Yollayın Balyoz’u Erzurum’a görelim kilitlenmeyi!

16.06.2012 00:10

Ali İhsan Karahasanoğlu

Fıkralarımız, hayatı ne güzel özetliyor. Yaşadıklarımızın komik yönlerini, ne kadar güzel çıkartıyor.

İki gün önce, bir başka vesile ile Hasan Karakaya ağabey, yazısında aktarmıştı..

Ben de farklı versiyonunu aktarayım..

Balyoz'un bir numarası Çetin Doğan da Trabzonlu olduğuna göre, fıkradaki Temel ile hemşehriliklerini gözden ırak tutmayın.

Fıkra şöyle:

Temel, cinayet suçundan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Mahkeme Başkanı, “Anlat bakalım oğlum, nasıl oldu?” diyor..

Temel başlıyor anlatmaya:

“Trabzon'dan bindik vapura. Geldik Giresun’a.. Geldik Ordu’ya, geldik Samsun’a, geldik Sinop’a.. Sonra oradan da geldik Zonguldak’a.”

Mahkeme başkanı ilgisiz anlatımlardan rahatsız ama..

“Ne olacak, biraz sonra İstanbul'a gelecek işte!” diye düşünmüş, sabretmiş.

Ama Temel uyanık..

Hani arızalı kasetler nasıl başa sarar, o da başa dönmüş: "Trabzon'dan bindik vapura.. Geldik .." deyince, mahkeme başkanı dayanamamış "Tamam orasını anladık.. Orayı geç.. İstanbul’a gel bakalım, nasıl oldu cinayet" demiş. Temel "Yaaa..! İstanbul’a geleyim de idam kararını veresin, öyle mi?" diyerek niyetini açığa vurmuş..

Balyoz davası da, Temel fıkrasındaki gibi, Çetin Doğan'ın Karadenizliliğinden olsa gerek, davayla ilgisiz delillerin toplanması talepleri ile kilitlendi kaldı..

Mahkeme "Bizim açımızdan konu açıklığa kavuşmuştur. Başka delillerin toplanmasının karara etki edecek bir ciddiyeti yoktur. Toplanması istenen deliller, (Aynen Temel'in cinayetle ilgisiz vapur seyahatini anlatmasındaki gibi) dava ile ilgisiz şeylerdir. Artık son aşamaya geçiyoruz, savunmalarınızı hazırlayıp yapar mısınız?" diyor..

Avukatlar, "Yok.. Biz istediğimiz delilleri toplatmak (Yani Trabzon, Ordu, Samsun, Sinop, Zonguldak seyahatlerini anlatmak) ve onlarla ilgili belgeleri sunmak istiyoruz" diyorlar..

Bu oyalama taktiği mahkemece kabul görmeyince, duruşmalardan çekiliyorlar.

Barodan avukat isteniyor.

Baro da zaten darbeci ya..

Darbeci generallerden yana tavır alıp, kilitlenmeyi sürdürmek için zorunlu müdafi göndermiyor..

Avukatsız karar verilemeyeceği için, sözümona dava kilitlenmiş oluyor.

Temel'in fıkrasındaki gibi "asma kararı verilmesi, ufukta mümkün gözükmüyor."

Ve dün, savcılık güzel bir atakla, davanın bir başka mahkemeye naklini talep ediyor..

Öyle ya..

İstanbul Barosu, darbeci avukatlardan oluşuyorsa..

Yargı, bunlara eyvallah mı edecek?

Yollarsınız davayı Diyarbakır’a..

Kürtçü avukatları sınarsınız.

Bakalım, Diyarbakır Barosu, “Biz de zaten KCK davalarında, darbecilere hizmet ediyorduk. Şimdi darbecilerin kendileri geldi buraya. Biz de İstanbul Barosu’nun yaptığı gibi, davanın kilitlenmesi için avukat görevlendirmeyeceğiz” mi der?

Yoksa, avukat görevlendirmesini yapıp, davanın yürümesini mi sağlar, görürüz.

Diyarbakır olmazsa, Erzurum Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi daha iyi olur..

Ordaki Baro’nun, darbecilerin ekmeğine yağ sürme gibi bir niyetleri olacağını hiç düşünmüyorum.

Gelirler duruşmalara.. Darbecilerin davayı kilitleme taktiklerini, boşa çıkarırlar..

Böylece.. Ayak oyunları ile, darbecilerin cezalandırılmasının önüne geçme operasyonu, sona ermiş olur..

Şunu da söyleyeyim..

İstanbul Barosu’nun kararı, yüzde 100 yanlış ve örgüte hizmet eden bir karar..

Niye?

Anlatayım.. Savunmanın gösterdiği delillerin toplanmaması, avukatların duruşmaya girmemelerini gerektirmez.

Yok böyle bir uygulama, dünyanın hiçbir yerinde..

Hodri meydan diyorum, İstanbul Barosu yöneticilerine de.. Balyoz davası avukatlarına da.. Buyursunlar gelsinler, istedikleri adliyede, istedikleri mahkemenin gelişigüzel 100 ceza dosyasını inceleyelim.. İddia ediyorum, 100 dosyanın 90'ında mahkeme, savunma avukatlarının delillerinin tamamını toplamadan karar vermiştir.

Savunma avukatı ne isterse, mahkeme heyeti onu toplamak zorundadır diye Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bir kural yok ki..

Mahkeme bakar, sonuca etkili görürse, celbeder, inceler.

Sonuca etkili görmezse, "Toplamaya gerek yok" der..

Ve delili toplanmayan 90 dosyanın hiçbir avukatı, “Duruşmalara girmiyoruz” dememiştir..

Balyoz hariç..

Hodri meydan.. Varsa aksini iddia eden, birlikte inceleyelim dosyaları, ve hükmü verelim: “Balyozcular, savunma hakları kısıtlandığı için değil, mahkum olmamak için davayı kilitliyorlar.”

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim