1. YAZARLAR

  2. D. Mehmet Doğan

  3. Yüksek yargının gideceği yer!
D. Mehmet Doğan

D. Mehmet Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Yüksek yargının gideceği yer!

A+A-

Her yapı kendini korumak ister, tabiî bir yöneliştir bu. Koruyucu refleksler, hataları, kusurları, memnuniyetsizlikleri örter, en azından geri plana iter.

Türkiye’nin yüksek yargısı, kendisini ilgilendiren Anayasa değişikliği ile ilgili olarak güçlü bir refleks ortaya koyuyor.
Tepedekilerin keskin konuşmaları, kamuoyunun malûmu oldukça ibrenin gerçekten lehlerine döneceğini sanıyorlarsa, yanıldıklarını söylemek zorundayız. Halk, siyasilerin bile sürekli konuşmasından çok hoşnut değilken, bir zamanlar kimliği belli veya belirsiz askerlerin konuşmalarından olduğu gibi, şimdi de yüksek yargı mensuplarının beyanlarından da memnuniyet duymuyor.
İşin rahatsız edici yönü, yargı mensuplarının doğrudan kendi çıkarlarını korumak için bir cephe oluşturmaya çalıştıkları kanaatinin yayılması.
Yargının, siyasi sistemin alanına giren düzenlemeler konusunda görüş beyan etmesi elbette mümkündür, hatta gereklidir. Fakat bunun bugünkü tarzda yapılması kabul edilebilir değildir. Bu kurumların kendileri ile ilgili düzenlemeler konusunda hükümeti, siyasi kuruluşları bilgilendirmeleri, teknik konular üzerinde görüş ortaya koymaları olağan karşılanır. Fakat yargı kavramı ile bağdaşmayacak şekilde tarafgirane beyanları kamu vicdanında makes bulmaz.
Millet siyasetle hesabını nasıl göreceğini gayet iyi biliyor. 1950’den beri bunu apaçık gösterdi. Güç merkezlerinin, onlarla paralel yürüyen basın-yayın cihazının baskılarına, şişirmelerine rağmen halk kimi seçeceğini bildi ve Türkiye’nin değişimi ancak bu şekilde, yani halkın desteği ile oldu.
Elbette halkın güvenlik kurumları konusunda ve yargı konusunda böyle seçimler yapmak gibi bir lüksü yok. Mevcut kurumlara tabii olarak güven duymak ihtiyacı ağır basıyor. Nitekim, son zamanlara kadar gerek orduya, gerekse yargıya güvende ciddi problemler görülmüyordu. Silahlı Kuvvetler’e güvenin sarsılması, kendiliğinden bir güvenlik meselesidir. Bu yüzden, TSK adına hareket edenlerin halkın güvenini besleyecek tutum ve tavırlar geliştirmeleri zaruri.
Halkın yargıya güveninin ciddi düşüş gösterdiği, artık anketlere yansıyor. Türkiye’de iki kişiden birinin yargıya güvenmemesi, ciddi bir mesele olarak kabul edilmeli. Son zamanlardaki yargıyı alakadar eden olaylarla ilgili olarak ankete cevap verenlerin yarıya yakını, yargıya güveninin azaldığını beyan ediyor.
Yargı halka kulak vermeli mi?
En azından kulak tıkamamalı. Bu güvensizliğin sebeplerini araştırmalı ve bunun üzerinde ciddi olarak durmalı. “Halk bize vız gelir, biz işimize bakarız, lâyüseliz” demek hakkı, değil demokratik yapılarda, otoriter yapılarda bile söz konusu olamaz.
Yüksek yargı başkanları ve üyeleri Ankara Adliyesi’nde hükümetin Anayasa değişikliği ile ilgili olarak toplanmış.
Böyle bir toplantı, keşke, sözünü ettiğimiz hususlarla ilgili olarak düzenlense idi. Fakat, düzenleyenlerin böyle bir niyetleri olmadığı ortada. O zaman halkın hatırına, 28 Şubat’ta Genelkurmay Karargâhı’nda verilen yargı brifingi geliyor. Yüksek yargı karargâhta brifinge tabi tutulmuş, sonra da bugün yüzkarası olarak hatırlayacağımız uygulamalar vücut bulmuştu.
Yüksek yargının bu içtimaı nasıl sonuçlanır? Eskiden olsa idi, soluğu karargâhta alırlar diyebilirdik. Şimdi Anıtkabir’den başka gidecek yerleri yok! Oradan da “ölülerden medet ummayın” hitabını duyarlarsa, şaşırmayın!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT