Yetkisiz Olanların Aldığı Kararların Bağlayıcılığı Olmaz

14.05.2014 03:12
Yetkisiz Olanların Aldığı Kararların Bağlayıcılığı Olmaz
Adalet Bakanı Bozdağ, AİHM'in Türkiye aleyhine aldığı karara ilişkin, "Yetkisiz ve görevsiz olanların aldığı kararların Türkiye açısında bağlayıcılığı olmaz" dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye aleyhine aldığı karara ilişkin, ''Benim görüşüm yetkisiz ve görevsiz olduğu bir konumda kendisini yetkili kabul ederek karar almıştır. Yetkisiz ve görevsiz olanların aldığı kararların Türkiye açısında hem bağlayıcılığı olmaz, hem kıymeti olmaz'' dedi.

Bekir Bozdağ, Almanya'daki temasları çerçevesinde Almanya'daki Türk sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle Berlin Büyükelçiliğinde biraraya geldi.

Bozdağ, burada kendisine AİHM'in Türkiye aleyhine aldığı kararla ilgili yöneltilen bir soru üzerine, Türkiye'nin, AİHM'in Güney Kıbrıs Rum yönetimin açtığı bir tazminat davasının Türkiye açısından ne anlama geldiğini Dışişleri Bakanının çok güzel ifade ettiğini belirterek, şunları söyledi:

''Ben inceletiyorum bu konuyu. Aynı şekilde fakat benim bilgim dahilinde AİHM'in ülkeler arasındaki ihtilaflara bakma yetki ve görevi yok. Yetkisiz ve görevsiz olduğu bir konuda karar veremez. Güney Kıbrıs Rum yönetimi ile Türkiye Cumhuriyeti arasında da diplomatik bir ilişki de yok. Türkiye orayı tanımıyor o nedenle de ayrıca böyle de bir sorun var. AİHM bir ülke içerisindeki o ülkenin kamu gücünü kullanan makamlarının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde yer alan haklarının ihlal edildiğine ilişkin iç hukuk yolları tüketildikten sonra başvurulan bir yoldur. İki ülke arasındaki ihtilafları veya bir ülkeyle o ülkenin tanımadığı bir topluluk veya yönetim ile ilgili ihtilafları çözme görev ve yetkileri AİHM'in bulunmamaktadır. Benim görüşüm yetkisi görevsiz olduğu bir konumda kendisini yetkili kabul ederek karar almıştır. Yetkisi ve görevsiz olanların aldığı kararların Türkiye açısında hem bağlayıcılığı olmaz, hem kıymeti olmaz.''

30 Mart yerel seçimleri

Türkiye'de yapılan 30 Mart yerel seçimlerine de değinen Bozdağ, Türkiye'nin başarılı bir seçim kampanyası geçirdiğini belirtti.

Siyasi partilerin özgürce düşüncelerini ortaya koyduğunu anlatan Bozdağ, "Vatandaşımız tüm adayları, partileri, planları programlarını, meclis üyelerini ayrı ayrı değerlendirdi. Sonuçta vatandaş oyunu kullandı. Resmi sonuçlar açıklandı. Bu bizim demokrasimiz için başarı örneğidir. Dünyanın gözlediği hukukunun içinde demokrasinin gereklerine uygun biçimde şaibeden uzak bir seçim ortaya kondu. Seçimlerde eleştiriler olabilir, itirazlar olabilir ama herkes Yüksek Seçim Kurulunun verdiği kararı kabul etti. Bu Türkiye için son derece önemli bir demokrasi sınavıydı. Ülkemiz bundan başarıyla geçti'' ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanlığı seçimleri

Bozdağ, cumhurbaşkanlığı seçimi için 29 Haziran'da seçim takviminin başlayacağına işaret etti.

"Türkiye açısından tarihi bir seçim bu" diyen Bozdağ, şunları kaydetti:

"Çünkü Türk tarihinde ilk defa halk kendi cumhurbaşkanını sandıkta seçecek. Osmanlıda sultanlar, hakanlar değişik ünvanlar vardı. Bunlar tamamı veraset yoluyla veya dar bir aileden gelme biçiminde oluyor, öyle intikal ediyordu. Halkın doğrudan iradesiyle seçim yoktu. İlk defa halk doğrudan iradesini söyleyecek. Bu bizim tarihimiz bakımında bir ilktir. İlk defa Türk milleti kendi cumhurbaşkanını sandıkta kendisi seçecektir. Bu bizim açımızdan tarihi olaydır.''

Bekir Bozdağ, Türkiye'de geçmiş dönemdeki her cumhurbaşkanı seçiminde sıkıntıların baş gösterdiğini vurgulayarak, ''En son 2007 yılındaki seçimleri hatırlarsanız Türkiye'de olup bitenleri, sıkıntılar yaşandığını göreceksiniz. Daha önceki seçimlerde benzer sıkıntılar oldu. Parlamentoyu etkilemek için çok farklı kanallardan teşebbüsler oluyordu. Ama millet seçince farklı kanallarla olumsuz yöntemlerle etkileme imkanı yok. Milletin gönül rızasını alarak etkileme olacağı için cumhurbaşkanlığı seçimleri kriz ve kaosa yol açan bir seçimden çıkmıştır. Bu yönüyle Türkiye buradan kazançlı çıkmıştır. Son derece önemli bir kazanım elde etmiştir'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk kez yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının da bir ilki yaşayacağını anlatan Bozdağ, Almanya'da yaşayan vatandaşların Almanya'da oy kullanacaklarını hatırlattı. Bu konuda Alman makamlarıyla gerekli temasların yürütüldüğüne dikkati çeken Bozdağ, Alman makamlarından gerekli cevapların olumlu beklendiğini buna göre nerelerde oy kullanılacağının açıklanacağını ifade etti.

Milletvekili seçimlerinde de yurt dışında oy kullanma imkanı olacağını kaydeden Bozdağ, bunun büyük bir kazanım olduğunu vurguladı.

Alman mevkidaşı Maas ile yapılan görüşme

Bozdağ, Alman mevkidaşı Heiko Maas ile yaptığı görüşmeye de değinerek Türkiye-Almanya arasındaki hukuki bazı sorunları görüştüklerini ifade etti. Adalet Bakanı Bozdağ, toplantıda pek çok konuyu karşılıklı görüşme fırsatı bulduklarını ve ortak adımlar atma kararlılığının olduğunun altını çizerek bu konuda mutabakat zaptı imzaladıklarını kaydetti. Bozdağ,  Almanya'da Türk vatandaşlarını ilgilendiren opsiyon modeliyle ilgili konunun Alman muhataplarıyla uzun süre konuştukları bir konu olduğunu belirterek, Alman hükümetinin bu konuda düne göre iyi bir adım attığını ifade etti.

Kişisel veriler

Bozdağ, Türkiye'nin kişisel verileri başka devletlere verildiğinin iddia edilmesi üzerine de ''Biz Türkiye olarak kişisel verileri başka ülkelere vermiyoruz. Bunlar özel verilerdir. Anayasamıza göre korunması gereken verilerdir. Eğer TBMM'nin onayladığı anlaşmalar varsa onlar hariç. Yoksa biz kişisel verileri kesinlikle vermiyoruz. Biz hiç bir vatandaşımıza ait verileri uluslararası yazışmalarla başkasıyla paylaşmıyoruz'' diye konuştu.

Cinsel dokunulmazlık davaları

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda çocuklara karşı ve uyuşturucuyla ilgili suçların son derece önemli suçlar olduğunu ve bunların doğrudan geleceği ilgilendiren, huzuru, düzeni tehdit eden suçlar olduğunu belirtti.

Bozdağ, Almanya'ya gelmeden önce bu konuda hazırlanan kanun tasarısını TBMM'ye gönderdiklerine işaret ederek, şunları söyledi:

''Cinsel dokunulmazlığa karşı olan suçlar gerek kadın gerek çocuk kime karşı olursa olsun cezaları önemli ölçüde artırıyor bu tasarı. Uyuşturucuyla ilgili suçların cezası önemli ölçüde arttırılıyor. Çocuklara karşı işlenen öldürme suçlarının cezasının infazı da arttırıldı. Hukukumuzda bildiğiniz gibi idam cezası yok. En ağır ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası. Çocuğa karşı eğer öldürme filli işleniyorsa bu ceza veriliyordu. Şimdi biz onun infaz sistemini değiştiriyoruz. Eskiden cezanın üçte ikisini yatarak infaz süreli hapis cezasında yapılıyordu. Ağırlaştırılmış müebbet olduğunda 30 yıl yatan tahliye olabiliyordu. Müebbet olduğunda 24 yıl yatan tahliye oluyordu yeni sevk ettiğimiz tasarıya göre bundan sonra tekerrür halinde diğer bir ifadeyle de terörle ilgili infaz sitemine benzer bir sistem getiriyoruz. Şimdi ağırlaştırılmış müebbet hapis alan bir kişi 30 yıl değil 39 yıl içerde kalacak. Müebbet hapis alan 24 yıl değil 33 yıl içerde kalacak. Çocuklara karşı uyuşturucu ve cinsel dokunulmazlığa karşı cezanın infazı eskiden üçte ikiyken şimdi 4 bölü 3 oldu. Burada içerde kalma sürelerini artıran bir adım attık. Bu sadece cezaların artırma ile önlenecek bir iş değil. Okula, aileye, medyaya, hepimize ayrı ayrı düşen sorumluluklar var. Bu sorumlulukları yerine getirmemiz gerekiyor. Önemli bir tedbir.''

1 Mayıs olayları

Bekir Bozdağ, demokratikleşme paketinde değişiklik yaptıklarını, buna göre yer ilan ederken sendikaların görüşlerinin alınmasının zorunlu hale getirildiğini anlattı.

Almanya kanunlarına göre ilan edilmemiş bir yerde toplantı ve gösteri yapılamadığına dikkati çeken Bozdağ, ''Hatta çizgi çiziyorlar, çizgi dışına çıkınca dünyayı size dar ediyorlar'' dedi.

İşçi düşmanı olarak lanse edilmek istenen AK Parti hükümetinin 1 Mayıs'ı bayram ilan ettiğine dikkati çeken Bozdağ, ''Türkiye'de 1 Mayıs 1977'de oldu. Bizim hükümetlerimize kadar Taksim 1 Mayıs gösterilerine kapalıydı. Biz geldik hükümet olduk önce 1 Mayıs'ı Dayanışma Günü ilan ettik, arkasından bayram ilan ettik'' dedi.

NSU davası

Almanya'daki ırkçı cinayetler davası olarak bilinen Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasını yakından takip ettiklerine işaret eden Bozdağ, böylesi kabul edilemez cinayetlerin işlenmesinin utanç verici bir durum olduğunu söyledi. 

NSU terör örgütü davasını Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Türk medyası ve Almanya'daki STK'ların yakından takip ettiklerini hatırlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

''Sadece Türkler değil, tüm göçmenlerin de bu davayı çok yakından takip ettiğini biliyorum. Son derece önemli, biz Alman yetkilerle görüştüğümüzde bu dava bizim değişmez gündemlerimizden biri. Bu dava herkes için önemli. Irkçı saiklerle böylesi kabul edilmesi kabul edilemez cinayetlerin işlenmesini herkes için utanç verici bir durum. Alman makamları zaten bu noktada üzüntülerini ifade ettiler, özür dilediler. Başka açıklamaları da oldu. Biz Türkiye olarak hukuk içinde sağlıklı bir  biçimde yürümesi ve bu olayın tüm boyutlarıyla aydınlatmasını bu yargılama sürecinin sonunda bu dava, bütün boyutlarıyla aydınlanmış, gerçek failler tespit edilmiş ve hak ettikleri cezaya çarptırılmış olurlar. Şu ana kadar baktığımızda tabi ilgili kısımda büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Orada ihmaller kusurlar veya kasıtlar var mı yok mu bunu ancak bir adli soruşturma sonunda yargılama sonucunda ortaya çıkacağına inanıyoruz. Bunun için bu sürecin bu ayağının aydınlatılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü bu herkes için önemli. Bir daha böylesi cinayetlerin vahşice olmaması için cezanın caydırıcılığı bakımından son derece önemli. Biz Türkiye olarak da terörün her türüne karşıyız. Irkçı teröre de başka teröre de ayrımcı teröre de karşıyız. Çünkü terör herkesi acıtan, herkese zarar veren sonuçlar ortaya koyuyor. Umarız ki bu yargılama sonucunda gerçekler bütün boyutlarıyla ortaya çıkar, karar da herkesi tatmin eden bir karar olur. Eğer ortaya çıkan karar maddi gerçekleri bütün boyutlarıyla aydınlanmayan, gerçek failleri tespit etmeyen, bütün karanlıkta kalan kısımları aydınlığa çıkarmayan bir karar olursa elbette ki hepimiz için hayal kırıklığı olur. Biz bakanla bu konuyu konuştuk. Bu görüşleri de ifade ettim. Sayın bakan da konu üzerinde hassasiyetle duyduklarını ve yaptıklarını anlattılar. Onlar da bu meselenin üzerinde ciddiyetle duruyorlar. Umarız ki yargı da bu mesele üzerinde adaletin gerektirdiği bir şekilde bir karar çıkar.''

