Çapa Tıp Direnişi Mücadele Gerçeğini Öğretiyor

Haksöz

İ.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi'nde, başörtülü öğrencilerin sınavlara alınmamasını protesto eden İÜ'lü öğrencilere 12 Mayıs Salı günü polis müdahale etti. Polis müdahalesine direnen öğrenciler, attıkları sloganlarla okul idaresini, polisi ve MGK'yı protesto ettiler. Polisin devam eden müdahalesi ve yaşanan arbede sonucu 17 öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alının öğrenciler ertesi gün tutuksuz yargılanmak üzere salıverildiler.

Çarşamba günü, yaşanan gözaltına alınmaları ve başörtüsü yasağını protesto etmek üzere, yüzlerce öğrenci Çapa Tıp Kampusu içinde yürüdüler. Kortej halinde Diş Hekimliği Fakültesi'ne gelen öğrenciler burada bir basın açıklaması yaptılar. Yapılan basın açıklamasında yaşanan gözaltıların direnişi kıramayacağı, zulme karşı direnişin yükseltileceği vurgulanarak, "Yaşamak direnmektir, süreç bizi tercihe zorluyor: Ya direnip özgürleşeceğiz ya da çözülüp çürüyeceğiz" denildi.

İstanbul'un değişik üniversitelerinde okuyan öğrenciler, 21 Mayıs Çarşamba gününden itibaren "Ya hep, ya hiç" diyerek, tüm ülke genelinde yaygınlaşan başörtüsü zulmünü ve artan baskılara karşı, halen yasakların devam ettiği Çapa Tip Fakültesi'nde toplandılar. Perşembe gününden itibaren halkın da destek verdiği eylemde yapılan basın açıklamaları, atılan sloganlar ve söylenen marşlar zulme karşı direniş bilincini yansıtıyordu.

Cuma günü Çapa Tıp Fakültesi Temel Bilimler önünde toplanan binlerce öğrenci, halkın da destek verdiği coşkulu bir eylem yaptılar. Basın açıklaması yapmak üzere Fakülte'nin ana kapısına doğru giden öğrencilere polis müdahale etti. Öğrenciler direnerek yere oturdular ve yolu trafiğe kapattılar. "Zulme karşı direneceğiz", "MGK Cunta, Rektör Kukla", "Direniş Var, Yılgınlık Yok" sloganlarını atan öğrenciler zulmün yüzünü sloganlarıyla teşhir ettiler. Devam eden polis müdahalesi sonucu yaşanan arbede de 3'ü bayan olmak üzere 15 kişi gözaltına alındı ve bazıları daha siyasi şubeye sevk edilmeden polis otobüsü içinde dövüldüler. Gözaltına alınanlar aynı gün avukatlarının ısrarlı takibi sonucu savcılık tarafından salıverildiler.

Zulme karşı tavır almamızı ve sesimizi yükseltmemizi sağlayan tevhidi kimliğimizin bir gereği olarak yapılan başörtüsü eylemlerinde kamuoyunun yaşanan zulümler karşısında duyarlılıklarının öncelikle geliştirilmesi gerekiyordu. Cuma günü İstanbulla birlikte Konya ve Çorum'da başörtüsü eylemi yapılması halkın infial haline geldiğini gösteriyordu. Ayrıca direniş, Edirne ve Malatya'dan sonra bazı zaaflarla birlikte Trabzon'da da kitlesellik kazanıyordu.

Bu arada direnişin, mücadelenin yükseltileceği yerde eylemliliğin ivmesini düşürücü davranışlar ve dedikodular yayan bazı Çapa Tıp Fakültesi mağdur öğrencilerinin ve onlara hayalı projeler ve vaadler sunan bazı sağlıkçı abilerin ve vakıfların da artık kavramış olması gereken gerçek şudur ki: Mücadele ciddiyet ister. Atatürk'e yapılan şikayetlerle, Özal'ın kabrine çelenk koymakla, psikiyatri kliniklerinde medyaya poz vermekle zulme karşı direnilmez; ancak zalimlerden hak dilenilir. Zulmün artarak yaygınlık kazandığı bir süreçte, halen bireyci davranışlar sergileyerek sadece okulunu bitirme düşüncesiyle sinik, pasif ve kimliğini gizleyen tavırlar sergilemekle hiçbir halk kazanılamayacak, çözülme yaygınlaşacaktır. Hakların alınabilmesi için kararlı olmalı ve bedel ödemekten kaçınılmamalıdır.