‘Yenik takımın amigoları’

23.06.2009 04:48

Mustafa Özcan

Seçim sonuçlarından hayal kırıklığına uğrayan kitleler kendiliğinden sokağa döküldüler. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Nejad: “Bunlar, yenik takımın amigoları.

Rüzgarda kalkan toz bulutlarını andırıyorlar. Ot yığınlarını hatırlatıyorlar...” demişti. Belki de bu bizde her PKK eyleminden sonra tekrarlanan kalıp ifadelerden olan ‘terörün kökünü kazıdık, geride artıkları kaldı’ ifadesine benziyor. Halbuki, Devrim Muhafızları yetkilileri Islahçıların iktidara gelmesi ihtimalini Kadife Devrimine benzetmişti. Hamaney de seçimlerden önce dolaylı olarak ve ima ile seçmenleri Ahmedinejad’dan yana yönlendirmeye çalışmıştı. Bununla da kalmamış, seçimlerden hemen sonra sonuçlar daha kesinleşmeden veya kesinleşme aşamasında Nejad’ın galibiyetini ilan etmişti. Dolayısıyla yenik takımın amigoları bu süreçte ortaya çıkmıştı. İranlı ilim adamlarından Firouz Aslani de Nejad gibi sokağa taşan kalabalıkları holiganlara benzetiyor. Dolayısıyla veliyyi fakih olan Hamaney, Islahçıların dediği gibi İran halkının babası olmaktan ziyade taraflardan birisinin hamisi gibi davranmıştı. Ve 19 Haziran tarihli hutbesinde de daha da ileri gitmiş ve yarışın sona erdiğini ve karşı tarafın bunu içine sindirmesini ve çıkıntı yapmamasını istemişti. Sandıkta biten yarışın tekrar sokakta devam edemeyeceğini ifade etmişti. Halbuki mesele Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne ihale edilmiş ve sonuçlarla ilgili kararı o verecekti. Lakin Islahçılar, 12 kişilik Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin 7 üyesinin seçimlerde bir nefer gibi Nejad’ın kazanması için sahaya indiklerini ve propaganda yaptıklarını ifade ediyorlar. Sonra Hamaney’in hutbedeki son sözleriyle birlikte Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin kararı da havada kalmıştı. Karara bağlanmış bir mesele görüşülecekti. Bu eskilerin deyimiyle tahsilu hasıl veya malum-u ilam tarzı bir durum. Belki skandal boyutunda olan bir hadise de oyların yüzde 10’unun yeniden sayılmasıdır. Bu ne işe yarayacak? Bunun ne pratik ya da teorik faydası olacaktır! Aslında böyle bir karar kışkırtmadan başka bir anlama gelmemektedir. Ertesi gün cumartesi yine halkın sokaklara dökülmesi ve yüzlerce yaralının yere yığılması bunun sonuçlarından birisidir. İran’da şehir ile köyler arasında bölünmüş devrimin iki kanadı birbirine güvenmiyor.

Muhafazakarlar, Islahçıların Amerikan ajandasını temsil ettiğini düşünüyorlar ve onları yabancıların acentası gibi görüyorlar. Buna mukabil, Islahçılar da devlet kurumları üzerine çöreklenen muhafazakarların kendilerini dışlama eğilimine girdiklerini ve bunun için de ideolojik bir bahane aradıklarını, uydurduklarını ve bu bağlamda seçimlere hile karıştırmayı önceden planladıklarını ileri sürüyorlar. Yani meselenin sadece seçimlere hile karıştırılması meselesi olmadığı anlaşılıyor. Kriz seçim meselesinden çok daha derin ve vahim. Bu dışlamacı eğilimden dolayı kimileri seçim sonrasında yaşanılanları 1966’da yaşanılan Çin’deki Kültür Devrimine benzetiyor. Bu Kültür Devrimi daha sonra veya benzeri dönemlerde Enver Hoca’ya örnek ve ilham kaynağı olmuştur. Bu değerlendirmelerden bir kısmı tahammül yani yüklenme olabilir. Zaten bu hususta iki yaklaşım var. İran aleyhtarları devrimin otuzuncu yılında maskenin düştüğünü ve her şeyin çıplak hale geldiğini savunuyorlar. Buna mukabil, Devrim yandaşları da İran’ın ilk sendelemesinde karşıtlarının şamataya başvurduğunu ileri sürüyorlar. Lakin mesele şüpheye mahal bırakmayacak kadar İran’ın kendi iç ve dahili bir meselesidir. Mücerret tarafgirlik noktasına gelindiğinde her şey bitmiş demektir. Körü körüne tarafgirlik mugalata ürünüdür. Devrimler ve sistemler ancak samimiyet ve fedakarlıkla ayakta kalırlar ve yaşarlar. Bunlar kalmadığında, yerini tarafgirlik aldığında artık her şey yerinde sayıyor demektir.

Birçok yabancı gözlemci yaşanılanlar üzerinden seçim sonuçlarını: “Nejad’ın zaferi İran’ın hezimeti oldu” diye değerlendiriyor. Bu, Fransızların Woterloo zaferine benziyor. Muhafazakarlar Islahçıları Kadife devrimcilerine benzetirken Muhsin Rızai ve Haşimi Rafsancani gibi rejimin eski ve güçlü adamları Nejad’ın ve politikalarının İran’ın geleceği için büyük bir tehdit teşkil ettiğini ileri sürüyorlar. Amerikalıların deyimiyle kendi kendini doğrulayan kehanetleri şimdiden gerçekleşmeye mi başladı? Gerçekten de İran’daki kavganın arkasında rejim için kim daha tehlikeli değerlendirmesi yatıyor. Yabancı dostluğu gibi unsurlar ise bu kavganın malzemesinden sadece birisi. Gerçekten de bugün devrimi kim temsil ediyor? Esasen son yaşanılan olayları bir de Muntazari’nin azli sürecinden alarak değerlendirmek belki biraz daha ufuk açıcı olacaktır. O zaman İran sistemine biraz daha yakından nüfuz etmek mümkün olacaktır sanırım...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim