Başörtüsü, Kamusal Alan Dayatmasına Kurban Edilemez!

Özgür-Der

24. 04. 2004

İslam inancının Müslüman kadınlar için emrettiği temel sembollerden biri olan başörtüsü üzerine baskı, saldırı ve saptırma çabaları her geçen gün daha bir artarak devam ediyor. 28 Mart yerel seçimleri sonrasında da "protokolde türban krizi" türü statükonun bildik gerilim senaryolarına şahit oluyoruz. 23 Nisan törenlerinde Ak Partili Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi'nin eşi Ayşen Zeybekçi'nin törenleri izlemek üzere resmi protokoldeki yerini alırken başörtüsünü çıkartması üzerine ifade edilenler, bu durumun son bir örneği oldu. Bazı basın yayın organlarında Ayşen Zeybekçi'nin bu tutumunun takdir edilecek bir davranış ve kamusal alanda yer almak isteyen başörtülü kadınlar için bir örnek olarak sunulması, hak ihlallerinin önce zihinlerin işgal edilmesiyle başladığını gösteriyor.

Cumhuriyetin ilkeleri, kamusal alanın gereği, çağdaş giyim-kuşamın zarureti ve benzeri bir dizi süslü ama bir o kadar da adalet ve özgürlük karşıtı retorik, adeta bütün bir halkın kafasına kazınmak isteniyor. İlköğretimde, üniversitede, hastanede, mahkeme salonlarında başörtülü insanların karşı karşıya kaldığı insanlık dışı muameleler yetmezmiş gibi bu uygulamalara bir de resepsiyon ve tören krizleri şeklinde ifade edilen dayatmalar eklendi.

Geniş toplum kesimlerinin dini, siyasi ve etnik kimliklerine dönük inkar ve dayatmalar, devlet politikası olarak icra edilmektedir. İçeriği ve kapsamı resmi ideoloji tarafından doldurulan kamusal alan dogması,  gün geçtikçe bütün bir topluma zorla giydirilen deli gömleğine dönüştürülmektedir. Kimin sevileceğinden kimden nefret edileceğine kadar belirleyici olmaya çalışan zorunlu eğitim dayatması yetmezmiş gibi insanlar tasvip etmedikleri resmi bayram ve anma günlerine kendilerini ve kimliklerini inkar ederek katılmaya zorlanıyorlar. Eğer bu resmi protokol dayatmasına katılmama veya kendi kimliğini izhar ederek katılma taleplerinde ısrar edenler olursa derhal mahkum edilmekte ve kamuoyunda yeni bir gerilim ve baskı ortamı oluşturulmaktadır.

Bu durumda Ak Parti hükümetine düşen; insan hakları, özgürlük, demokratikleşme çabalarına uygun olarak başörtüsü yasağı ve başörtüsü bağlamında uzun bir zamandır yaşanan baskıcı uygulamaları bir an evvel ortadan kaldırmak üzere harekete geçmektir. Ak Parti, Ayşen Zeybekçi'yi Nesrin Ünal gibi çözülmenin, statüko karşısında geri adım atmanın, iddialarından-vaatlerinden vazgeçmenin bir sembolü olarak görmüyorsa eğer kendi içinde tutarlı olmak ve halkın taleplerine uygun politikalar üretmek zorundadır.