Dünya İşte

Bünyamin Doğruer

Kederliyim kirletilmiş gökyüzü altında
Yemin edilen kalemi utandıran sözler
Küflenmiş insanlığın ağzında
Umarsız karanlıklarda titriyor gördüm
Gül ağıtları derliyorum
Yeni doğmuş gibi ölenlere imreniyorum

Şafakta akleden kalbimle
Şehrin sırrını kucaklayıp
Nehir olup akıyorum

Acılar ki deli dolu
Sabrımın duvarları yıkıldı
Göğsümde sakladığım sır
Tüm mavilikleri tüketti
Şimdi bir çocuğun ellerinden kayıp giden
Yüzümü arıyorum

Ah güneşim çoktan uçup gitti
Yüzümde konaklayan bulutlar yok
Yağmur ve toprak kokusuna hasretim
Acılar içimde eriyor
Öfkemi sırtıma alıp bu şehirden gideceğim

Gökyüzüne bakmayı unutmuş insanlar
Ardımdan sular dökmesin
Bir hüzün dalgasıyla yükselsin ruhum
Ötelere hasret çektiğim diyara
Avuçlarımda mazlum dualarımla

Sırlarım döküldü toprağa
Mahşerin alevinde bıraktım yüreğimi
Elveda
Artık saçlarıma dökülmeyecek
Vurulmuş kanlar içinde kuş kanatları
Ve zaman sürgünü yüreğim gidecek
Yeniden diriltenin adıyla