1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. Zulme Karşı Mazlumun Yanında
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

Zulme Karşı Mazlumun Yanında

A+A-

Suriye’deki katil Baas rejiminin yanında duranlar en çok Halep ve Şam’ı önümüze çıkarıyor; “Neden Suriye’nin en büyük şehirleri olan bu iki şehirde bir şey olmuyor?” diyorlardı. Sonunda Halep şehri Baas rejiminin kontrolünden çıktı. Şam’da ise kontrol alanı bayağı daraldı.

Karada kontrolü kaybeden Baas diktası son dönemdeki saldırılarında özellikle hava saldırılarına yüklenmeye başladı. Halep şehrini geri almak için 24 Temmuz Salı günü başlattığı geniş çaplı operasyonda da savaş uçaklarını kullandı. Daha önceki hava saldırılarında genellikle helikopterleri kullanıyordu. Ancak bazı helikopterlerinin düşürülmesi üzerine savaş uçaklarını kullanmaya başladı.

Daha önce savaş uçaklarını kullanan pilotlarının bazılarının uçaklarıyla birlikte ülke dışına kaçması, 18 Temmuz Çarşamba günü de en sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı bir binada düzenlenen toplantıyı hedef alan eylem gerçekleştirilebilmesi karşısında Baas diktasının yerli pilotlar hakkında tereddütlü ve dışarıdan getirtilen pilotlardan yararlanıyor olması muhtemeldir. Bunu olayları yakından izleyen bazı yorumcular dile getiriyor.

Katil Baas rejiminin savaş uçaklarıyla saldırılar başlatmasının yanı sıra kimyasal silahlar kullanma tehdidinde bulunması tabii risk oranının ve endişenin artmasına neden oldu. Fakat onun bu cüretkârlığı göstermesinde dış güçlerin verdiği desteğin önemli rolü var. Dolayısıyla bu saldırganlığın önüne geçilmesi için Baas katillerine desteğin son bulması amacıyla sesimizi biraz daha yükseltmemiz, katil Baas’a destek verenlere, yardımcı olanlara karşı durmamız gerekiyor.

Zulmün olduğu yerde mazlumdan yana tavır almak imanî sorumluluktur. Hatta zulmeden kişi imanlı diğeri imansız olsa bile. Çünkü zulmedene yapılacak iyilik onu zulmünden vazgeçirmektir; zulmünü sürdürmesi için yardım etmek değil.

Kur’an-ı Kerim’de zulme ve zalime karşı, mazlumun yanında yer almanın imanî sorumluluk olduğunu hatırlatan birçok âyeti kerime mevcuttur. Bunlardan bazıları:

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve “Ey Rabb’imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder” diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa, 75)

“Kendileriyle savaşılan (mü’minlere) zulmedilmeleri dolayısıyla (savaşa) izin verilmiştir. Şüphesiz Allah onlara yardım etmeye güç yetirir. Onlar sırf: “Rabbimiz Allah’tır” dediklerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Eğer Allah’ın insanların bazılarını bazılarıyla savması olmasaydı şüphesiz içlerinde Allah’ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Allah kendine (dinine) yardım edenlere elbette yardım edecektir. Şüphesiz Allah güçlüdür, yücedir.” (Hacc, 41-42)

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud, 113)

Zulmü benimsemek ona ortak olmaktır. Bundan dolayı çağımız zalimlerinin zulümlerini haklı göstermek için izledikleri yanıltma politikalarına ve propaganda faaliyetlerine karşı çok dikkatli olmak gerekir. Aksi takdirde insan yanılgıyla reddedilmesi gerekeni benimseyerek zulme ortak olabilir.

“Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size zafer versin ve mü’minler topluluğunun gönüllerini ferahlandırsın.” (Tevbe, 14)

“Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa artık onların aleyhlerine bir yol yoktur” (Şura, 41)

Buna göre zulme boyun eğmeyip karşı durmak, haksızlığa itiraz edip hakkını aramak, bunun için mücadele meşrudur. Dolayısıyla zulüm karşısında haklarını arayanları kınamak yanlıştır. Aksine haklarını arayanların yanında durmak, zulüm karşısında sessiz kalmamak gerekir. Çünkü Resûlullah (s.a.s.) haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan olduğunu bildirmiştir.

“Allah, haksızlığa uğratılan dışında kötü bir sözün açıktan söylenilmesinden hoşlanmaz. Allah işitendir, bilendir.” (Nisa, 148) Yani normalde söylenmesi yasak olan bazı sözlerin haksızlığa uğratılmış ve zulme maruz kalmış birileri tarafından söylenmesi müstesna tutulmuştur.

“Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak onları gözlerin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.” (İbrahim, 42)

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum