Yok sayılmak ölümden de acı...

30.12.2011 11:49

Kurtuluş Tayiz

Yok sayılmak ölümden de acı...

Şırnak Uludere’deki katliamı Türkiye’ye ve dünyaya kim duyurdu dersiniz; aralarında Anadolu Ajansı’nın da bulunduğu ulusal ajanslarımız mı, yoksa büyük televizyon kanalları mı? Ya da internetten 24 saat kesintisiz yapan büyük gazeteler mi bu katliamı takipçilerine ânı ânına duyurdu?

Maalesef hiçbiri...


Uludere’deki katliamı Türkiye ve dünyaya ilk olarak duyuran PKK’ya yakınlığıyla bilinen Roj TV ile Fırat Haber Ajansı oldu. Türk basını ise valilik açıklama yapana kadar yaklaşık 12 saat sessiz kaldı. Valilik açıklamasından sonra da haber kanalları bu habere birer ikişer dakikalık süreden fazla yer vermedi. Ta ki Genelkurmay ve hükümetten peş peşe açıklamalar gelene kadar...


Katliamda yakınlarını kaybeden köylüler ile Güneydoğu’da halk dün en büyük tepkiyi kime karşı gösterdi dersiniz?

Bombalamayı yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mi?

Veya iktidar partisi AKP’ye mi?

Hayır.                                                


Kürtler, en fazla medyaya tepki gösterdi...

Olay yerine ulaşan ilk gazeteci kafilesi de linç edilmekten zor kurtuldu.


Peki, neden dersiniz?


Çünkü yok sayılmak, ölümden daha acı derim.

Ben dün öğrendim; bu kadar korkunç bir ölümün kurbanı olan insanları görmemek, duymamak, onların acısını duyurmamak, ölümden daha büyük acı veriyormuş insanlara.

Varlığı fark edilmeye bile değmeyen yol kenarındaki bir ağaç gibi, dağ başındaki bir kaya veya ayaklarımızın altındaki taş toprak gibi...

İnsandan sayılmamaktan daha büyük acı var mı dersiniz?


Türk medyası dün bu katliama karşı uzun süre sessiz kalarak Kürtleri kendi varlıklarından bile şüpheye düşürdü.

Bu kadar önemsiz kılınan, görülmeyen, duyulmayan insanlar ölümlerinden de, varlıklarından da şüpheye düşer. Bir an kendi kendilerine “aslında biz hiç olmadık ki, zaten yokuz; Türk milliyetçiliğinin bilinçaltında yaşayan kötü bir rüyayız” demeye başlarlar.

Kürtlerin bu ülkedeki yerine dair fikir edinmek isteyenler için, bu katliam, çok öğretici oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nde Kürtlerin varlığı, yeri, gerçek konumu aşağı yukarı böyle hayal ile gerçek arasında bir yerde işte.

Bu yüzden olsa gerek hâlâ Kürtlerin kendi dillerini nasıl, nerede ve hangi sınırlar-yasaklar içinde konuşabileceklerine Ankara karar veriyor.

Daha doğrusu, Ankara henüz karar vermedi, sadece bu konuyu tartışıyor.

Demem o ki, Kürt sorunu adı altında tartışılan aslında bir halkın temel insani nitelikleridir.

Oradaki köylüleri öldürmek onun için bu kadar kolay ve onun için bu kadar rahat. Bu ölümlerin sorumlusu olan Genelkurmay Karargâhı’ndan yapılan açıklama katliamın ne kadar soğukkanlı yapıldığına işaret etmektedir.


Bu insanlardan “hedef” diye bahsedilmekte Genelkurmay açıklamasında...

Askere göre zaten o bölgedeki Kürtler potansiyel “hedef”.

Nitekim korumakla yükümlü olduğu insanları öldürdüğünde bile askerin hayatında herhangi bir değişiklik olmuyor; yani bunun ne cezası var ne de yaptırımı...

Hükümet ise her şeyden önce bu olaya karşı insani bir refleks göstermemekle hayal kırıklığı yarattı. Akşama kadar bekledikten sonra da “bu ölümlerin hesabı sorulacak” türünden, adına “operasyon kazası” dediği kötü bir açıklama yaptı.

Durumu kurtarmaya bile yetmeyen bir açıklama...

Akıllarındaki tek sorun aslında küçük parti hesapları...

Onlar için önemli olan sadece bu olayın kendi iktidarlarını nasıl etkileyeceği...


Hükümet eğer iç barışı sağlamak ve Kürt meselesini çözüme kavuşturmak istiyorsa, bunun sorumlularını açığa çıkarıp hesabını sormak zorunda.

Zamana yayarak geçiştirmeye çalışırsa kaybeden kendisi olur.

PKK için de bu katliam adeta hayat öpücüğü oldu, örgüte yeniden can verdi.

Üste üste büyük kayıplar veren, psikolojik üstünlüğü kaybeden örgüt, bir anda yeniden gün yüzüne çıktı, nefes almaya başladı. PKK, bu katliamla hükümete kaptırdığı psikolojik üstünlüğü yeniden dengeledi. Bundan daha iyisini zaten kendileri bile ümit edemezdi; yardımlarına bu katliam yetişti.


Bahoz Erdal, twitter’da ortaya çıktı

Ne tesadüf değil mi; PKK’nın silahlı kolu olan HPG’nin başındaki isimlerden Bahoz Erdal (Fehman Hüseyin) bu katliamla yeniden ortaya çıktı. Oysa aylardır adı bile geçmiyordu Kürt medyasında Bahoz Erdal’ın.. Hatta Çukurca, Bingöl ve son olarak Şırnak Cudi’de onlarca HPG savaşçısı öldürüldüğünde bile Bahoz Erdal ortada yoktu; Kürtlere ölen o kadar gençle ilgili tek bir söz söylemeye gerek duymadı. Fakat Bahoz Erdal dün twitter’da ortaya çıktı. hpg-bim adresinden dün gün boyu “HPG Komuta Konseyi Üyesi Bahoz Erdal”ın açıklama ve talimatları tweet edildi, nispet yapılırcasına... ama bu nispet kime veya kimlere orasını bilemiyorum.


kurtulustayiz@gmail.com

TARAF

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim