Allah Kimleri Cennetle Müjdelemiştir?

Fevzi Zülaloğlu

"Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.

(Bu alış verişi yapanlar), tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!" (Tevbe, 9/111-112)

Canlarını ve mallarını Allah yolunda feda edenler, tövbe edenler, O'nun için rüku ve secde ederek ibadet edenler, iyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar, Allah'ın koyduğu sınırları koruyanlar "üstün gayret madalyası"nı hak ettikleri için bunun nişanesi olan cennetle ödüllendirileceklerdir.

 Bu ödül, ilahî vahyin beyanlarında müjdelenmiştir. Müjdelemek anlamına gelen "büşra" kelimesi tüm çağrışımlarıyla olumlu bir muhteviyata sahiptir. Mutlulukla, cennetle müjdelenir. Ancak mecazi anlamda hakikati tersinden göstermek için de Kur'an'da: "Cehennemle müjdelemek" gibi bir kullanım da söz konusudur.1

Dünyada manevi huzur ve kalp itminanının teminatı, Ahiret Günü ise bitmek tükenmek bilmeyen maddi ve manevi nimetlerle müjdelenen insanların özellikleri Kur'an'da açıkça beyan edilmiştir. Buna göre aşağıda adı geçen erdemli gruplar iki âlemde de Allah'ın yardım ve desteğiyle müjdelenmişlerdir:

1. Müminler

"(O halde ey Peygamber!) müminlere, kendilerini Allah'tan büyük bir lütuf beklediğini müjdele!" (Ahzab, 33/47)

Müminler Allah'a güven bağlayan, nihai güvenceyi Allah'ın seçip üstün kıldığı değerlerde arayan, takvayı kişiliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirerek, Yaratıcıya karşı sorumluluk bilinci içinde hayatını yaşayan, kalbini Rabbinin arındırmasına daima açık tutarak şeytani hislere kapatan insanlardır. Ve müminler Allah'ın huzuruna çıkacaklarına gönülden iman edenlerdir.

Müminler bu özellikleri nedeniyle ve kafirlere, ikiyüzlü münafıklara itaat etmeyip sadece Allah'a güven bağladıkları için Allah'ın bitmez tükenmez hazinelerinden maddi ve manevi lütuflara kavuşacakları konusunda güvence almışlardır.

Müminleri diğer insanlardan ayıran özelliklerden biri de; "görmedikleri halde Rahman'dan korkan, çekinen; davranışlarını da bu duyarlılıkla oluşturan şerefli insanlar" olmalarıdır. İşte bu erdemli tutumları nedeniyle mağfiret ve güzel mükafatlarla müjdelenmişlerdir:

"Sen ancak (ilahi) uyarıyı can kulağıyla dinleyen ve insan kavrayışının ötesinde bulunmasına rağmen Rahman'dan korkan kişiyi uyarabilirsin. İşte böylelerine (Allah'ın) mağfiretini/ebedî bağışını ve güzel ödülü (ecrun kerim olan cenneti) müjdele!" (Yasin, 36/11)

Dünya; yardım ve zafer, Allah'a güven bağlayan ve o güvenle hareket eden müminler içindir. İmanının gereğini yerine getiren böylesi müminler Kur'an'da şöyle müjdelenmiştir:

"Ve (bakın Allah size) gönülden seveceğiniz başka bir şey daha (bağışlayacak); (bu dünyada) Allah'ın yardımı ve yakında gerçekleşecek bir zafer. (Ey peygamber, bunu) bütün müminlere müjdele." (Saf, 61/13)

İmanın farklı zaman, mekan ve şartlarda farklı tezahürleri olabilir. İman; açlık, zorluk anında sabretmeyi, kıtal zamanında atılgan olmayı, kazanç zamanında infak etmeyi gerektirir. İşte iman temelli bu tür "salih" amellere Allah mükafatlar önermiştir. Aşağıda sıralanan "cennetle müjdelenen" gruplar şartların gerektirdiği amelleri yapan mümin kimselerdir.

2. Münîbler

Münîb, inabe sahibi olan kimse demektir. İnabe ise bir Kur'an terimi olarak; ağyardan Allah'a kesin bir yönelişle, kesin bir tövbe ile dönüp teslim olmak, O'nun yoluna adanmaktır. İnabe Allah'a tevekkül ve huşu ile yapılan ibadetteki samimiyet, ihtiraslardan kurtuluş, hilm ehli olmak, davranışları akla göre biçimlendirmektir.2

Allah'a adanmış inabe sahipleri olan müminlerin yönelişleri daima O'na doğrudur. Ve inabe sahibi olmak; Yaratıcı ile olan manevi bağları kuvvetli tutmayı, şeytanlara kulluktan kaçınmayı, sözü dinleyip en güzeline uymayı, hilm sahibi olmayı, erdemi kuşanıp ihtiraslardan kurtulmayı, vahyin rehberliğindeki akla göre hüküm verip davranışları yeniden inşa etmeyi gerektirir. İşte bu sıfatlara haiz olan münîbler de, Kur'an'da cennetle müjdelenen kimseler arasındadır:

"Şeytani güçlere kulluk yapma (eğilimin)den kaçınanlara ve Allah'a yönelenlere (öteki dünya için mutluluk) müjdeleri vardır. Öyleyse bu müjdeyi kullarıma ver; şu söylenen her sözü dikkatle dinleyen ve onların en güzeline uyan (kullarım)a. (Çünkü) Allah'ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar (gerçek) akıl/iz'an sahipleridir!" (Zümer, 39/17-18)

3. Muttakiler

"… Muttaki olun/Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve bilin ki, O'na mutlaka kavuşacaksınız. Ve sen de (ey peygamber bu şuurda olan) müminleri müjdele." (Bakara, 2/223)

Muttakiler; Allah'tan sakınan, O'nun ceza ve ikabından çekinen, kalbini O'nun arındırmasına daima açık tutup müstağnilerle, müstekbirlerle mesafeli, onurlu ilişki kuran müminlerdir. Takvayı hayatının merkezine yerleştirmiş olan müminlerin kalplerinde, Allah'a ve O'nun yarattıklarına karşı kibir, büyüklenme, istiğnaya yer yoktur.

4. Evliyâullah/Allah'ın Dostları

Allah'a dost olan, Allah'ın dostlarıyla dost olan ve O'nun düşmanlarıyla erdemli, ilkeli ilişkiler kurarak imanın gerektirdiği onurla yaşayan müminler cennetle müjdelenmişlerdir:

"Unutmayın ki, Allah'ın Dostları'nın korkmaları için bir sebep yoktur; onlar acı ve üzüntü çekmeyecekler. Onlar, imana erişip Allah'a karşı hep bilinçli ve duyarlı kalmaya çalışan kimselerdir. Onlar için hem bu dünya hayatında hem de sonraki hayatta müjdeler vardır. Ve Allah'ın vaadlerinde asla bir değişme olmayacak (olduğuna göre) işte budur Fevzü'l-Azim/en büyük zafer, en büyük başarı!" (Yunûs, 10/62-64)

5. İman Edip Salih Amel İşleyenler

"İmana erip doğru ve yararlı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olacağını müjdele!

Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı ürünler bahşedilse, 'bunlar bize daha önce bahşedilenlerin aynısıymış' diyecekler. Çünkü onlara onu (geçmiş dünya hayatında tadılanları) hatırlatacak şeyler verilecek. Onlar orada tertemiz eşler bulacaklar ve orayı mesken edineceklerdir." (Bakara, 2/25)

Müminler sadakat sahibidirler; Allah'a verdikleri iman sözünde dururlar. Ve düşündükleri, konuştukları ile yaptıkları arasında uyum vardır; inançları ile amelleri bağdaşıktır. Bu sebeple iman ahdine sadakat gösteren müminler, "doğruluk makamı"nın dünyada ve ahirette bir numaralı adayı olarak müjdelenmişlerdir:

"… İmana erişenlere, her bakımdan içtenlikli ve dürüst olmakla Rablerinin katında öteki herkesten ileri geçtiklerini müjdele…" (Yûnus, 10/2)

6. Namazlarını Koruyanlar

İkame hem dosdoğru ve sürekliliği hem de onu daima ayakta tutmayı, salatın temsil ettiği değerleri koruyarak fahşadan uzak durmayı ifade eder. Namaz kıble bilinci aşılar; mümine ne tarafa dönmesi gerektiğini öğretir. Ve namaz tezkiye şuuru kazandırır; müminin evini bir ibadethane kadar manevi açıdan temiz tutması gerektiğini ifade eder.

"Biz de Musa ve kardeşine: 'Şehirde halkınız için evlerinizi karşılıklı kıble/sığınak edinin!' diye vahyettik. Ve (iman edenlere şöyle deyin: ) Evlerinizi ibadet yerine dönüştürün ve namazda devamlı-kararlı olun! Ve (sen Ey Musa!) İman edenleri (Allah'ın yardımıyla) müjdele!" (Yunus, 10/87)

7. Muhbitûn

Muhbitûn; Allah yolunda üstün gayret gösterenlerdir. Müminler, kendilerini gönülden Allah'a teslim eden müslim ve O'nun yolunda büyük fedakarlıklara girişen muh-bittirler. Kendilerini bütün varlığı ile Allah'a teslim eder, O'nun hoşnutluğunu her şeyin üstünde tutar, sahip olduklarından Rabbinin yolunda bilinçli ve bencillikten uzak bir şekilde harcamada bulunurlar; yerinde kurban verir, yerinde kurban olurlar:

"Bunun gibi, (Bize iman eden) her ümmet için kurban kesmeyi bir kulluk eylemi olarak ön gördük ki, (bu amaçla) kendilerine rızık olarak sağladığımız hayvanları keserken Allah'ın ismini ansınlar.

 Ve (her zaman akıllarında tutsunlar ki) sizin ilahınız tek bir ilahtır, öyleyse bütün varlığınızla kendinizi O'na teslim edin.

Ve sen de (ey Peygamber,) muhbitîn'i/tüm iyi yürekli alçak gönüllü, adanmışlık bilincine sahip kimseleri müjdele!" (Hacc, 22/34)

8. Malla ve Canla Cihad Edenler

İslam'ın değerlerinin yücelmesi için dünyada canla başla cihad ederek imanlarını ispat edenleri Yüce Allah günahlarından arındırıp ebedî nimetler yurdu olan cennetlerine koyacaktır:

"Siz ey imana ermiş olanlar! (Hem bu dünyada hem de öteki dünyada) şiddetli bir azaptan sizi koruyacak bir alış veriş göstereyim mi size?

Allah'a ve peygamberine inanır ve Allah yolunda malınız ve canınızla cihad ederseniz: bu sizin kendi iyiliğinizedir, keşke bilseydiniz. (Eğer böyle yaparsanız) Allah günahlarınızı bağışlayacak ve sizi (öteki dünyada) içinden ırmaklar akan bahçelere ve bu sonsuz mutluluk bahçelerindeki güzel köşklere koyacaktır. Bu büyük bir mazhariyettir!

Ve (bakın, Allah size) gönülden seveceğiniz başka bir şey daha (bağışlayacak; bu dünyada) Allah'ın yardımı ve yakında gerçekleşecek zafer. (Ey peygamber, bunu) bütün müminlere müjdele!" (Sâf, 61/10-13)

9. Sabredenler

Sabır ehli; iman yolunda, Kur'an yolunda başa gelen zorluklara karşı tahammül edenler, cin ve insan şeytanlarının saldırılarından dolayı yılgınlığa düşmeyenler; Rahman'ın gösterdiği yolda, peygamberlerin açtığı ufukta hiç durmadan sebatkar bir şekilde yürüyenler ve doğruluğu şiar edinip, ölünceye kadar doğruluk üzere yaşayanlardır. Yüce Rabbimiz sabır ehli için ebedî nimetlerin ve sonsuz sınırsız lütuflarını vaad ediyor:

"Ey imana ermiş olanlar! Sarsılmaz bir sabır ve namaz ile yardım arayın. Zira, unutmayın, Allah zorluklara karşı sabredenlerle birliktedir. Allah yolunda öldürülenlere "ölü" demeyin! Hayır onlar yaşıyor, ama siz farkında değilsiniz. Muhakkak ki ölüm tehlikesiyle ve açlıkla, dünya malının, canın ve (alınteri) ürünlerinin kaybı ile sizi sınayacağız. Ama zorluklara karşı sabredenlere iyi haberler müjdele ki, onların başına bir musibet gelince, 'Doğrusu biz Allah'a aitiz ve muhakkak O'na döneceğiz' derler. İşte Rabbinin nimetleri ve lütfu onlar içindir ve doğru yol üzerinde olanlar işte onlardır!" (Bakara, 2/153-157)

10. Muhsinler

Muhsin iyi yürekli, iyiliği hayatının gayesi ve şiarı edinen kimselere denilir.3 Yüce Rabbimiz davranışlarını takva ile süsleyen, iyilik yapmayı şiar edinen, iyilerle ve iyilik üzere yaşayan, muhsinlerle dayanışma içinde seyyielere/kötülüklere karşı mücadele eden müminleri ebedi nimetler yurdu olan cennetlerle müjdelemiştir:

"Bunun gibi (Bize inanan) bir ümmet için kurban kesmeyi bir kulluk eylemi olarak ön gördük ki, (bu amaçla) kendilerine rızık olarak sağladığımız hayvanları keserken Allah'ın ismini ansınlar ve (her zaman akıllarında tutsunlar ki) sizin ilahınız tek bir ilahtır. Öyleyse bütün varlığınızla kendinizi O'na teslim edin. Ve sen de (ey Peygamber,) tüm iyi yürekli alçak gönüllü kimseleri (Allah'ın hoşnutluğuyla) müjdele." (Hacc, 22/34)

Dipnotlar:

1- Aşağıdaki insan grupları "cehennemle müjdelenmiş"tir:

1. Kafirler: Nihai hakikati inkar eden, onun doğru anlaşılmaması için kitlelerin önünü keserek üstünü örten, vahye karşı perdeler ve kilitler oluşturarak savaşan, Kur'an'ı dinlediği halde onun üstünlüğü karşı karşısında tevazu tacını takmayan, Allah'a secdeye yanaşmayan, peygamberleri ve adalet ehlini öldüren "kafirleri elem verici, acı bir azapla müjdele!" (Ali İmran, 3/21; Tevbe, 9/3; İnşikak, 84/21-24)

2. Müstekbirler: Allah'ın ayetlerini inkar ederek büyüklük taslayan, bir insanın sahip olması gereken tevazudan yoksun "müstekbirleri acı azapla müjdele!" (Lokman, 31/17; Casiye, 45/8)

3. Münafıklar: Hem kendi nefislerini kandırarak fıtrata karşı savaşan hem de müminleri kandırarak iman iddiasında bulunan, yalancılığı meslek haline getiren "münafıkları acı azapla müjdele!" (Nisa, 4/138)

4. Din Bezirganları: Allah yolunda bulundukları iddiasını taşımakla birlikte, Din'in değerlerinin insan yaşamında yücelmesi için servetlerini harcamayan, cimrilik ederek altın ve gümüşü yığdıkça yığan "din bezirganlarını elem verici bir azapla müjdele!" (Tevbe, 9/34)

2- İnabe, Ra'd, 13/27; Şura, 42/13 ayetlerinde Allah'a yönelip O'na teslim olmak anlamındadır. Allah'a tevekkül edip, huşu ile yapılan ibadetle eş anlamlıdır: Mümtehine, 60/4; Hud, 11/8, 32-33; Şura, 42/10. İnabe, tağuta itaat ile ters orantılıdır: Zümer, 39/17; İnabe sahipleri Allah'ın öğütlerine kalbini açık tutan, O'nun çevredeki, içindeki ve dışındaki ayetlerini düşünebilen basiret sahibi, akıl/i'zan sahibi kimselerdir: Sebe, 32/9; Kaf, 50/8;

3- Muhsin, ihsan kelimesinden bir ismi fail olarak iyilerden olan, iyi yürekli olan kimse demektir.