1. YAZARLAR

  2. Tamer Korkmaz

  3. Zat-ı şahaneleri neden susuyor?
Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Zat-ı şahaneleri neden susuyor?

A+A-

YÖK eski komutanı Erdoğan Teziç'in YouTube'a yansıyan ses kayıtları şu ana kadar hak ettiği ölçüde tartışılmadı…

Sözünü ettiğim kayıttaki konuşmasında mangalda kül bırakmayan Teziç, YouTube'daki kişinin kendisi olup olmadığı hususunda sessiz kalıyor…

Çıkıp “Hayır, o ben değilim” diyemedi…

Buyursun, yalanlasın; bekliyoruz!

* * *

Yalanlasa da, yalanlamasa da…

Gerçek değişmeyecektir…

O ses kayıtlarında yüksek perdeden “attıran” zat-ı şahane Org. Teziç'ten başkası değil…

Bir adım daha ileriye gidiyoruz…

Teziç'in konuşmasının içeriğine dair izah etmesi gereken çok önemli bir husus var:

“Fevkalade özel bir mahfilde” yaptığı anlaşılan hararetli konuşmasının…

Çankaya bahsinde imza attığı “muhtıra yanlısı” kehanetlerin neden gerçekleşmediği hususuna izah getirmek zorundadır!

Teziç, 27 Nisan gece yarısı ansızın internette beliriveren “sanal bildiri”ye o kadar sevinmiş ki…

Ekran başından uzun süre ayrılamamış, sonunda derin bir “Oh!” çekip yatmış…

Askerlerin Gül'ü Çankaya'ya çıkarmayacağına o denli inanmış ki, “iyi saatte olsunlar” adına çok kesin, hatta “suikast” ima edecek kadar zıvanadan çıkarak konuşuyor:

“O bildiri orada duruyor! Hadi bakalım sıkıysa yemin ettirsinler de bindirsinler arabaya, Köşk'e göndermeye kalksınlar…

Kaza olur! Ne bileyim, elektrikler kesilir yolda!

Yani olmaz, yapamazlar, çıkaramazlar! Darbenin düşüncesi yeter onlara, 28 Şubat'ı yaşamadık mı?”

* * *

“Askeri müdahale yanlısı” YÖK eski komutanının “alacakaranlık kuşağı” operasyonuna da işaret eden bu Çankaya kehanetinin siyasi tarihimizin çöp tenekesine gittiğini hep birlikte yaşayıp gördük…

“Muhtıra”dan fal tutmuştu; ama elinde kaldı yazık!

Mahfildeki konuşmasının bir yerinde siyasilere nasıl posta koyduğunu anlatıyor, “Devlet biziz! YÖK'ü aşamazsınız, 367 esastır.” dediğini hatırlatıyor…

Akla ziyan kehanetleri fos çıktığına göre, artık majestelerinin başını iki elinin arasına alıp düşünmesi gerekir, diyorum…

Yani, “Devlet biziz” yargısını gözden geçirmesinde fayda var, Teziç'in…

Oradaki konuşmasından sonra Türkiye'de neler olduğunu yaşayıp gördüğüne göre, “Ankara'daki Washington” anlamına gelen Statüko'nun yerinde yeller estiğini de algılamıştır herhalde…

“CHP'nin Anayasa Mahkemesi başvurusunu” kendilerinin hazırladığını söylüyordu, Teziç…

“367 Operasyonu” netice itibarıyla kaybetti; hatta sonrasında (5 Temmuz) Anayasa Mahkemesi'nden 367'nin de içinde bulunduğu Anayasa değişikliği paketi hakkında tam tersi bir karar çıktığına hep beraber tanık olduk!

Ses kayıtları, Teziç'in Gül'ün kızının Bilkent'teki diploma törenine de yumruk salladığını gösteriyor. “Vakıf üniversitesi orası, yoksa devletin üniversitesi olsa biz o rektörün canına okurduk!” diyor…

Teziç'in YÖK komutanlığı döneminde rektörleri baskı altına aldığına kuşku yok…

İzzet Baysal Üniversitesi eski Rektörü'nün üç yıl önce Erdoğan'ı neden karşılamadığını Yeni Şafak'ın 1 Mart'taki manşetinden okumuştunuz…

Dönemin Rektörü Yaşar Akbıyık ulusalcı cephenin kendisini “kahraman” yaptığı günleri pişmanlıkla anarken “Teziç'in baskısını” itiraf ediyordu…

* * *

Şimdilerde, Erdoğan Teziç'in laikçi rektörleri onun bıraktığı boşluğu; Cumhurbaşkanı'nın onayını ve yeni YÖK Başkanı'nı yok sayarak, üniversitelerde “kaos” ortamı oluşturmaya çabalayarak doldurmaya çalışıyor…

Bakınız, “30 Rektörlü Kaos Komitesi” rejim krizine oynayıp, fırıldak çevirmeye çalışırken; bir diğer taraftan da Ergenekon operasyonu kapsamında kimi öğretim üyeleri tutuklandı…

Kamuoyunun yakından tanıdığı üç rektörün “Ulusalcı-Darbeci” Ergenekon örgütüyle dirsek teması içinde olduklarına dair çok ciddi bilgiler var!

Laikçi rektörlerin “kaos”a oynayan tavırlarıyla…

“Ergenekon” olayında topa girmemeye özen gösteren medyamızın Amiral Gemisi'nin “411 el kaosa kalktı” manşetini müteakip başlattığı “kaos” antrenmanlarını…

Yan yana getiriniz: İkiz kardeş kadar benzediklerini göreceksiniz!

YAZIYA YORUM KAT