Yorgun günün kadınları

04.08.2009 06:00

Akif Emre

Yorgun bir yaz ikindisi… Gölgelere çekilmenin bile serinlemek anlamına gelmediği nemli bir İstanbul yazı. Eskiden bu aylarda nem kalmazdı. Sıcak olsa da nemi atması gerekirdi diye düşünerek parkın içinden hızla geçiyorum.

Yorgun argın banka oturan her yaştan insan gün biterken esmesini umdukları serinliği bekler gibiler. Emekliliğinin tadını bir parkta, ağaç altında geçirerek çıkarmak isteyenlerle bir türlü bitmek bilmeyen günün sonunda eve dönüşün ağırlığıyla bir kenara çökmüş genç işsizlerin hüzünlü çehreleri…

Her türden hayat hikayesini dinlemekten bıkmayan, kendi halinde sessiz köşelerinde ne sırlara vakıf parkın ortalık yerinde çocuklar televizyonda izledikleri film kahramanlarına özenerek oyun oynuyor. Her bir çocuk bilgisayar ekranından parka fırlamış gibi. Çocukluk sanki kalktı. Top oynayan çocukları görünce seviniyorum, beton yapılar arasında da olsa çocuk kalmayı başardıkları için… Onların hikayesi şimdilik bilgisayar oyunlarındaki kahramanların, uzaylıların seslerine yüklenmiş.

Tam parkın çıkışına yaklaştığım sırada iki kadının sırtlarını parkın alçak duvarına vermiş yan yana oturduklarını fark ettim. Görünüşte hiçbir fevkaladelik yok. Ama neden ilgimi çekti ki? Çimlere rahatça ayaklarını uzatarak oturmalarından mahalle sakinlerinden iki ev kadını olduğu anlaşılıyor. Parkın içinde aralarından geçtiğim onlarca insan arasında özellikle ilgimi çeken çehrelerin dışında bu iki ev hanımında ilgiye değer hiçbir şey olmamasına rağmen dikkatimi çekmelerini tuhaf karşılamamış da değildim… Bunları daha düşünmeden yanlarından geçip kaldırıma çıkıp başımı çevirdiğimde olayın sırrını keşfettim. Kucaklarına aldıkları dizüstü bilgisayar üzerinden bir birbirleriyle muhabbet ediyorlar.

Yorgun çehrelerden, günün boğucu havasına, akşam dönüşü eve ne götüreceğini düşünen çökmüş omuzların üstündeki umutsuz başlardan tümüyle farklı iki mahalle sakini “teyze”… Günlük hayatın telaşesini bir kenara bırakmış teknolojinin hızına ayak uydurarak kendine özgü bir yöntemle akşam serinliğini bekliyorlar…

Tuhaf zamanlarda mıyız yoksa 'hayat', yani insanlar sandığımdan daha hızlı mı değişiyor?

Birkaç gün sonra “her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar”ın o alev alev parıldayışını seyrederek hemen bitecek gibi gelen bir Boğaz yolculuğu… Her şeyi unutmak, geride bırakmak istediğim anlarda bu motorla karşı tarafa geçişler… Boğaz'ın dinginliğini içime çekiyorum.

Boğaz'a nereden bakarsam bakayım bende hep 'güzellik ve dinginlik' çağrışımı yapar. Her mevsim bu dinginliği içimde hissederim. Yazın bir serin dinginliktir, kışın kurşuni havasında insanın içini açan bir genişlik…

Motorun üst katında kenarda bir yere iliştim hemen. Gün batmak üzere. Sularda parıldayan yankısı artık gözümü kamaştırmayacak kadar solgun…

Yanımda on veya on iki yaşlarında bir kız çocuğu annesine doğru yan oturuyor. Sarı gömleğinin altında kısa pantolonu daha doğrusu şortu günün modasına uygun. Küçük çocuklar da şort giyiyor. Ya da yetişkin kadınlar bile küçük kız çocukları gibi “özensiz” giyiniyor. Kız çocuğunun giysisi, bu yaz iyice yaygınlaşan yetişkinlerin pervasız kıyafetlerini hatırlatıyor. Anne ile kız çocuğunun yüzleri birbirine o kadar yakın ki Boğaz'ın esintisiyle savrulan saçları birbirine karışıyor sanki. Herhalde motorun gürültüsünden rahat duyabilmeleri için yaklaştıklarını düşünüyorum. Annesi tahta sıraya yerleştirdiği açık kolunu dirsekten kırarak yüzünü eliyle desteklemiş halde kızına bir şeyler söylüyor.

Birden kız çocuğunun tekrarladığı heceler kulağımı dolduruyor.

“Elemtere keyfe …” Dikkat ettim kız bir ayağını sıranın üstüne bükmüş vaziyette, tahta sıranın acıtmasına aldırmadan oturuyor. Gün bitimi o gün ezberlediği sureleri annesine okuyor. Annesi kızının yanlışlarını düzeltiyor. Sanki bir yeşil halıda diz çökmüş gibi talim yaptırıyor.

İki ev kadını bir parkta yeşil çimlere oturmuş dizüstü bilgisayarla muhabbet ediyor.

Boğaz'da bir motorda hiç de geleneksel görüntü vermeyen bir kadın küçük kızına namaz surelerini ezberletiyor.

Hayat her zaman şaşırtıcıdır.

Hayat şaşırtıcı olduğu kadar da zengin.

Sevgili hayat…

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim