Bayrampaşa Cezaevi'ndeki Müslüman Tutsaklar Bandırma'ya Sevkedildi

Haksöz

Eski polis şefi, yeni Adalet Bakanı Mehmet Ağar, cezaevlerine yönelik icraatına Bayrampaşa Özel Tip Cezaevi'ndeki müslüman siyasi tutsakların şevkiyle başladı. Kuruluşunda askerlerin ağırlıklı rolünden dolayı, basının bazı kalemlerinin "orduevinde kıyılan nikah" yakıştırmasına konu olan ANAP-DYP koalisyon hükümetinde Adalet Bakanlığı koltuğuna Mehmet Ağar'ın getirilmesi cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklara karşı kapsamlı bir bastırma-sindirme politikasına girişileceğinin bir işareti olarak algılanmıştı. Nitekim son zamanlarda MGK gündeminde cezaevlerine yönelik "reform" konusunun ağırlıklı olarak yer aldığı sıkça işlendi. Elbette burada "reform" ile kastedilenin, siyasi tutsakların büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri nisbi özgürlük ortamının gaspedilmesine yönelik bir politika olduğu bilinmektedir.

İşte böyle bir ortamda, içeriği halen açıklığa kavuşmayan, adli bir tutuklu tarafından bir başgardiyanın öldürülmesi hadisesi bahane edilerek 29 Mart günü Bayrampaşa Özel Tip Cezaevi H Blok'ta kalmakta olan müslüman siyasi tutsakların apar topar Bandırma'ya sevkedildikleri öğrenildi. Bu sevk olayından günlerce önce bazı gazeteler ve televizyon kanallarında, H Blok'ta kalan müslümanlar hakkında bir sürü asılsız haberler ve iftiraların yayınlanmış olması, sevk olayının önceden planlanmış olduğunu gösteriyor.

Özellikle Çağrıcı olayından sonra, başta Hürriyet Gazetesi ve ATV Kanalı olmak üzere işbirlikçi medya, sürdürdüğü yayınlarla bu gelişmeye çanak tuttu. Gardiyanın öldürülmesi olayı ise, işkenceci şefinin sorumluluğundaki Adalet Bakanlığı için uygun fırsatı ortaya çıkarmış oldu. Cezaevine iki gün boyunca giriş çıkışların durdurulduğu, avukatlar dahil tüm görüşmelerin kesildiği bir ortamda yapılan sevk işleminin nasıl gerçekleştirildiği ve tutsak müslümanların bu sırada ne gibi bir muameleye tâbi tutulduklarını şimdilik bilemiyoruz. Dergimiz yayına hazırlandığında bu konu henüz bir netlik kazanmamıştı.

Düzenin uşaklarının H Blok üzerinde bu kadar ısrarla durmuş olmaları şunu göstermekte ki; cezaevlerinin ağır koşullan gözönüne alındığında üç yıl gibi kısa sayılabilecek bir sürede ve çok az sayıda olmalarına rağmen, İslam'ın izzetini koruma uğruna bir avuç müslümanın gerektiğinde her türlü fedakarlığı ve bedeli üstlenerek bu cezaevinde oluşturdukları onurlu ve saygın ortam, egemenleri çok fazla rahatsız etmişe benziyor.

Ama yağma yok! Müslümanlar izzetlerini korumakta kararlı olduktan sonra Bayrampaşa'da da olsalar, Bandırma'da da olsalar egemenleri rahatsız edecek, onları korkuya, telaşa sevk edecek ortamlar hep var olacak, hep var olacak!