‘Yeniçeri Ağalığı’ Dönemi Son Bulacak mı?

06.01.2012 20:07
‘Yeniçeri Ağalığı’ Dönemi Son Bulacak mı?
Gelişmelerin, ilm-i siyasetin istediği inceliklere göre yönlendirilmesi ve hayırla sonuçlanması ve TSK’da Yeniçeri Ağalığı anlayışıyla komuta etme döneminin kesin-kes sona ermesi temennisiyle..

Selahaddin E. ÇAKIRGİL; bugünkü makalesinde Irak’taki siyasi durum ile emekli Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’un “Darbeye Teşebbüsten” tutuklanmasını yorumlamış:

‘Yeniçeri Ağalığı’ dönemi son bulacak mı?

Suriye’de yarım asrı aşan bir kesintisiz diktatörlük rejimi, hükûmet uygulamalarına karşı protesto gösteri yapan sivil kitleler üzerine, 16-17 sene öncelerdeki Bosna Trajedisi günlerinden hâfızâlarda kalan ‘sniper’ (snaypır) /keskin nişancı’ları hatırlatan sahnelerle kan ve ölüm kusması sürerken..

Kilise, sinangog ve mescidleri, Kur’an, ‘Allah’ın adının çokça anıldığı yerler’ olarak tekrîm ile andığı halde, Nijerya’da, kiliselere müslümanlar adına denilerek saldırılar yapılıp onlarca insanın öldürülmesi şeklindeki cinayetler devam ederken..

Irak’da da, hemen hergün devam etmekte olan bombalı patlamalar ve sair suikasdlerle onlarca insan can verirken.. Ve bu konuda, son bir örnek olarak, 5 Ocak 2012 günü de 80 kişinin daha canını aldığı haberleriyle dünya kamuoyu sarsılırken..

*

Ve rakib bildiği kişi veya güç odaklarını, hesablarını iyi yapamadığı denge oyunlarıyla bertaraf etmeye çalışırken; ortaya çıkan tablolarla ortaya daha bir çıkan Irak Başbakanı Nûrî el’Mâlikî’nin, ‘kanunları uygulamak’ adına diye, Cumhurbaşkanı Yard. Tarıq el’Hâşimî’yi tutuklatmak istemesiyle daha bir tırmanan ve bunu bir mezhebî tahakküm adına sergilemek istediği şeklindeki görüşlerin giderek güçlendiğinin ve bundan dolayı sahneyi alt-üst ettiğinin farkına varamadığı yeni örnekleri zihinlerde, ‘harekete geçirdiği masa-sandalyelerin altında ezilen’ sihirbaz çırağının, ‘harekete geçirdim de, durdurmayı başaramıyorum..’ mazeretine sığınmasını hatırlatırken..

Bir ince nokta..

Geçen sene İran televizyonunda yayınlandığı sırada, aylarca en çok izlenen dizilerden birisi olarak nitelenen ve bu günlerde Kanal 7’de de türkçe seslendirmesiyle yayınlanmakta olan ‘Muhtarname’  isimli tv. Dizisinden öğrenilecek çok şeyler var..

‘Muhtarnâme’nin konusu, özetle; ‘Hz. Huseyn’in, Ehl-i Beyt’inin ve bir avuçcuk yârânının, Kerbelâ’da Yezid güçlerince korkunç şekilde katledilmesi sonrasında, o büyük facia sırasında Hz. Huseyn’in yanında yer almamış olmanın verdiği pişmanlık duygularıyla, kitleleri harekete geçiren ‘Mukhtar es’Saqafi’nin de, sonunda,  Kerbelâ’daki o korkunç cinayete destek veren her kim varsa onları cezalandırmak adına çalıştırdığı korkunç bir intikam mekanizmasının etrafındadır. Ancak, Muhtar  ve harekete geçirdiği kitleleri, sonra nasıl durduracağını bilmemektedir.. Yakın çevresinden kimileri, ‘çekil, bırak; bizim hedefimiz hükûmet etmek miydi?’ derken, Muhtar da, harekete geçirdiği o kitleleri, o noktada başşız bırakmanın sorumluluğunun da daha ağır olacağını düşünür ve haliyle, önceden planında da yokken, toplumda herkesin keyfî bir şekilde, herkesi öldürme eğilimini hortlatan durumun önüne geçmek adına, hükûmet etmek kılıcını eline alır ve kendisi de çok sert ve kanlı uygulamaların pençesine düşer..

Dizide bir çok tarihî vak’alar ibret verici ve olabildiğince âdilâne sayılabilecek bir yaklaşımla işlenmektedir..

Ki, İran’da Rehberlik makamını belirleyen  Meclis-i Khubregân / Faqîhler Meclisi Başkanı Âyet... Muhammed Rızâ Mehdevîkenî de, Şubat- 1979 başında İslam İnqılabı gerçekleştikten sonra, etrafındakilerin ısrarlarına rağmen, (merhûm) İmam Khomeynînin, Hükûmet etme işine girmek istemediğini, ‘Biz hükûmet etmek için gelmedik..’  dediğini; ancak, daha sonra ortaya çıkan terör eylemleri ve karışıklıklar içinde, hükûmet etme işinin başına bizzat geçmeyi kabullenmek zorunda kaldığını dile getiriyordu, son günlerde verdiği bir röportajda.. Evet, her bir sosyal düzende, otorite sarsılıp yok oldu mu, toplum hayatındaki yönelişlerin nereye varacağını kestirmek mümkün olmaz..

Sosyal hâfızâmız bu kadar mı zayıf?

Em. Org. Mehmet İlker Başbuğ’un tutuklanması, medyada genel olarak, ‘Tarihte ilk kez..’ diye yer aldı, heyecanlı ifadelerlerle, ya da kocaman manşetlerle..

Halbuki, bırakınız daha eski dönemleri, henüz 52 yıl önce, 27 Mayıs 12960 İhtilali sırasında, dönemin Genelkurmay Başkanı (o zamanki resmî adıyla, Erkân-ı Harbiye-i Umûmiyye Reisi) Org. Ruşdî Erdelhun da ihtilalcilerce zindana gönderilip yargılanmamış ve mahkûm edilmemiş miydi?

Bu gibi başlıklarda yaşanan şaşkınlıkla birlikte, ‘böyle olmaması gerekirdi..’ temennisi / hayıflanması da dolaylı olarak hissettiriyordu kendisini..

Yazının Devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim