Yeni Türkiye

26.02.2012 00:58

Serdar Demirel

Zihin kodlarını yasakların dünyasında şekillendirmemiş yeni nesillerin yeni Türkiye’yi anlaması zor oluyor. Düne dair anlatılanlar, mâziden birer acı hikâye tadı bırakıyor genç dimağlarda. Bu yüzden yeni nesil hâlihazırdaki siyasi, toplumsal ve ekonomik durumu teneffüs ettiğinden gelecek tasavvurunu da kendi gerçekliğinden yola çıkarak yapıyor.

Şu habere bakın, nereden nereye geldiğimizin fotoğrafı biraz netleşsin:

Sağlık Bakanlığı yetkilileri önceki gün aldığı bir kararla Çorum’un İskilip ilçesinde bulunan İskilip Devlet Hastanesi’nin adını Atıf Hoca İskilip Devlet Hastanesi olarak değiştirdi.

Hastanedeki isim değişikliği nedeniyle hastanede düzenlenen törende bir konuşma yapan Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi ve sivilleşmesi adına önemli bir adım attıklarını belirterek, “İskilip tarihi derinlikleri olan, özgün kültürü olan önemli ilçelerinden bir tanesi. İskilip’in medarı iftarı bir büyük bilim adamı, bir alim İskilipli Atıf Hoca. Bu noktada İskilip’ten yoğun talepler geldi. İlgili arkadaşlarla değerlendirerek Çorum’un İskilip ilçesindeki Devlet Hastanesi’nin adını İskilipli Atıf Hoca olarak değiştirdik. Bu bir iade-i itibardır”, dedi. (www.haksozhaber.net)

Milletin ensesinde boza pişirildiği dönemlerde ağza alınmayacak iade-i itibar şimdi fiilen hayata geçirilmiş bulunmaktadır. Şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle âleme ibret olsun diye katledilen Atıf Hoca’nın itibarının iade edilmesi taşıdığı sembolik anlam cihetiyle önemlidir.

Tıpkı Alman ve İtalyan faşizmine öykünerek icad edilmiş 19 Mayıs stadyum kutlamalarına ciddi sınırlama getirilmesi, milli güvenlik dersinin kaldırılması, Başbakan’ın “dindar bir nesil” istemesi gibi.

Değişen Türkiye her kesimden insanın dikkatini çekiyor.

Geçenlerde, Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi rektörü Zeliha Kamaruddin, Türkiye’deki başörtüsü yasağını tarihsel ve güncel boyutlarını ele alan, çevre ve merkez mücadelesinde neye tekabül ettiğini analiz eden İngilizce yayımlanmış makalemi kastederek; “Türkiye’de uygulanan başörtüsü yasağına anlam vermekte zorlanıyordum, o makaleyi okuyunca zihnimde taşlar yerine oturmuştu. Peki onu tamamlayan ikinci makaleyi ne zaman yazacaksın?”, diye sordu.

İkinci makaleden neyi kastettiğini anlamadığım için şaşırmıştım. Çünkü, mezkur çalışmayı, başörtüsü yasağının analizi mağdurların perspektifinden akademik dergilerde yapılmadığından, bu boşluğu doldurmak amacıyla kaleme almıştım. Bence görevini görmüş bir çalışmaydı o. Bu yüzden ikinci bir tamamlayıcı çalışma hiç aklıma gelmemişti.

Kendisi de başörtülü olan ve buna önem veren Zeliha Hanım; “Ama Türkiye çok değişmiş, üniversitelerde başörtüsü sorunu yok artık. Başörtüsünün içine girilen yeni dönemde farklı çalışılması gerekmez mi?”, dedi.

Malezyalı bir hukuk profesörünün değişen Türkiye’nin farkında olması, başörtünün içine girilen yeni dönemde yeni anlam kazanmasını (belki de anlam buharlaşmasını) kastederek yeniden çalışılması gerektiğini söylemesi gâyet mânidar geldi bana. Demek ki Türkiye’nin her alandaki dönüşümü gözlerden kaçmıyor.

Her değişim müsbet olmayabilir, her değişimin menfî olmayabileceği gibi. Bu yüzden yeni Türkiye’nin geçirdiği dönüşümü, değerler zemininde tahlil etmek ülkenin sonuçta varacağı yeri öngörmek amacıyla önemlidir.

Gelinen aşamayı idealleştirip takılıp kalmamak gerektiği gibi aşılan merhaleleri yok hükmünde değerlendirmek de doğru sayılmaz. Yeni Türkiye’nin istikametini siyasi, sosyal, ekonomik, vs., değerler zemininde tahlil edip tavır belirlemek, sürecin siyasi aktörlerine de yardımcı olacaktır.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim