Biz Bu Toprakların Gerçeğiyiz!

Bünyamin Doğruer


Bizler aynı zamanda bir ümmetin çocuklarıyız. Dünyanın neresine giderseniz gidin sloganımız ortaktır: “Allahu Ekber!” Allah’ın en büyük olduğuna şahitlik eden bizler, halkları açlığa, kıtlığa, zillete, sömürüye sevk eden emperyalistlere ve vahşi kapitalizme karşı direniş bayrağını yükseltmenin mücadelesini veriyoruz.

Tarihî tecrübe, akli ve amelî duyarlılığın gereği olan sorumluluk bilincine sahip toplumların, değer üretmede etkin olduklarına şahitlik etmektedir. O halde değerlere öncülük etmek bilgi, şuur, takva elbisesini giymesi gereken bizlerin vazifesidir. Bu şuurla bizler bu toprağın gerçeği ve zamanın şahitleriyiz.

Çağdaş medeniyet seviyesine yükselmenin derdi içinde olanlar, bu halkı kendi karanlık sularına mahkûm edip, tüm ruh ünitelerinin yosun bağlamasını arzu ediyorlar. İki yüz küsur yıldır kültüründen, edebiyatından, ekonomisinden tutun, tüm varlığı Batılı emperyalistler tarafından yok edilmek istenen insanımızın ruhunda tahribatlar yaparak değersizleştirmeye çalışıyorlar. Yalan tarihle bu ülke insanını kendi ideolojileri ekseninde koşullamaya çalışıyorlar. Çünkü sahtekâr ideolojiler nevzuhur tarih uydururlar. Dayattıkları ideoloji, beyinleri zoraki istila etmiş bir zorba ya da beyinlere işlevlerini yapmamaları için baskı yapan bir engizisyon mahkemesidir adeta.

Gasıpların kurduğu düzenin içinde her fırsatta İslam’a, imana, mukaddes değerlere küfreden, hor bakan İttihat ve Terakki izcisi haramzadeler, artık istedikleri gibi tarih uyduramayacaklar.

Bu halk bilinçlenip akması gerektiğini artık anlayacak. İnançla, aşkla, umutla donatılmış bir halk, tüm enerjisini haktan ve adaletten yana kullanarak bir şahsiyete kavuşacak ve  “Biz bu toprakların gerçeğiyiz!”  diye haykıracak.

Bizler bu topraklarda onlarca yıl militarizmin zulmüne çarpa çarpa büyüdük. Korkuyla değil;  güvenle, kararlı, inançlı, inatçı, hakikate dayalı bir tezle, vakarla yürüdük. Meydanlar bizim için akan bir nehirdi, sesti, çığlıktı, çağlayarak akan bizdik…

Bir inanç, bir düşünce, bir idealin dağ gibi adamları var olduğu müddetçe yollar, meydanlar, evler hakikat için atan yüreklerle dolacak, onlar atar damarlar olacak… Kalplerde atılan bu tohumlar yarınlarda halklarla beraber inkârın üstüne yürüyecek bir inancın askeri olacak.

Her güçlükten sonra bir kolaylık vardır.” buyuruyor Rabbimiz. Her yokuşun arkasında bir gül iniş saklıdır…

Geleceğimiz, düşlerimiz bereketli olacak. Çünkü bereket Rabbimizin bağışı, bir kolaylık, bir artıştır. Muhteşem bir idealin tutkusuna bürünmüş insanlarımız ‘söz’ün hakkını vererek bu toprakların gerçeği adına konuşacak. Yalan saltanatı sona erecek. Ki söz ve kelimeler gövdesi gökte, kökü toprakta olan koca bir çınar gibi sağlam olana kadar mücadelemiz sürecek…