1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Yüzleşme ve Hesaplaşmanın Tasfiyesi mi?
Yüzleşme ve Hesaplaşmanın Tasfiyesi mi?

Yüzleşme ve Hesaplaşmanın Tasfiyesi mi?

Tahliyeler için sevinenler şu birkaç sorunun cevabını verebilir mi? Darbeciler yargılansın mı yargılanmasın mı, militarizm-askeri vesayet bitsin mi bitmesin mi?

A+A-

Kenan Alpay’ın yorumu:

Görünen o ki Ergenekoncuların tahliyesinin sorumluluğunu hiç kimse üzerine almak istemiyor. Tersine Hükümet kanadı geciktirilen gerekçeli karar yazımları dolayısıyla mahkemeleri, Gülen Cemaati’nin yargıdaki ve medyadaki kadroları da Hükümeti suçluyorlar.

Uzun tutukluluk sorunundan daha geniş bir siyasal-hukuki sorunla karşı karşıya olduğumuz muhakkak. Ancak Türkiye bir asrı aşkın bir zamandır kendisine kan kusturan, toplumsal hayatını karartan, siyasi iradesini ipotek altında tutan darbeci ideoloji ve kadrolarla hesaplaşmaya hiç bu kadar yakın olmamıştı. Şimdi gelinen noktada bütün bir toplum için hayat-memat meselesi olan bu imkân elimizden kaçıyor mu acaba?

Tahliye Beraat Değildir Ama…

Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ın tahliyelerine imkân sağlayan süreç kim ne derse desin Ergenekon davasındaki çözülmenin işaret fişeği olmuştur. Darbe örgütlenmesindeki suçları dolayısıyla ağır hüküm giydikleri halde Kemalist-CHP’li kimlikleri sebebiyle her iki isim için tahliye ve Meclis yolunu açan kimdi? Anayasa Mahkemesiydi elbette.

Peki, KCK’dan tutuklu olup da haklarında hiçbir hüküm verilememiş olduğu halde beş BDP’li vekilin tutukluluğun devamına hükmeden kimdi? Kemalist cepheyi destekleyip cesaretlendirirken Kürt sorununu kışkırtırcasına kara kaplı kitaptan ahkâm kesen hâkimler ve savcılar hukukun tecellisini hedeflemiyorlardı. Çünkü alınan karar hukuki değil siyasiydi ve bürokratik mekanizmaların imkânlarıyla Hükümeti köşeye sıkıştırmak gibi bir amaca matuftu. Sonrası malum ortaya çıkan derin çelişkinin izah edilememesi ve kamuoyundan yükselen tepkiler neticesinde tahliyeler geldi.

İsterseniz ta 15 Kasım tarihinde Fethullah Gülen’in yaptığı bir açıklamaya bakalım da bu tahliye kapılarını kimlerin açtığı hakkında bir fikrimiz olsun: “Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimden bir imkân olsa ben onların hepsine serbestsiniz; nasıl yani, Efendimiz’in Kâbe’yi fethettikten sonra dediği gibi “gidin hepiniz serbestsiniz” derim. Ne var ki birileri onları planlıyor, yapıyor, 'Topuklarını birbirlerine vurdu. Karşımızda dimdik durdu bu adamlar. Bunlara bunu dedirttik.' diyorlar bir taraftan kapalı kapılar ardından diyorlar, fakat bir taraftan da camia onu sanki bir kısım elamanlarına yaptırtıyormuş gibi onlara fısıldıyor. Bir taşla iki kuşu vurma gibi bir nifak hareketi içinde bulunuyorlar. Bana yakışmayan şeyler ama müsaadenizle bu kadarını da söyleyeyim.” (Zaman, 15 Kasım)

Sizce de Fethullah Gülen kendisine yakışmayan şeyler mi söyledi yine? Yani Ergenekon yargılamalarının gidişatından camianın bir kısım hâkim-savcı elemanlarının sorumluluğu yokmuş da bütün işi nifak salıp bir taşla iki kuş vurmak isteyenler yapmış. İsmi anılmıyor ama Başbakan Erdoğan’ın yaşlı başlı adamları hesaba çekip Silivri’de tutsak ederek Fethullah Gülen’in ciğerini yaktığından şüphe ediliyor.

Yazının Devamı…