1. YAZARLAR

  2. Taha Kıvanç

  3. Yine 'mektup' üzerine
Taha Kıvanç

Taha Kıvanç

Yazarın Tüm Yazıları >

Yine 'mektup' üzerine

A+A-

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya 'yazılmaması kaydıyla' verdiği mülâkatta "Başvuru yapacağımdan eşimin bile haberi yoktu" demiş... Ben Aydın Doğan'ın Başbakan Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mektupla ilgili yazılarıma cevap olarak algıladım bunu ve ne yalan söyleyeyim, sevindim...

"Sırrını söyleme dostuna, dostunun dostu vardır, o da söyler dostuna" diye boşuna söylememiş atalarımız... "Sırrın senin esirindir, birine söylediğin zaman artık sen onun esiri olursun" sözünü söyleyen de galiba Hz. Ali'ydi...

Başsavcı veya yardımcıları konuyu telefonla birilerine çıtlattılar mı? Herhangi bir davette karşılaştıkları önemli bir kişiye sözünü ettiler mi? Baklayı ağzında ıslatmasıyla ünlü herhangi bir gazeteciye imada bulundular mı?

Özellikle de bu sonuncusu; kariyerini bütünüyle patronuna 'çok özel haberler' sunmasıyla yapmış 'tipler' vardır bizim ülkemizde çünkü... Birini sonradan patronu kendisini nasıl etkilediğini fâş ettiği için hatırlarsınız. Genelkurmay'dan aldığını söyleyerek, "Bizimkiler bu hafta harekete geçecekler" haberini verirmiş... Her hafta. Patronun malına-mülküne el konulduğunda, "Genelkurmay'ın zamanlaması bizimkine uymadı" deyip görevini bırakıvermişti o arkadaş...

Eminim şimdiki patronuna da aynı hizmeti sunuyordur.

Sabah'tan Engin Ardıç şimdiki bunalımda bir medya patronunun parmağını görenlerden... Son yazılarından birinde adlı adınca "Ben Tayyip Erdoğan'ın yerinde olsam patronun isteğini yerine getirirdim" diye yazdı. Sorun muhtemelen bu noktada düğümleniyor: Etrafındakiler patronları öyle iştahlandırıyorlar ki, gücünün zirvesinde olduğuna inanıyor o da ve iktidar sahibinden en olmayacak şeyi istiyor: İktidarını...

Geçmişte başbakanlık koltuğunda oturanların bir bölümü hükümet kurarken "Kimleri alayım?" diye fikrini alır, çıkaracağı yasaları bilgisine sunardı; partisi ayağa kalksa medya patronunun isteklerinin tersine bir şey yaptıramayacağınız başbakanlar çıktı ülkemizde.

Tayyip Erdoğan ise iktidarın paylaşılamaz bir şey olduğuna inanıyor ve aksine telkinlere kapalı. Dolayısıyla, Engin Ardıç'ın ülkeyi rahatlatmak için öngördüğü "Ver kurtul" aklı iyi bir akıl da, Tayyip Bey'in eğilimine de patron alışkanlıklarına da fazla uymuyor.

Aydın Doğan da bu yüzden habire mektup yazmak zorunda kalıyor.

Burada iki kez değindiğim mektup konusu açıklığa kavuşuyor gibi. Aydın Doğan gerçekten Başbakan Tayyip Erdoğan'a mektup yazmış. Hatta Tayyip Bey kendisine mektup geldiğini aktarmış bile. 17 Şubat günü dört meslektaşımızın atv'de kendisiyle yaptıkları mülâkatın reklâm arasında hem de...

Ülkemizin en büyük medya patronu iddianameden çok önce kaleme alındığı için "Biliyordu da ondan uyardı" denilmesine karşı çıkıyor mektup konusunda. Genelkurmay Başkanını ziyareti sırasında iddianamenin yazılacağından haberdar olup Tayyip Bey'e "Ayağını denk almazsan partin kapatılır" anlamına gelen mektubu kaleme aldığı iddiasını kronolojik olarak yanlış buluyor Aydın Bey...

Kronolojik yanlışlık herhalde tarihlerle ilgili olmalı. Yoksa Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'la görüştüğü ve Başbakan Tayyip Erdoğan'a en azından bir mektup yazdığı anlaşılıyor Aydın Doğan'ın...

"En azından bir mektup" dememin sebebi, konuya ilgi duyan Yasemin Çongar'ın pazar günkü Taraf gazetesinde manşet olarak da değerlendirilen yazısında, Aydın Doğan'ın Tayyip Erdoğan'a bir ay arayla iki mektup gönderdiğini kayıtlara geçirmesi... İsterseniz yazının o bölümünü okuyalım:

"BİR AY ARAYLA o Taraf, Kıvanç'ın 'mektup' iddiasını kendi kaynaklarından doğruladı. Dahası, son dönemde Aydın Doğan'ın Başbakan'a bir değil, iki mektup gönderdiğini de öğrendik. Öyle anlaşılıyor ki, Aydın Doğan bu mektupları yaklaşık bir ay arayla yazmış. / İkinci mektup Başbakan'a şubat sonlarında, yani Ak Parti aleyhinde kapatma davası açılmasından yaklaşık iki hafta önce ulaşmış.

"Taha Kıvanç haklı; insan ister istemez merak ediyor: / Türkiye'nin medya devi Başbakan'a neden iki kez üst üste mektup yazdı? / Acaba kapatma davasından önce yazılan o mektuplarda Ak Parti'nin başına bir iş gelebileceği iması var mıydı? / Ve acaba Başbakan'ın bu mektuplara cevabı gerçekten de dünkü konuşmasındaki sertlikte mi?"

Attila İlhan dostlarının kendisine gönderdikleri mektupları yayınlandığında, "Mektuplar kimin mülkiyetinde, yayın hakkı yazana mı gönderilene mi ait?" tartışması çıkmış, soruya tam bir cevap verilememişti. Ancak anlaşılıyor ki, Aydın Doğan'ın mektubunu isterse Tayyip Erdoğan da açıklayabilir.

Bence birinden biri açıklasa ve merakımızı giderse çok iyi olacak.

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT