Buradayız!

Bünyamin Doğruer


Körlüğün nârını ilmin nuruna çevirmek, içine konulduğumuz zindanın duvarlarını yıkmak, her türlü kuşatılmışlığa hayır demek, içimizi dışımıza kurban etmek için buradayız. Kelimelere akrep yükleyip zehirledikleri hayatı yeniden vahyin diriltici soluğuyla inşa etmek için buradayız.

Her türlü barbarlığı, vahşiliği evcilleştiren modernizme hayır demek, her düşüşte yeniden kalkmak için buradayız. Biz düşmekten değil, ayağa kalkamamaktan korkarız. O’nsuz kalmaktan korkarız biz; O’nun tarafından terk edilmekten…

Sahici bir hayat sürmek için buradayız. Küresel değersizleştirmeye, vahşi kapitalizmin tüketim ve egoistliğine karşı durmak için buradayız. Bu hayatı onurlu ve izzetli bir direnişle tamamlayıp, şahitliğimizi yerine getirmek için buradayız.

Üstünde soluklandığımız, buğusuyla demlendiğimiz bu ülkenin her renkten devşirilmiş özgürlüğünü kaba, ruhsuz ve biçimsiz söylemlere boğma çalışmalarına seyirci kalmadığımız için buradayız.

Vicdanın sesi olmak yerine üç maymun rolünü benimsemiş şarlatan kalem efendilerinin toprağımızın kara çocuklarına karşı sürdürdüğü ihaneti deşifre etmek için buradayız.

Yüz yıllar boyunca Moğolların, Haçlıların ve nice mütecavizlerin teslim alamadığı bir bilinci yeniden inşa etmek için buradayız. İnadına yaşamak adına, direniş adına buradayız.

İnsanı “Ya bana iman edeceksin ya da yok edileceksin!” diye zorlayan modernizm adlı neo-putperest düzeneğin şaşalı iğvasına ‘eyvallah’ demediğimiz için buradayız.

Kimyasal gazlarla, fosfor bombalarıyla çocukları, kadınları, yaşlıları katleden ve keyiflenen Siyonistlere nefesimizi yoğunlaştırmak için buradayız. Zalimlere karşı, suları katrana çeviren sahtekârlara karşı, peygamberlerini öldüren vahşilere karşı durmak için buradayız.

Öfkeli bir yüreğiz biz. Yeryüzüne dadanmış kirli kuşatmanın insanımızı gerçek dünyasından kopartmasına karşı buradayız. Onursuzluğa, vefasızlığa, ahlaksızlığa karşı çıkmak; mazlumun sesi olmak, bir yetimin başını okşamak, sobasını tüttürmek, yoksula yedirmek, içirmek, onu giydirmek, varoşların dertleriyle dertlenmek, yalınayaklılarla beraber olmak için buradayız.

Burada, hayatın tam ortasında, hüzünden kül rengi bulutların altında; yaşlıların ahlarından, masum çocukların gözyaşlarından, çaresizlerin ağıtlarından yapılma gök kubbenin altındayız. Murakabesiz, mesuliyetsiz, gayesiz, çürümüş, kokuşmuş insanlık manzaralarının içinde… Kendi olmaktan korkan, kendisiyle baş başa kalmaktan korkan insanların arasında… Bir yere ait olmayan, bir konuma kök salamayan, gerçeksiz, sanal neslin ortasında… Ağlamayan, anlamayan, içini kanatmayan, acı çekmeyen, hüzünlerin eğitmediği insanlar arasında… Dudaklarıyla kalpleri arasında mesafeler olan insancıklar arasında…

İşte, tam da burada olduğumuz için direneceğiz!

Ve başaracağız bir gün!

Susuşu anlatmayı, söz yapmayı sesleri… O bilge nakışları işleyeceğiz hayata.

Bunun için buradayız, ya eyyuhennas!