17 Aralık süreci

Adalet Bakanı Bozdağ, bir soru üzerine de Türkiye'de 17 Aralık süreciyle ilgili hukuki süreçlerin işleyeceğine işaret ederek, ''Bundan kimsenin şüphesi olmasın'' dedi.

Bozdağ, Türkiye'de yargının bağımsız olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

''Soruşturma bir konuda açma yetkisi cumhuriyet savcılarına aittir. Cumhuriyet savcılarımız bu konularda basında yer alan bilgiler, vatandaşlarımızın ihbar ve şikayetleri, başka tür bir yolla bir suçun işlendiğine dair haberdar oldukları takdirde yasa gereği bu işin aslını araştırmak, gerçeğini ortaya çıkarmak fail ya da faillerini bulduktan sonra onlarla ilgili iddianame düzenlemek cumhuriyet savcılarının görevi. İddianame kabul edilmesi halinde yargılama yapmak mahkemelerin görevi. Soruşturma süreçleri gizlidir. Gizli olduğu için de nerde ne soruşturma var. Türkiye'nin değişik bölgelerinde, değişik konularda yapılmış şikayetler var. Adana'da süren bir dava var. Dışişlerinde dinlemeleriyle ilgili çok açık bir casusluk faaliyeti olduğu konusunda bir şüphe yok. Hangi şahıslar bu fiili işledi. Ancak bunlar adli tahkikatlar sonucu ortaya çıkacaktır. Bizim bir takım kabullerimiz var ama kişilerle irtibatlandıracak delillerle ortaya koyacak adli süreçlerdir. Şu anda benim Adalet Bakanı olarak bunun detaylarını bilme durumum yok. Pasaportu iptal edilen kişinin hukuksal durumuyla ilgili bir şey deme imkanım yok.'' 

Yurt dışından bir vatandaşın suç isnadıyla iadesinin istenmesinin adli tahkikat sonucunda ancak hakim veya mahkeme kararıyla gidilebilecek bir yol olduğunu kaydeden Bozdağ, ''Kırmızı bültenle bir kişinin iadesinin istenmesi adli tahkikat sürecinde hakim kararıyla eğer soruşturma aşamasındaysa yargılama aşamasında mahkeme kararıyla olur. İkili görüşmelerde hükümetler arasında değerlendirmeler yapılabilir. Bu ayrı bir konu. Hukuki süreç bakımından ancak hakim ve mahkeme kararıyla yapılabilecek bir husustur'' diye konuştu.

Youtube ve Twitter

Türkiye'de Twiter ve Youtube sitelerine hükümet karşıymış gibi bir algı olduğunu ve bunun yanlış olduğunu ifade eden Bozdağ, AK Parti'nin hükümete gelmeden önce 20 bin olan internet kullanıcısının şimdi 34 milyon kişi olduğunu söyledi.

İnternet teknolojisinin tüm insanlar tarafından kullanılmasını arzu ettiklerini dile getiren Bozdağ, Twitter'ın kapatılması konusunda bazı vatandaşların kişisel haklarına yapılan saldırılar olduğunu ifade etti.

Twitter ile konuşulduğunu ve Twitter'ın bundan böyle Türkiye'deki mahkeme kararlarına uyacağını söyleyen Bozdağ, Twitter'a ve Youtube karşı olmadıklarını, bunlar aracılığıyla aile hayatının kişisel haklarının katledilmesine karşı olduklarını vurguladı.

Twiter'ın mahkeme kararlarını uygulamadığı için insan onurunu korumak adına hukukun gereğini yaptıklarını ve Twitter'ı kapattıklarını vurgulayan Bozdağ, Twitter'ın kapanmasından sonra Anayasa Mahkemesinin bu yasağı kaldırmasına da değindi.

Bozdağ, ''Tabii o karar Türk mahkemesinin kararlarının değerini de azaltan bir karar oldu. Türkiye'nin bu alanda attığı hukuku korumayan bir adım oldu, bu anlamdaki düzenlemeleri işin doğrusu'' dedi.

Öte yandan Bekir Bozdağ, bacağının kesilmesinden Türk doktorları sayesinde kurtulan Tuana Adanur ve ailesini Berlin Büyükelçiliğinde kabul etti. Baba Selim Adanur, Bakan Bozdağ'a kendileriyle ilgilendiği için teşekkür ederek, ''Devletimizi yanımızda görmek bizi gururlandırdı'' dedi.

Cüneyt Karadağ / AA

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim