temas edilmektedir:

Yerleştirilen Yahudiler Filistinlilerin aksine her türlü hakka sahiptirler. Yerel su kaynaklarına hakim oldukları gibi yeni kuyular açma, yeni binalar yapma ve serbestçe seyahat etme özgürlüğüne sahiptirler.

Filistinlilerin yeni bina yapma, evlerini genişletme, kuyu açma ve hatta ağaç dikme hakları tamamen ellerinden alınmış durumdadır.

Filistinlilerin silah taşıması imkansızken, Yahudiler her türlü silaha sahip olabilmektedirler. İsrail hükümeti bile 2000 Yahudinin terörist eylemler gerçekleştirebilecek durumda olduğunu, 20000 Yahudinin ise "potansiyel terörist" olduğunu kabul etmektedir.

Filistinlilere sokağa çıkma yasağı uygulanarak evlerinden çıkmaları ve işe gitmeleri engelenirken Yahudiler serbestçe dolaşabilmektedirler.

Bütün bunlara rağmen Amerikan hükümeti İsrail'e 1993 yılında yaptığı 6,3 milyar dolarlık yardımın şarta bağlanmasını reddetmiştir.

Middle East lnt., 9 Eylül 1994

Cunta Diretiyor

Cezayir Devlet Başkanı Liamine Zeroual 8 siyasi partiyi ülkedeki siyasi ve sosyal krizi tartışmaya çağırdı. Daha önce de olduğu gibi, İslami Kurtuluş Cephesi (FlS)'nden resmi ya da yarı resmi hiç kimse çağrılmadı. Böylece bu toplantıların da daha öncekiler gibi sonuçsuz kalacağı anlaşılmış oldu. İşin ilginç tarafı Said Saadi'nin grubu olan aşırı komünistler hariç toplantılara katılan bütün partiler FIS'in de katıldığı bir diyalog ortamından yana olduklarını açıkça ilan ettiler.

Middle East Int., 9 Eylül 1994

Cezayir'de Uzlaşma Olabilir mi?

Şiddet şiddeti doğurur diye düşünen Amerika'nın Cezayir'de yönetimi İslamcılarla uzlaştırma çabaları ve Fransa'nın da bu eğilime artık olumlu bakmasıyla Abbas Medeni, Ali Belhac ve üç arkadaşları hapishaneden çıkartılıp özei konutlarda göz hapsine alındılar. Ordunun şiddet taraftarları ile Silahlı İslami Grup uzlaşma eğilimine soğuk bakıyor. Silahlı islami Grup, İslam devletinin ancak silahla kurulabileceğini savunuyor. FIS ise kendisinden beklenen yasal muhalefet partileriyle birlikte bir hükümet kurma teklifini reddediyor. FIS ara dönem olarak öncelikle tarafsız bir hükümetin kurulmasını talep ediyor. Geçtiğimiz haftalarda FIS silahlı eylemlerini durdurarak görüşme masasına oturmaya istekli olduğunu gösterdi. Fakat partinin liderleri tutuklu iken bunun mümkün olmadığı belirtildi. Ayrıca parti kararlarının yalnızca Ali Belhac ve Abbas Medeni tarafından verilemeyeceği, görüşmelere başlanması için bütün şura liderlerinin görüşlerinin alınmasının şart olduğu ileri sürüldü.

Middle East Int., 24 Eylül 1994

Suriye'de Seçimler

Suriye'de altıncısı yapılan parlamento seçimi sonuçları 27 Ağustos'ta Şam'da açkılandı. Beklendiği üzere "cephe" (Baas Partisi ve müttefikleri) tarafından gösterilen bütün adaylar seçimi kazandı. 250 sandalyelik meclisin 167 sandalyesini cephe, geri kalan kısmını da bağımsızlar elde ettiler.

Seçimi kazanan adaylara bakıldığında oluşan parlamentoyu "zenginler parlamentosu" olarak niteleyebiliriz. Mesela Şam'da seçimi kazanan 13 adaydan 10'unu ülkenin en zengin işadamları oluşturmaktadır. Aynı şeyi Halep, Humus ve Latakiya için de söyleyebiliriz.

Sanayi ve ticaret patronlarının seçimi kazanabilmek için bu kadar parayı neden harcadıkları, yetkilerinin çok sınırlı olacağını bildikleri halde Meclis'e girebilmek için neden bu kadar gayret sarfettikleri sorusu akla gelebilir. Görülüyor ki ülkenin ekonomisini elinde bulunduranlar siyasette daha çok söz sahibi olmak istiyor. Böylece ülke ekonomisinin liberalleşmesi sürecine doğrudan katılabileceklerdir.

Middle East Int.,9 Eylül 1994