1. YAZARLAR

  2. Fehmi Koru

  3. Yine de umutluyum
Fehmi Koru

Fehmi Koru

Yazarın Tüm Yazıları >

Yine de umutluyum

A+A-

Bir arkadaşlarının milletvekilliğinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla düşmesi, BDP-destekli milletvekillerini, "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için" anlayışıyla tek cephe haline dönüştürüverdi...

'Ergenekon sanığı' iki milletvekilinin Meclis'e gelmesi mahkeme tarafından engellenen CHP geri durur mu, o da "Gökkubbeyi başınıza indiririz" havasında...

Önceleri içinden aykırı fikirler de yükselen iktidar partisi de kısa sürede tek-sesli hale dönüştü; orada da "Ne yapalım, yargının kestiği parmak acımaz" görüşü hakim...

MHP geri mi duracak? Onun da CHP'li 'Ergenekon sanığı' bir milletvekili var.

Her kafadan farklı bir ses çıkıyor, bizler için 'çağdaş bir anayasa' yazmalarını kendilerinden beklediğimiz partilerden; hem de Meclis henüz çalışmalarına bile başlamadığı halde...

Fazla beklentilere kendimizi kaptırdığımızı görmüş ve rahatsız olmuşlar gibi, bütün siyasi partiler, kötü sesli bir koro halinde, "Umutlanmayın" mesajını iletiyorlar.

Umudumuzu elimizden aldıklarında geriye çok bir şey kalmayacak ama...

Sorunları çözmek ve halka hizmet için yapılır siyaset; sorunları izlemekle yetinen ve milletin kararını boşa çıkartan bir uğraşa her şey denebilir, ama 'siyaset' adını vermek fazla iddialı kaçar...

Bunun tam tersini yapmaktır siyaset çünkü... Sorunların bunalttığı, umutların tükendiği noktada devreye girer siyaset ve olmayacak sanılanı oldurur, çözülmez bilineni çözer ve umutları takviye eder...

İçinde bulunduğumuz ortam siyaset yapmanın zamanı...

YSK diyeceğini dedi; çözseydi iyi olurdu, ama YSK'nın görevi sorunları çözmek değildir. Mahkemeler de kararını verdi; keşke sorun çıkarmayacak türden olsaydı kararları; ama yargı da kendini var olan yasalarla sınırlı sayar...

Bürokrasinin, yargının, devlet kurumlarının sebep olduğu sorunları çözme görevi siyasetindir.

Millet siyasilere bunun için oy verir. Partilerden birini iktidara taşımasının sebebi, o partinin sorunları daha iyi çözeceğine inanmasıdır milletin...

Partiler YSK'nın ve mahkemelerin sebep olduğu krizle birlikte cepheleşmeye giderek siyasetin alanını boşalttılar. Buradan herhangi bir çıkış bulunamaz.

Çıkış, siyaset alanını yeniden doldurmaktır. Siyasetin demokratik kurallar içinde ve millet için yapılması gerektiğini hatırlayarak...

Yani? Yanisi şu: 12 Haziran günü milletin oylarıyla belirlediği Meclis tablosuna sahip çıkmanın yolları aranmalı... Millet Diyarbakır'da Hatip Dicle'ye oy verdi, Meclis'te kendisini onun temsil etmesini istedi. Meclis'e girmesi YSK kararıyla engellenen Hatip Dicle'nin yeniden milletvekili seçilmesini sağlamak siyasetin görevidir. Görevini gerekirse derhal anayasayı ve yasaları değiştirerek yerine getirmelidir Meclis...

'Ergenekon' davası yüzünden tutuklu üç kişi de artık milletvekilidir ve mahkemelerin engelleyici kararları avukatların itirazlarıyla ortadan kalkmazsa, seçilmiş milletvekillerine yol açacak tedbirleri TBMM almalıdır...

Cepheleşenlere yeniden hatırlatayım: Karşı karşıya kaldığımız sorun, partilerin varlık sebebi olan 'egemenliği millet adına ancak seçilmiş milletvekillerinin kullanacağı' temel demokratik kuralıyla ilgilidir; bu temel kurala milletvekilleri sahip çıkmazsa kim çıkacak?

TBMM çözümü bulacaktır. Bulmalıdır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT