Yol haritası

14.08.2009 04:07

Mümtazer Türköne

Önce bir yol haritası çizilecek. Sonra varılacak menziller belirlenecek. Zamanlaması kararlaştırılacak ve nihayetinde hep birlikte yola çıkılacak. "Yol haritası" denince insanın aklına üzerinde uzlaşılmış prensipler ve programlar geliyor.

Önce kafa kafaya verip mutabakat sağlayacağız; sonra eyleme geçeceğiz. Doğru mu? Peki mümkün mü? Kürt ve Türk göçebeleri için söylenen ortak bir atasözü gerçeğe daha uygun değil mi? "Yörük'ün/Kürt'ün göçü yolda düzülür." "Yol haritası" dediğiniz nedir ki? Bu yolları hepimiz ezbere bilmiyor muyuz?

Abdullah Öcalan açıklayacağı yol haritası için 15 Ağustos'u, yani yarının tarihini vermişti. Bu açıklamayı merakla bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar. Çünkü Öcalan yeni hiçbir şey söylemeyeceği gibi, eskilerin çoğundan da vazgeçmiş, savunma hattını gerilere çekmiş biri olarak karşımıza çıkacak. Yolda düzülecek göçü de gözünüzde şöyle canlandırın. Devenin sırtındaki yükün dengede olması lâzım. Demek ki bir denge haline ve bu dengeyi kuracak ve sürdürecek bir güce ihtiyacımız var; yol haritasına değil.

Objektif ve subjekjtif şartlar

Öcalan bir iletişim stratejisi uyguluyor. On yıldır hapiste olan bir örgüt liderinin artık daha ziyade bir teorisyen gibi davranması doğal. Bu durumda Marksistlerin standart hale getirdiği "objektif ve subjektif şartlar analizi"ne dayalı bir strateji çizmesi lâzım. Öcalan'ın analiz araçlarını tanımak ve açıklayacağı yol haritasını anlamak için basitleştireyim. Objektif şartlar, değiştiremeyeceğimiz ve bizim irademizi aşan bütün dış çerçeve. ABD Irak'ı terk ediyor. Ortadoğu denklemi içinde Türkiye güçleniyor. Kürt siyasal hareketinin içine yerleşeceği ve gelişeceği bir aralık kalmıyor. Şiddet yöntemleri kullanan bir Kürt siyasal hareketi ancak kendisini yok ederek karşı tarafa zarar verebilir. Kazananı olmayan bir savaşı, Clausewitz'in tanımladığı şekilde siyasî amacı olmayan bir savaşı sürdürmek çılgınlık. Öbür taraftan Türkiye, önünde açılan boşluğu doldurmak ve içeriyi düzene sokmak için hem kendi Kürtleri, hem de Kuzey Irak'takiler ile barışmak zorunda. Subjektif şartlar ise karşılıklı etkileşim veya mücadele içindeki aktörlerin karar ve eylemleri ile oluşuyor. Objektif şartlara bakmak gerçekçi olmayı; subjektif şartlara uygun davranmak cesaretle adım atmayı gerektiriyor. Objektif şartlar barışı zorluyor; subjektif irademiz buna yetecek mi?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "İyi şeyler olacak" sözü bir dönüm noktası oldu. Bugüne kadar hükümet cephesinin söyledikleri geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini gösterdi. Kürtler umutlu. Öcalan, objektif ve subjektif şartlara bakarak yolu açmak için devenin üzerindeki yükün Kürt tarafındaki ağırlığını azaltmaya çalışıyor. Takipçilerine taktik değil, bütünüyle stratejik bir geri çekilme öneriyor. Öcalan'ın açıklayacağı yol haritası da bu stratejik geri çekilmenin ana hatlarını içerecek.

"Demokratik konfederalizm"in yerini, mütevazı bir yerel yönetimler reformu ile çözülecek "demokratik belediyecilik"e bırakması, bu geri çekilmenin göstergelerinden biri. Son avukat görüşmesinde Öcalan'ın, devletin PKK'ya karşı kullandığı jargona müracaat ederek "ben bölücü ve ayrılıkçı değilim" diyerek kendisini savunması da anlamlı bir gösterge. Sorunu "bir onur meselesi" olarak formüle etmesi de ağırlığı azaltma teşebbüsü olarak yorumlanmalı. Kendisini çözümün merkezine yerleştirmesi de dahil, Öcalan'ın gösterdiği teorik analiz yeteneğini ciddiye almak lâzım. Ne de olsa Mülkiyeli.

Siyasi hesapların yol haritası

DTP'li politikacıların ayaklarını bastıkları zeminde santimetrekareye düşen siyasî yoğunluk, Meclis'teki diğer partililerden herhalde 50 katı daha fazla olmalı. "Öcalan muhatap alınsın" diyen DTP'li politikacılar, PKK'nın karmaşık yapılanmasının içinde kendi bireysel siyasî hesaplarının peşindeler. Silahın gölgesinin kalkması bile Kürt siyasetini çoğullaştırıyor. Çoğullaşmış bir Kürt siyaseti çözümün de çoğullaşması demek.

Bu tarafta yani karşı kutupta ise tersine bir yığılma var. CHP'nin mütereddit bir iki çıkıştan sonra MHP'lileşmesi bu yığılmanın göstergelerinden biri. Demek ki çözüme karşı çıkmanın siyasî rantı var. Gerçekten var mı? Hükümetin attığı her adımda AK Parti'nin oyları eriyecek mi ve sonuçta kendini feda etmiş olacak mı? CHP'nin, MHP'nin önündeki pastaya ortak olması, seçmen eğilimlerinin bu yönde olduğuna bir kanıt. Parti liderleri halkın nabzını sürekli ölçüyorlar. Demek ki çözüm oy kaybettiriyor, çözüme karşı çıkmak da oy kazandırıyor. Bu hesaplar doğru mu? Bu siyasî hesapların çizeceği yol haritasıyla, Türkiye'nin yakıcı Kürt sorunu çözülebilir mi?

"Demokratikleşme açılımı" partiler üstü millî bir mesele olmalıydı. Daha yöntemin konuşulduğu, göçün henüz yola düzülmediği aşamada edilen ihanet lâfları diyalog imkânını ortadan kaldırdı. CHP'nin kararsızlığı da başlangıçta MHP'nin temsil ettiği çözümsüzlüğün zaferi olarak görülebilir. Ama çözümsüzlüğün içinde taşıdığı bir paradoks var. Bu paradoks çözümsüzlüğün bir çözüm olmadığının anlaşılmasından ibaret. Adına ne derseniz deyin Türkiye'nin önemli bir sorunu var. AK Parti'nin attığı her adıma karşı çıkmak yeterli değil, siz de bir çözüm göstermek zorundasınız. Göstermediğiniz zaman arkanıza geçen halk desteği temmuz güneşi görmüş kar gibi hızla erimeye başlar.

AK Parti hükümeti omuzlarına büyük bir siyasî yük aldı. Bu yük altında ezilme riski mevcut. Tersine, aldığı riskin büyüklüğü nispetinde siyasî kazanç ihtimali de. Yol haritasını Türkiye'nin siyasî topoğrafyası çiziyor. Tek başına kimse değil. Bu siyasî topoğrafyanın çizdiği yol ise bir Sırat Köprüsü'ne benziyor. Kıldan ince kılıçtan keskin. Üstelik inişleri, çıkışları ve virajları var. Göçü taşıyan deve Sırat Köprüsü'nde yol almaya başladı bile. Süvarinin hem göçü yolda düzmesi, hem dengeyi sağlaması hem de hiç yanlış adım atmaması lâzım. İki taraf da uçurum. Şartların objektifi de subjektifi de böyle. Abdullah Öcalan'ın açıklayacağı "yol haritası"nın objektif şartların analizine dayanacağını ve gerçekçi olacağını tahmin ediyorum. Muhtemeldir ki stratejisi, geri çekilmiş bir sempati taarruzu olacak. Geriye MHP'nin köpürttüğü öfkenin biraz dinmesini beklemek kalıyor. Subjektif şartlar, bu öfkenin orta vadede MHP'ye çok şey kaybettireceğini, dolayısıyla geri adım atacağını haber veriyor. Çözüm bütünüyle AK Parti'nin göstereceği dirayete ve maharete kalıyor.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim