1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Yıldız’ınız, ‘Halimiz Kepazelik’ Diyen Komutan mıydı?
Yıldız’ınız, ‘Halimiz Kepazelik’ Diyen Komutan mıydı?

Yıldız’ınız, ‘Halimiz Kepazelik’ Diyen Komutan mıydı?

"Peygamber ocağı” tanımlamasından faydalanıp şişiniyorlar, “peygamber izi”nden giden kim varsa, “ihraç” ediyorlardı. Ama gelinen noktada, kendileri itiraf ediyorlar artık: “Halimiz kepazelik.”

A+A-

Yıldız’ınız, ‘Halimiz Kepazelik’ Diyen Komutan mıydı?

Ali İhsan Karahasanoğlu

Dün Silivri’de yargılaması süren Balyoz davasında, Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu savunma yapıyordu: “Bizlere yapılan haksızlıklar, hukuksuzluklar ve vicdansızlıklar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilkin gerçekleşmesine vesile olmuş ve komutanların istifasıyla 29 Temmuz 2011 günü bir gecede 16 yıldız sönmüştür.”

Gavremoğlu’nun bu savunması yapılırken, “Yıldız” olarak nitelenen eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in ses kaydı, internet sitelerine düşüyordu..

Ne diyordu, Balyoz amiralinin yıldız olarak nitelediği Koşaner?

Kısaca şöyle: “Kendi erimizi alnından vurduk.Kendi mayınlarımıza basıyoruz.. Emir komuta birliğini sağlayamıyoruz. Tim komutanlarımız mevziye silahını bırakıp kaçıyor. Sınır karakollarımız hatalı yapılmış.”

Kısanın kısası, ne diyor Koşaner?

Yorum yapmayalım, dün internet sitelerine düşen kasetten alıntı ile, Koşaner’in kendi ağzından verelim: “Halimiz tam bir kepazelik.”

Halini kepazelik olarak görenleri “yıldız” olarak nitelemek, darbenin gözleri kör ettiği ortamdan kaynaklanıyor..

Göremiyorlar..

Gerçekleri kabul edemiyorlar..

“Kepazeliğin” farkına varamıyor, “yıldız”lık olarak niteliyorlar..

28 Şubat sürecinin mimarı Güven Erkaya da, aynı tavırlar içinde değil miydi?

Gazetelere, “bir üst düzey general” kimliği ile demeç vermiyor muydu: “Birinci tehlike irtica.. Artık PKK, ikinci tehlike”

Peygamber ocağı olarak bilinen orduyu, gerçek tehlike konumundaki PKK ile uğraşmaktan geri çekip, dindar insanlarla mücadele eden bir ordu haline çevirme çabasına girişen bu komutanın, o an alaşağı edilmesi gerekirdi.

Erkaya alaşağı edilmedi.

El üstünde tutuldu.

1974’te, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında kendi gemisini batıran kaptan olmasına rağmen, “kepazeliğin” farkına varamayanlar tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na getirilmişti.. Minnet borcunu da, meşru hükümeti devirme çalışmaları ile ödedi..

1974’te kendi gemisini, 1997’de de meşru hükümeti devirdi..

Ama hep “yıldız” gibi takdim edildi..

“Askerler çok disiplinli.. Askerler çok titiz. Askere güven had safhada..” parlatmaları ile, bugünkü “kepazelik” gerçeğine gelip dayandık..

Bugün de, bir başka meşru hükümeti devirmek için,Balyoz planını yaptılar.. Asli görevleri yerine, siyasetle uğraştılar..

Köşeye sıkışınca da, kerameti kendinden menkul “yıldız”lık iddiaları ile, halkın “ordu sevgisi”ni istismara kalkıştılar..

Oysa halkın “ordu sevgisi”, meşru hükümetleri devirme çalışmalarından değil, tarihden kaynaklanan “peygamber ocağı” tanımlamasından kaynaklanıyordu..

“Peygamber ocağı” tanımlamasından faydalanıp şişiniyorlar, “peygamber izi”nden giden kim varsa, “ihraç” ediyorlardı.

Ama gelinen noktada, kendileri itiraf ediyorlar artık: “Halimiz kepazelik.”

Her şeye rağmen, bu tesbitten PKK’lıların kendilerine pay çıkarmalarına da gerek yok.

Bizimkilerin “kepazeliği”, PKK’nın başarısından değil, tepede buluştukları Ergenekon yapılanmasının derin projesinden kaynaklanıyor..

Hatırlayın, yüksek yargıdaki bir üye bile, “PKK’ya ihtiyacımız var” dememiş miydi?
Kepazelik, işte o derin işbirliğinin sonucu..

BU YILDIZ DA, BURJUVA GÖRÜNTÜLÜ PKK DESTEKÇİSİ

BDP listesinden milletvekili seçilen Bengi Yıldız, PKK lehine posterlerin açıldığı gösterilerde, polise karşı tahrikkar tavırları ile biliniyordu..

Kıyafetinden konuşmalarına kadar, “tam bir dava sevdalısı.. Burjuva karşıtı, samimi bir proleter” görüntüsü veriyordu..

Dün, Bodrum birahanelerinde çekilen fotoğrafları yayınlandı.. Güneydoğu’da ezilen Kürtlerin hakları(!) için çaba sarfettiğini ileri süren burjuva karşıtı Yıldız, yanındaki bayanın mayosu ile, Ramazan günü içtiği bira ile, Kürtleri temsil eden bir görüntüden ziyade, Kürtleri ezmek için uğraş veren burjuva kemalistlerin görüntüsünü andırıyordu..

Biz demiyor muyduk, “BDP’liler, dindar Kürtleri temsil edemez” diye..

İşte Bengi Yıldız’ın dün yayınlanan görüntüleri de, bu tesbitimizin tam delili niteliğinde..

Hangi dindar Kürt, burjuvanın boy gösterdiği Bodrum’a gidip, Ramazan günü birahane keyfi yapar?

Kürtlerin ezildiğini, haklarının kısıtlandığını ileri süren hangi samimi insan, böylesi günlerde, Kürtleri ezmekle suçlananların mekanında, tekne sefalarında görüntü verir?

YENİ AKİT 

HABERE YORUM KAT