1. YAZARLAR

  2. D. Mehmet Doğan

  3. Yüksek yargı, alçak kaygı!
D. Mehmet Doğan

D. Mehmet Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Yüksek yargı, alçak kaygı!

A+A-

Yargıtay Başkanı açıklama yaptı mı? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı neyle meşgul?..

Konuşkan başkanımızdan bir seda duymadım. Suskun başsavcımızdan henüz de bir işaret yok.
Birkaç gündür zihnime takılan bu...
Şimdi hemen, “zaten bu dinlemeler yasadışı, failleri bulunmalı” açıklaması yapılabilir elbette!
Tamam! Bunu kabul edelim. Bu sonucu değiştirir mi? Bu yakıcı hakikat ortadan kalkar mı? Kamuoyu böyle bir açıklama ile teskin olur mu?
Yagıtay’ın ismi-cismi belli yüksek yargıçları bunları konuşmuşlar mı, konuşmamışlar mı?
Kendi kafalarına göre çözüm için adımlar atmışlar mı, atmamışlar mı?
Hadi başkan! Hadi başsavcı! Söz sizin! Top YARSAV’da ise onları da dinleyebiliriz. Belki onlar vicdanımızı rahatlatacak bir buluş yaparlar.
Bu konuşmalar büyük bir paniği ortaya koyuyor! Türkiye’nin değişmezleri değişiyor. Demokrasi askeriyeyi değil, militarizmi, hukuku değil juritokrasiyi hizaya getiriyor. Türkiye’de bugüne kadar sözde kalan hakimiyeti milliye prensibi gerçek anlamda yürürlüğe sokuluyor. Milli iradenin tecellisinin önündeki barikatlar temizleniyor.
En azından bu yönde güçlü adımlar atılıyor.
Bir anlamda yılanın kuyruğuna basılıyor.
Yılan ise denize düşmüş!
Kime sarılıyor? Ahtapota!
Devletin geleneksel hâkimleri (hegemonları) epey zamandır bütün güç ve imkânlarıyla, akla gelmez, fikre uymaz, hayali zorlar araçları devreye sokarak, oligarşik yapıyı korumaya çalışıyor.
Bunu demokrasi içinde yapmak isterlerdi elbette. Fakat mümkün olmuyor! Bunun için en kullanışlı araç CHP. CHP, bu oligarşik yapının bir parçası zaten. İkisi birbirini besliyor. Bu yüzden CHP’nin, Kılıçdaroğlu’nun dur durak bilmeden “hayır” için çalışması şaşırtıcı değil.
Bir sistem yıkılıyor. CHP’nin devlet içindeki imtiyazlı konumu sona eriyor. O da artık partilerden bir parti olacak. Öyle olduğu zaman da MHP’den farkı kalmayacak.
Ulusalcı CHP, devlet imkânlarını yitirince milliyetçi söylemin sahibi MHP ile eşitlenecek. MHP böylesi bir menfaat gözetmeden halkoylamasında “Hayır” diyor. Bunu kitlelerin terör dolayısıyla içinde bulunduğu hissiyatını öne çıkararak yapmak istiyor. Apo’yu asacak ipten, açık değişiklik hükümlerinin gizli bölücü tesirlerinden dem vurarak hayırcılığını meşrulaştırmaya çalışıyor. Fakat o ne?
Apo’nun asılmama kararı müşterek bir hükümet kararı. Altında Devlet’imizin imzası var!
İş bununla sınırlı kalmıyor! MHP liderinin hükümetin Kuzey Irak liderleriyle münasebetleri ile ilgili iddiaları birden tersine dönüyor: Her iki lidere de, Devlet’imizin iktidarı sırasında para ve silah desteği sağlanmış! Tercümesi: Peşmergelerin maaşı ve silahı Türkiye’den gitmiş!
Eğer hükümet bugün Kuzey Irak’la bu boyutda ilgileniyorsa, devlet siyasetinin sürekliliğini akılda tutmamız lazım.
CHP, Türkiye’nin siyasi hayatında 80 küsur yıldır oynadığı meş’um rolü bundan sonra oynayamayacak. Bu demektir ki, devletin karanlık güçlerinin siyasi görünümlü temsilcisi artık devlet içinde at oynatamayacak. MHP’nin CHP’den rol çalarak hukuk oligarşisini, bürokratik oligarşiyi korumaya soyunması, bazı yüksek yargıçların artık herkesin malumu olan konuşmaları karşısında nasıl değerlendirilmeli?
Partinin çığırtkanları buna da bir kulp takar herhalde!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT