Zalim Düzen

13.12.2009 19:17

Ahmet Örs

Sedat Yenigün’ün şehadetini İslami Hareket dergisi kapağından böyle duyurmuştu: Kanla bezenmiş bir zemin üzerinde şehidin portresi ve çarpıcı tanım, Zalim Düzen!

O günden bu yana tanımda bir değişme olmadı. Düzenlerini halkın, başka toplum kesimlerinin aleyhine olacak şekilde örgütlediler hep. Kimlikleri yasaklanan insanlar işkencelerden geçti, köyleri, kasabaları yakıldı, çoluk çocukları inançları yüzünden okullarından, işyerlerinden atıldı…

Kürt halkının onca yıl çektiği acılardan sonra açılım süreci bir kıpırdanma, bir umut doğurdu. Onu da baltalamak, minnacık bir umudu bile insanlara yaşatmamak isteyen zalimler, insanlık düşmanları yine sahnedeler. Biz onların kim olduklarını elbette çok iyi biliyoruz. Öyle apaçık ortadalar. Anayasa mahkemeleriyle ortadalar, Danıştaylarıyla ortadalar, partileri ve siyasetçileriyle ortadalar, Ergenekonları ve cuntacılarıyla ortadalar!

Seksen beş yıldır onlarca isyan, on binlerce ölüm, baskın, dayatma, faili malum katliamlar… Hepsinin adresi bellidir. Halk onları her zaman teşhis etmiştir. Alevi halkını, Kürt halkı, Müslüman halkı bir vesile ile ama mutlaka cendere altında tutmak zalim düzenin ana karakteri ve hedefi oldu. O kadar inatla direniyor ki içindeki şeytan, bütün imkânlarıyla teslim olmamak, pes etmemek için çırpınıyor.

PKK ya da DTP sürecini sondan başlayarak insanlara okutmak istiyorlar. Hoca Nasreddin’in “Hırsızın hiç mi suçu yok?” darb-ı meselini bilmediğimizi sanıyorlar. Zalimliklerini halkı Firavun gibi derslerinde, müfredatlarında “ahmaklaştırarak” saklayabileceklerini düşünüyorlar. Reşadiye’de, Bingöl’de kuyular kazarak geleceğimizi yok edebileceklerini sanıyorlar. Danıştaylarda İmam Hatiplerin önünü keserek, Anayasa Mahkemelerinde özgürlükleri yok ederek ilânihâye bizi kafesleyebileceklerini sanıyorlar.

On iki yaşındaki Ceylan’ı dağda, aynı yaştaki Ecenur’u okulunda vurarak yıldırabileceklerini zannedecek kadar zavallılar. Bir küçük çocuğu sürgün etmenin utancıyla yaşayabilecek kadar haysiyet kavramına uzaklar. “Vurun ulan vurun, ben kolay ölmem!” diyor şair Ahmed Arif, Ceylan’ı havan mermisiyle, Ecenur’u sürgünle vurmuşsunuz ne gam! Ölmüyorlar işte! Siz teslim olacaksınız, zalim düzenleriniz insanlar üzerinde tanrılaşma iddiasından vazgeçecek, uysal kediler gibi bağışlanma dileyeceksiniz! Kolayca öldürdüğünüzü sandığınız ezilenler ayağa kalktığında tarihin omuzlarınıza yüklediği utançla baş başa kalacaksınız.

İstiklal mahkemeleri kurtuluş savaşı diye tanımladıkları savaşta ölenlerden daha fazla adam katletti. Behzat Camii yanında insanları astıkları yaşlı kavak ağacını utançlarını gizlemek için kesmiş olmalılar. Caminin avlusunda ezan vaktini bekleyen ihtiyarlar babalarının, tanıdıklarının orada boylu boyuna nasıl sallandırıldıklarını size anlatacaklardır. Kendi halkına bu kadar zulmeden bir düzen başkalarına rahat yüzü gösterir mi? Elbette göstermez! Zalim düzen, karanlıklardan beslenen, yarasa gibi ancak karanlıklarda var olabilen düzen; JİTEM’in doldurduğu kuyulardan içen, ceddi Kuyucu Murat Paşaları takip eden düzen…

Şimdi hiçbir komplekse kapılmadan bütün muhalif kesimlerle en alt düzeyde bile olsa zalim düzene karşı işbirliği geliştirmenin yollarını aramak gerekiyor. Kim halkın inancına, kimliğine komplo kuruyorsa, kumpas tezgâhlıyorsa ona karşı durmak; kimin geleceği çalınmak isteniyor, kimin varlığı sakıncalı görülüp yasaklanıyorsa onun yanında yer almak gerekiyor. Herkes hesabını Allah’a verecektir. Bize düşen hakikati hatırlatmak ve insanları zalimlere karşı fıtratın ve adaletin yanına çağırmaktır.

Zalimlere ve onların zalim düzenlerine verilecek en güzel cevap budur. İslami kimliğimizin insanlığa götüreceklerine dair en güzel işaret de bu olacaktır!

  • Yorumlar 8
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim