1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. YSK'nın özrü kabahatinden büyük
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yazarın Tüm Yazıları >

YSK'nın özrü kabahatinden büyük

A+A-

4 günde önümüzdeki 4 yılın kredisi tüketildi. Artık bu Meclis'ten uzlaşma sağlayıp, yeni bir Anayasa yapmasını beklemek hayal.

Zaten amaç da buydu.

AK Parti'nin tek başına iktidar olacağı belliydi.

Bunu engelleyemeyeceğini görenler, B planını devreye soktu.

Amaç, AK Parti'nin tek başına Anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluğa ulaşmamasıydı.

Bunu başardılar.

AK Parti'nin oyu arttı, ancak milletvekili sayısı düştü.

YSK eliyle yaptılar bunu.

Milletvekili dağılımında YSK, "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt" sistemini esas aldı.

AK Parti'nin güçlü olduğu Orta Anadolu'da 32 milletvekili azaldı.

Karar 26 Şubat 2011 tarihinde alındı. Hani seçimlere 1 yıl kala, seçim sonuçlarını etkileyebilecek bir karar alınamazdı!...

Yeni seçim kanunu ile Türkiye bir ayıba son vermek istedi. Seçim Kanunu'na, yurtdışındaki Türk vatandaşlarının oy kullanmasına imkan sağlayan düzenleme konuldu.

2.5 milyon Türk vatandaşı ilk kez sandık başına gidip oy kullanabilecekti.

Bu düzenleme 2008 yılında yapıldı. Yani seçime henüz 3 yıl kala. Seçime 5 ay kala milletvekili dağılımını değiştiren YSK, 3 yıl önceki düzenlemeyi hayata geçiremedi.

Oysa yabancı ülkeler bunu sağlayabileceklerini bildiler.

Almanya Başbakanı Merkel ikna edildi ama YSK Başkanı Ali Em ikna edilemedi.

Papua Yeni Gine,"Türk vatandaşlarına oy kullandırırım" dedi, ama bizim YSK, Türklerin oy kullanamayacağına karar verdi.

Güçlü bir siyaset mühendisliği de orada yapıldı.

Tam işler normal seyrinde gidiyor, bölgede ilk kez düğün bayram havasında seçim yapılacak derken, YSK sahneye çıktı.

7 bağımsızın aday olamayacağını açıkladı.

PKK için beklediği fırsat doğmuştu.

Bölgeyi bir cehenneme çevirdiler. Bir genç yaşamını yitirdi, süreç kontrolden çıktı.

YSK kararını geri çekti ama, "Atı alan Üsküdarı geçti"

Gergin ortamda gidilen seçimler, BDP'ye en az 10 milletvekili kazandırdı.

Seçim bitti.

Yeni Anayasa için uzlaşma dedik...

YSK yine ortaya çıktı.

22 Mart tarihinde verilen Hatip Dicle kararı, 21 Haziran günü hatırlandı.

Peki BDP'liler Dicle kararını bilmiyorlar mıydı?

Kararı gizlemek suretiyle tuzak kurdular.

YSK'da gönüllü olarak, bu tuzağa düştü!

Hatip Dicle ve Leyla Zana'lar Meclis'ten atıldığı gün, Öcalan sevinçten dört köşe olduğu Şam'daki karargahında, "TC'yi tuşa getirdim. Böylece Kürt davasını dünyaya mal ettim" demişti.

İmralı'da ne dediğini ise bilmiyorum.

Ancak eline tarihi bir koz geçti.

DTP kapatıldığında da Meclisi boykot kararı almışlardı. Bir anda Öcalan tek muhatap haline gelmişti.

"Meclise girin" dedi. Girdiler.

YSK'nın kararı Öcalan'ı bir kez daha, "Akil adam" konumuna yükseltti.

Şimdi İmralı'ya gidecek olan kosterin, takanın yolunu bekleyeceğiz. Öcalan, "Yemin edin" derse Türkiye krizi aşmış olacak.

Adı, "Barış" dili, " Tehdit" olan parti ise Meclise girecek.

Başbakan Erdoğan'la ilgili kararı bir kurye uçakla yetiştirmiş, YSK'da yasağı vermişti.

Erbakan'la ilgili karar, Diyarbakır-Ankara; Yargıtay-YSK arasında tam 5 günde sonuçlandırılmıştı.

Dicle kararı ise üç ayda fark edildi.

Yedi uyurlar gibi.

Dicle'yi yasaklarken, 28 şubat ara rejiminin Merve Kavakçı ve Bahattin Şeker kararına sığınmış YSK.

Hukuk adına utanç verici...

Meclis'te yemin etmesi engellenmişti, Merve Kavakçı'nın.

DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, gece yarısı evini bastırıp, bir şaki gibi gözaltına aldırmak istemişti.

Bahattin Şeker kararı ise 28 şubat şantajının tipik bir örneğiydi.

28 Şubat'ın en hızlı günleriydi.

Refahyol'u yıkmak için DYP'yi parçalama planı devreye sokulmuştu.

"A Takımı" DYP'den koparılmış, direnen DYP milletvekilleri ise , Ankara'nın etrafındaki boş mezarlar gösterilmek suretiyle istifaya zorlanıyorlardı.

Bahattin Şeker DYP Genel Muhasibi'ydi. Çiller'in en önemli kurmaylarından biriydi.

28 Şubatçılar, DYP'den istifa edip, Demirel ile Cindoruk'un kurduğu DTP'ye geçmesi için, askerlik dosyasıyla tehdit ettiler.

Şantaja boyun eğmeyince, milletvekilliğini düşürüp, askere aldılar.

YSK, 28 Şubat'ın yüzkarası olan uygulamalarına sığınarak, "Özrü kabahatinden büyük" bir duruma düştü.

BDP tuzak kuruyor, YSK yasaklıyor.

BDP-YSK elele ülkeyi kaosa sürüklüyor.

AK Partililer ise...

Asıl tuzağın kendileri için kurulduğunu fark etmiyor.

"Hatip Dicle milletvekili olamaz" diyerek YSK kararının arkasında duruyorlar.

Ben de ağzım bir karış açık olanı biteni seyrediyorum.

Ve buradan, "AK Partililere, yeni süreci sabote etmek isteyen,"Ejder'in çocukları" size karşı işbirliği yapıyor. Bu işin asıl mağduru Hatip değil, sizsiniz" diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum