1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Zaman, Biladu’ş-Şam Etrafında Seferber Olma Zamanıdır!
Zaman, Biladu’ş-Şam Etrafında Seferber Olma Zamanıdır!

Zaman, Biladu’ş-Şam Etrafında Seferber Olma Zamanıdır!

Filistin aynasındaki son gelişmelerden kalkarak halimize baktığımızda büyüyen sorunlar karşısında acziyetimizi, güçsüzlüğümüzü ve tüm bunlardan doğan hüznümüzü görmememiz mümkün olmuyor.

A+A-

Haşim Ay / Islahhaber

Filistin, Kudüs, aziz mescidimiz ve ilk kıblemiz olan Mescidu’l Aksa yine Siyonist katillerin kirli işgaline maruz kaldı.

Bu kaçıncı işgal?

Ve her işgal karşısında bunca mahrumiyet içerisindeki Filistinli Müslümanların ümmet adına ödediği kaçıncı bedel bu?

Ne Siyonist katiller işgal ve yıkımdan bıktı, ne de Filistinli Müslümanlar bedel ödemekten geri kaldı. Oranın mübarek topraklar olduğuna Kelamullah tanıklık etmektedir. Bunca katliam ve zorbalığa rağmen Filistinli Müslümanların her yangından sonra kendilerini küllerinden yeniden doğurmaları Kitabullah’ın tanıklık ettiği bu bereketin göstergesi olsa gerek. Onlar bugün bir kez daha Siyonist katiller karşısında onurluca dikilmekten geri durmadılar. Zaten sürekli bilenen direniş iradesini bir kez daha kuşandılar. Teknolojik olarak dünyanın süper gücü bir ordu karşısında göğüslerindeki iman ve kararlılıkla yoğurdukları azimle işgalcinin karşısında dikiliyorlar. Sistematik zorbalık karşısında edindiği kesintisiz direniş iradesiyle Filistin havzası güvenirliğini, rüştünü çoktan ispatlamış, her kesimden insana elini öptürmüş adeta. İnsani planda onca olanca kaybına rağmen onurunu ve inancını elden bırakmayan Müslüman Filistin halkının ortaya koyduğu göz yaşartıcı güzelliğin örnekleri çok yok, hatta hiç yok coğrafyamızda.

Kendisini dünyaya kabul ettiren güzellikte bir direniş hattı… Olanca zorbalığa rağmen güzelliğinden ve meşruiyetinden zerre misali ödün vermeyen bir hat bu. Baştan sona adanmışlık ve tepeden tırnağa değin samimiyetle yoğrulan ilkesel bir tutarlılık… Onlar Kudüs’ün ve Aksa’nın ümmetin günü ve geleceği için sembolik ve stratejik olarak arz ettiği varoluşsal değerin farkında. Şikaki’nin de işaret ettiği bu farkındalıktır onları ayakta tutan, direniş iradesini kırmayan.

Filistin aynasındaki son gelişmelerden kalkarak halimize baktığımızda büyüyen sorunlar karşısında acziyetimizi, güçsüzlüğümüzü ve tüm bunlardan doğan hüznümüzü görmememiz mümkün olmuyor. Bir şeyler ister istemez adamın içini acıtıyor. Tek nefes borusu Mısır olan Gazze halkı bugün adeta dünyadan tecrit edilmiş bulunuyor. Ama gel gör ki bu olumsuz karanlık tablonun üzerine direnişin umut kıvılcımları saçan huzmeleri düşüyor. Filistin aynası yalnızca ağlatmıyor aynı zamanda onur da bahşediyor, kararlılığıyla sevinç yaşatıyor.

Yine birilerinin hiç de hak etmediği halde bu sevince ortak olduğunu görmek insanı ister istemez kızdırıyor. Mesela bugün artık Filistin halkıyla özdeşleşen Hamas Şam ile Kudüs’ün özgürlüğünü birbirinden ayrı görmüyor ama gel gör ki Kudüs’ün hüznüne ortak olanların bir kısmının Şam umurunda değil. Suriye aynasında bir İsrail’den hiç de farkı olmayan, hatta iğrençlikte onu bile rahatlıkla gölgede bırakan bir İran ve muhipleri bugün ortalama bir Filistinliden daha fazla Filistinli geçinmekte, kraldan daha çok kralcılığa soyunmaktan geri durmamakta. Şam sathında Esed’in lejyonerliğine soyunanların eli her Allah’ın günü mazlum Suriye halkının kanına bulaşırken ve çok değil daha birkaç ay önce Hamas’ın yenilmesi için can atarken şimdi kalkıp Filistin’in derdiyle dertleniyor görünmelerinin hiçbir anlamı yok. Normal zamanlarda bir alanda olumsuz tutum sergileyenlerin başka bir alanda olumluluklarla öne çıkmasına değer atfeder, hiç değilse bu alanda beraber yol aldığımıza şükrederdim. Ama bu kez öyle yapmayacağım. Çünkü Suriye örneği öyle basite alınacak türden bir örnek olmaktan çoktan çıktı. O artık bir nirengi noktası ve dolayısıyla tutarlılık ölçüsü. Suriye bağlamında duruşunu direnişten değil de Esed’den-İran’dan ve aynı kapıya çıkan üçüncü yolculuktan yana belirleyenlerin Filistin davasını ağızlarına almaya hakları yok. Şam’da Esed ve işbirlikçileriyle yan yana durmaya gocunmayanların Filistin halkına yas tutmalarının hiçbir inandırıcılığı yok. Onlar olsa olsa bu tutumlarıyla ancak Şam’da kararan vicdanlarını tatmine koyulabilir, kendilerini avutabilir ya da kandırabilirler.

Sorunlarımızın ağırlaştığı, bağlı olarak da sorumluluklarımızın arttığı zamanlardan geçiyoruz. Hüznümüz büyük ama övünmemiz, şükretmemiz, imrenmemiz gereken büyük kazanımlarımız da var. Filistinli Müslümanların asla elden bırakmadığı bu direniş iradesi en büyük ve paha biçilmez kazanımımız. Kayıplarımızla hüzünlendiğimiz kadar kazanımlarımızla sevinmeyi de bilmeliyiz. Ve elbette ki bu sevinç bizi yerinde oturmaya değil tersine söz konusu kazanımlarımızı daha fazla sahiplenmeye sevk etmelidir. Ana baba, bacı kardaş, genç yaşlı, kadın erkek Filistinli Müslümanlar bir bütün olarak işgalciye karşı yeni bir intifadanın kıvılcımını çakmış vaziyetteler. Onlar, ümmetin hayatiyetinin ve dirilişinin sembolik göstergesi olan el-Aksa’yı savunmak için var güçleriyle bir kez daha öne çıktılar. Birden çok cephede mücadele ediyor oluşumuz bizi yılgınlığa sevk etmesin. Filistin mektebi aynı zamanda direnişte istikrarın da güzel bir örneğidir. Dolayısıyla Suriye ve diğer sıcak cephelerde süren mücadeleyi sahiplenme ve dayanışma sorumluluğundan ödün vermeden Filistin cephesini elde avuçta ne varsa takviye etmemiz gerekiyor. Zaman ne Şam’dan, ne Sina’dan ne de Kudüs’ten vazgeçmediğimizi ve de geçmeyeceğimizi işgalcilere, emperyalistlere ve yerli taşeronlarına bir kez daha gösterme zamanıdır! Zaman ayağa kalkıp öne çıkma, ümmeti ve geleceği adına daha fazla inisiyatif kuşanma ve Filistin’i de kapsayan kadim Biladu’ş-Şam etrafında seferber olma zamanıdır! Zaman konforumuzdan feragat etme, Rabbimize her namazda verdiğimiz söze vefa gösterme ve birlikte saf tutma zamanıdır. Ayağa kalkan, öne çıkan, kardeşleri için çırpınma ibadetini namaz, oruç, hac, zekât vb. ibadetlerden ayırmayanlardan zillet ve meskenet uzaktır.

HABERE YORUM KAT