Yine "O" kazandı

13.06.2011 00:44

Yasin Aktay

2011 seçimlerinin sonuçları hayırlı olsun. Tek tek her ilde ve Türkiye'nin genelinde oy grafiklerinde yaşanan değişimler her bakımdan çok anlamlı bir tablo ortaya çıkarmış görünüyor. Öncelikle AK Parti'nin iktidardayken ikinci defa oylarını artırarak bu seçimden çıkmış olmasının Türk siyasi tarihi için bir rekor olarak kaydetmek gerekiyor. Muhtemelen bu rekorun dünyada da örneği, bildiğimiz kadarıyla, ya yok veya çok azdır.

Başbakan Erdoğan'ın şimdiye kadar girmiş olduğu seçimlerin sekizincisini oluşturuyor bu seçimler. 12 Eylül'deki % 58'lik "evet" ile sonuçlanan son referandumdan hemen sonra medyamızda "neden hep o kazanıyor?" başlıklı yazı dizileri yapılmıştı. 1 belediye başkanlığı, 2 genel, 2 yerel seçim ve 2 referandumdan sonra Erdoğan'ın girdiği bu son seçimde aldığı sonuçla birlikte bir süre daha neden kazandığına dair sorular sordurtmaya, zihinleri kurcalamaya devam edeceği anlaşılıyor.

Oyları net yüzde 50'ye çıkardığı halde, aksine, AK Parti'nin Meclis'e soktuğu milletvekili sayısı her seçimde azalıyor. Beklenmeyen bir şey değildi, ama bir referandumda tek başına kazanabilecek oy oranına rağmen bir anayasa değişikliğini tek başına referanduma bile götürebilecek bir sayıdan da geriye düştü AK Parti. YSK'nın belirlediği illere göre milletvekili sayılarındaki son değişikliklerin de etkisiyle oluşan bu tabloda, seçimleri çok daha güçlü bir biçimde kazanan AK Parti'nin anayasa değişikliğini tek başına üstlenme noktasından uzaklaşmış oldu.

Bu durum ilk anda AK Parti'nin zaferini yaralayan bir durum gibi görünebilir, ancak bundan da hayırlı sonuçlar çıkacağından kimsenin tereddüdü olmamalı. Bu sonuca göre AK Parti yapılacak anayasadan vazgeçmemek, ancak bunun için Meclis'te bir uzlaşma aramak durumunda kalacaktır. CHP'nin seçim öncesinde ilan ettiği anayasa vizyonuna ne kadar sadık kalacağını görmek için belki de bir fırsat doğmuş oldu. Bundan sonra anayasa değişikliği konusunda kamuoyu beklentilerinin tek muhatabı AK Parti olmayacak, eşzamanlı olarak CHP ve BDP de olacaktır.

Bu seçimlerin kuşkusuz ve tartışmasız birinci galibi AK Parti. BDP'nin beklenen performansı sergilediği, MHP'nin ise seçimin ikinci sürpriz galibi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü kaset operasyonlarına rağmen MHP'nin bütün anketleri en az bir iki puan şaşırtarak kaydettiği başarının siyasal psikolojisi üzerinde durmaya değer.

Ancak bütün bunlara karşılık seçimin galiba tek mağlubu olarak CHP'yi göstermek gerekiyor. Üç dönemdir AK Parti'ye karşı ana muhalefet konumunda olan partinin son atraksiyonlarının tamamına rağmen, hatta seçimlerde ileri sürdüğü onca cazip, tabiri caizse hiçbir fani tarafından "reddedilemeyecek" tekliflerine rağmen oylarını beklenen asgari yüzde 27 psikolojik eşiğine bile ulaştıramadı. Bu seçimlerin Kılıçdaroğlu liderliğinin ilk büyük testinde ona büyük bir başarısızlık kaydetmiş olduğunu görüyoruz.

Bu başarısızlıkta en önemli faktörlerden biri bütün "yeni CHP" söylemlerine rağmen inandırıcılığını kanıtlayamaması oldu. İnandırıcı olamadı çünkü genel başkanlıktaki ilk icraatı referandumda neden karşı çıkmak gerektiğini anlatması kolay olmayan bir kulvara kendini atması oldu. Bu tavrında CHP için "yeni" olan hiçbir şey yoktu. Türkiye'nin demokratikleşmesi istikametinde tartışmasız ilerici bir hamle olan referandumda sergilediği büyük performans onun demokrasi söylemi ölçeğinde iyice geriye düşmesine yol açtı.

Yeni CHP'nin inandırıcılığını yitirdiği ikinci bir nokta gösterdiği Ergenekoncu adaylar oldu. Silivri ile girdiği ittifakla demokrasi iddiasının veya "yeniliğin" bir arada düşünülemeyeceğini fark etmedi. Meclis'e soktuğu darbecilikten yargılanmakta olan adaylarla ilgili tasarrufunun vebalini Türk demokrasi tarihi kuşkusuz kendince değerlendirecektir. Sonuçta görünebilir bir gelecekte bütün yarışın demokrasi, özgürlükler ve insan hakları etrafında döneceği görünen bir siyaset zemininde iktidara alternatif olma ihtimalini bile gösteremedi.

Referandumdan sonra ortaya çıkan haritanın da birilerini sürüklediği yanlış evhamı düzeltmek için bu seçimin sonuçları bambaşka bir ufuk açtı. Sahil şeridinden kendilerine vehmettikleri burçların sahil kumlarından oluştuğu ve o alan üzerinden giriştikleri akıl almaz sosyolojik analizlerin içinin ne kadar boş olduğu kısa süre içinde anlaşılmış olmalı.

Seçimin net bir biçimde görünür bir sonucu da, ki üzerinde daha sonra çokça durulmalıdır, Güneydoğu'daki aşiret yapısının aday tercihlerinde şimdiye kadar gereğinden fazla abartılmış olduğunun ortaya çıkmış olmasıdır. Özellikle Şanlıurfa'da aşiret yapılarının dışında belirlenen adayların bu yanlış bağımlılığa karşı hayırlı bir seçeneği işaret etmiş olduğunu kaydetmek gerekiyor.

Daha uzun uzun değerlendirilecek sonuçlar bunlar, şimdilik bu kadar diyelim ve tekrar hayırlı olmasını dileyelim.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim