1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Yuvarlak masadaki üçlü fotoğraf...
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Yazarın Tüm Yazıları >

Yuvarlak masadaki üçlü fotoğraf...

A+A-

Masanın ortasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oturuyor. Bir tarafında eski mücadele arkadaşı Başbakan Tayyip Erdoğan, diğer tarafındaysa onun Cumhurbaşkanı olmasını engellemek için bildiri yayımlamış bir ordunun komutanı var...
Masa yuvarlak... Başbakan’ın yorgun bakışları, Genelkurmay Başkanı’nın zoraki gülümsemesi görüntüye damgasını vuruyor. İçi evraklarla dolu olduğu anlaşılan yere konmuş bond çantalar fotoğrafı tamamlıyor. Cumhurbaşkanı, hakem konumunda. Ordu ve hükümetin hâlâ iki farklı ‘taraf’ oluşturduğu bir ortamda bulunmaktayız ve iki tarafın da hakemliği gerekli gördüğü anlaşılıyor.
Gerginliğin zirve yaptığı koşullarda gerçekleşen bu buluşmanın sonunda birkaç cümlelik bir açıklama yapıldı. Onun ardından Başbakan’dan görüşmenin iyi geçtiğini öğrendik.
Bu kritik görüşmede nelerin görüşüldüğünü az çok tahmin etmek mümkün. Ama tarafların hangi noktada uzlaştıklarını, hangi noktada ayrı düştüklerini kesin olarak bilme olanağımız yok. Durumu daha sağlıklı değerlendirebilmek için, ‘Ne dediler, ne demiş olabilirler’in dışına çıkan bir çerçeve içinde bakmanın yerinde olacağı kanaatindeyim.
***
İki buçuk yıl öncesine gidiyorum...
Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanı, İlker Başbuğ Kara Kuvvetleri Komutanı. Tarih 27 Nisan gece yarısına yakın. İnternet sitelerine yine bir gergin ortam içinde Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması düşüyor. Açıklamanın özeti şu: Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak istemiyoruz. Bu istememezlik hali bir Anayasa Mahkemesi kararına dönüşüyor ve Abdullah Gül, şimdiye kadar seçilmiş birçok Cumhurbaşkanı’ndan daha çok oy aldığı halde Cumhurbaşkanı olamıyor...
Türkiye, 22 Temmuz 2007 erken seçimlerine bu ‘istemezük’ bildirisinin ardından gitmek durumunda kaldı. AK Parti seçimden zaferle çıkarak ‘istemezük’çülerin beklentilerinin aksine toplumun önemli birçoğunluğunun desteğini alarak tekrar hükümeti kuracak güce ulaştı. Abdullah Gül bu sürecin sonunda Cumhurbaşkanı oldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını benimsemediğini her vesileyle gösterdi. Gül tarafından yapılan açılış toplantılarına (geleneklerine aykırı bir tutum sergileyerek) katılmadılar. Ardından Yargıtay Başsavcılığı AK Parti aleyhinde kapatma davası açtı. Türkiye yeniden aynı ‘merkez’ tarafından ‘geleceği belirsiz
ülke’ konumuna sokuldu.
***
Bütün bu gelişmeler sırasında (ve onların öncesi ve sonrasında) askerlerin ‘darbe’ için değişik girişimlerde bulunmuş oldukları, giderek netlik kazanan bir gerçeklik. Bu girişimleri kanıtlayan belgeler, birer
ikişer ortaya çıkıyor. ‘Onu alamazlar’ diye düşünülen ne kadar isim varsa, dokunulamaz görünen ne kadar şahsiyet varsa, temposu düşmeyen üç yıllık süreç içinde yargıya hesap verecek duruma geldiler ve gelmeye devam ediyorlar. Bu gelişme, ulusalcı eliti daha
sıkı bir savunma psikolojisine sürüklerken, toplumsal ruh halini de baştan aşağıya değiştirecek etkiler yapıyor. Ergenekon, Türkiye’nin yakın geçmişi konusundaki temel hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. Taraflar bu temelde ayrışıyor.
Bu ayrışmanın bir yerde bir uzlaşmayla sonuçlanacağı yönünde beklenti içine girmek, aşırı iyimser ya da tuhaf bir yaklaşım değil. Böyle bir beklenti içinde olmak, son derece normal. Ama, bu uzlaşma, bir türlü gerçekleşemedi. Taraflar mevzilerini terk etmek istemiyorlar. Çatışma şiddetleniyor.
Sık sık ‘ordunun sabrı taşacak hale geliyor’...
Yüksek yargının sürece ‘müdahale gücü’ de sık sık sonuna kadar zorlanıyor. Hükümet ise, kendisine karşı kurulduğu söylenen komploların, darbe planlarının ortaya çıkmasının etkisiyle, daha atak bir tutum sergilemeye başlıyor.
Darbecilerin yargılanması, tabii ki, dünyadaki ve ülkemizdeki büyük değişimin bir sonucu. AK Parti yönetiminin (geçmiş hükümetlerin büyük
çoğunluğundan farklı olarak) seçilmiş iktidarın gücünü korumak konusunda yoğun bir ısrar sergilediğini de göz ardı etmemek gerekiyor.
***
Yuvarlak masadaki fotoğrafa, geçmiş günleri de anımsayarak bakıyorum... Türkiye’nin üç sene öncesine göre, onüç sene öncesine göre ne kadar köklü bir değişim geçirdiğini bu fotoğraftan daha güzel yansıtan bir imge kolay kolay bulunamaz... Bu ülkede, birçok önemli kanun değişikliği, daha düne kadar, ‘ordu istemiyor’ gerekçesiyle engellenebiliyordu. Ordunun istemediği kimse İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı olamıyordu. Ordunun istemediği kimse Cumhurbaşkanı olamıyordu...
Türkiye’nin fotoğrafı değişiyor. Zor günler yaşasak da ülke normalleşiyor.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT