Bosna Krizi: Uluslararası Toplum Neden Sağlam Bir Duruş Sergilemeli?

Farhan Mujahid Chak

Katar Üniversitesi Körfez Çalışmaları yüksek lisans programında siyaset bilimi doçenti.

Bosna-Hersek'te son zamanlarda yaşanan üzücü gelişmeler, Balkanlarda barıştan taraf olan herkesin acilen yeniden düşünmesini gerektiriyor.

Ülkenin anayasal krizi, ayrılıkçı, aşırı milliyetçi söylemleriyle uzun süredir ortalığı kasıp kavuran Sırp lider Milorad Dodik'in yasadışı ve etik olmayan talepleri arasında kırılma noktasına geldi. Dodik şimdi ülkenin yaklaşık yarısını oluşturan Sırp Cumhuriyeti ile Bosna'nın geri kalanı arasındaki ilişkileri kesme tehditlerini artırıyor.

1990'larda Sırp olmayanlar, özellikle Boşnak Müslümanlar, bugün Sırp devleti ile yakın ilişkiler sürdüren Sırp Cumhuriyeti tarafından katledildi. Uluslararası toplumun bu kritik dönemeçte sağlam bir duruş sergilemesi hayati önem taşımaktadır.

1992-1995 yılları arasında devam eden Bosna Savaşı sırasında binlerce kişi öldü, Boşnak Müslüman ve Hırvat köyleri yok edildi ve yüzlerce kadına sistematik olarak tecavüz edildi.

Saraybosna, modern savaş tarihinde bir başkentin gördüğü en uzun kuşatmaya dayandı. Çatışma nihayetinde Srebrenitsa'daki Boşnak Müslüman nüfusun soykırımına yol açtı.

Savaş resmen Aralık 1995'te, Bosna'yı Boşnak-Hırvat Federasyonu ve Sırp yönetimindeki bir varlık olan Sırp Cumhuriyeti’nden oluşan bir devlet olarak kuran ABD'nin aracılık ettiği Dayton Anlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi. Anlaşma şiddeti sona erdirirken, aynı zamanda Boşnak Müslümanların haklarından mahrum bırakılmasını ve marjinalleşmesini körükledi ve Boşnak Müslüman kimliğini silmek için yeni girişimlere yol açtı.

Ayrılık Retoriği

Ne kadar işlevsiz olsalar da tüm taraflar taahhütlerine bağlı kaldıkları ve kendi şeritlerinde kaldıkları sürece, anlaşma bir istikrar görüntüsü verdi. Ama bu artık değişti.

Son günlerde, Sırp Cumhuriyeti kritik devlet kurumlarından çekilmek için agresif adımlar attı ve bu da yönetimi potansiyel olarak felç etti. Dodik'in ayrılık retoriği, 1995 Dayton Anlaşması’nı açıkça ihlal ederek açıkça tam özerkliği veya Sırbistan ile birleşmeyi hedefliyor.

Kriz, o zamanlar Bosna'nın en üst düzey uluslararası yetkilisi olan Valentin Inzko'nun ülkede soykırımın inkârını yasakladığı Temmuz ayında başladı. Bu tür inkârların devam etmesine izin vermenin tehlikeleri hakkında çok şey yazıldı; gerçekten de soykırımı kınama konusundaki toplumsal başarısızlık, gelecekteki yeni bir soykırım riskine katkıda bulunur.

Ancak yasak sebebiyle çileden çıkan Sırplar, devletin merkezî kurumlarından çekilerek karşılık verdiler. Belki de en ürkütücü unsur, Dodik'in Sırp Cumhuriyeti’nin Bosna Silahlı Kuvvetlerinden ayrı olarak kendi ordusunu kurmaya yöneleceğini açıklamasıydı.

Önemli An

Bu kritik anda Bosna'nın her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyacı var. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Sırp Cumhuriyeti'nin eylemlerini kınamak ve Bosna'ya tam desteğini sunmak için acil bir toplantı düzenlemelidir. İİT ayrıca Dodik'in eylemlerini değerlendirmek ve Dayton Anlaşması’nın ihlallerini kınamak için Bosna'ya bir heyet göndermelidir.

Sırp devletinden hiçbir silahın Sırp Cumhuriyeti’ne giremeyeceği konusunda net bir talepte bulunulmalı.Aksi takdirde silahlı çatışma riski çıkabilir. Sırp Cumhuriyeti, Bosna'nın üçlü cumhurbaşkanlığının toplu kararlarına uymazsa fonları kesilmeli.

İİT ayrıca Bosna'nın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini talep eden ve devlete mali, siyasi ve askerî destek verilmesini talep eden bir bildiri yayınlamalıdır. Bosna'nın müttefikleri desteklerini kamuoyuna açıklamalı ve Dodik'in eylemlerini kınamalı.

Bosna'nın sakin kalması ancak elinde herkesin görebileceği büyük bir sopa taşıması ile mümkün olacaktır.

-------------

13 Kasım 2021 /Middle East Eye/ Çeviren: Gökhan Ergöçün