Yeni Osmanlıcılık

25.09.2016 11:13

MUSTAFA SİEL

Osmanlı’nın Derdi Kimleri Gerdi

Doğrusu Osmanlı deyince İslamcıyım iddiasında olan birilerinin tüylerinin diken diken olmasını anlamak mümkün değil.  Hadi Avrupalıları anladık, onların tarihten kalma kötü hatıraları var. İçimizdeki batıcılara, İrancı ve Arapçılara da bir şey söyleyemeyiz. Alevilerin, Kemalistlerin ve Apoistlerin Osmanlı düşmanlığını ve Yeni Osmanlıcılığa itirazlarını anlamak mümkün, ama bizim kesimin itirazlarına ne demeli?

Batılıların ve içimizdeki batı aşıklarının ve Alevilerin konumları gereği Osmanlıyı eleştirmekten de öte adeta küfretmesi gayet normal. Ama bizim kesimden birilerinin zaman zaman küfre kadar varan aşırı Osmanlı eleştirisi oldukça anormal. Bu durum bizlerin henüz rüşdümüzü kazanadığımızın, topluma önderlik edecek kıvama gelemediğimizin de en önemli göstergelerinden bence.

Osmanlı’yı Yeniden Düşünmek

Her hususta bardağın dolu ve boş kısımlarını beraber görmek esas olmalıdır. Zira o bardak hiçbir zaman dolmaz. Osmanlı elbette peygamber devleti yada kamil manada bir İslam devleti değildi, ama Muaviye ve Yezid devleti de değildi. Esasen peygamberimizin devletinde bile pek çok sorun yaşandığı ve idarecilerin hataları olduğu Kur’an ayetleri ve siyerle sabitken, Osmanlı’dan püri pak olmasını beklemek ne derece makul, oda ayrı bir konu.

Üstelik Osmanlıyı kuranlar Muaviye ve Yezid gibi, çok iyi vakıf oldukları İslam’ı münafıkça hevalarına alet ederek saltanat sistemini kurmadılar. Kendileri gelen tasavvufi karışımlar içeren İslam anlayışını, o gün cari devlet sistemi içinde anlayabildikleri nisbette yaşamaya ve yaşatmaya çalıştılar.

Osmanlı elbette sütten çıkmış ak kaşık değildi, ama dönemindeki diğer devletler kıyaslanamayacak derece de İslami, insani ve adildi. Elbette hataları ve suçları vardı, ama sömürgeci batı gibi hırsız, vahşi ve gaddar da değildi.  Üstelik özellikle son dönemlerinde adeta Ümmetin son ümidi, son kalesi konumunda idi ki, bu tespit bizim ümniyemiz değil, tarihi bir realitedir.

Osmanlı’yı Anlayabilmek Sorunu

Osmanlıyı iyi anlamamız gerekiyor. Öncelikle Osmanlı terimini tarihte ve bu gün ifade ettiği anlam açısından iyi tahlil etmek şart. Osmanlı bir kavim değildi, bir ırk değildi, bir hanedan değildi, bir coğrafya değildi. Kurucu öğe olan Türk ismini  ön plana çıkarmayan ve devlet ismi bile nötr olan, 1923’te hanedan kovulunca bile ruhunu kaybetmeyen bir özdü Osmanlılık. Nitekim bu gün hanedandan kalanların varlığı bile belirsiz ama, hala Osmanlı ruhu dolaşıyor ortalarda.

Ne kadar eleştirirsek eleştirelim, bizler ve ümmetin diğer evlatları Osmanlıyı mumla aramıyor muyuz, dün Osmanlıya sömürgeci diyen pek çok Arap aydını bu gün günah çıkarmıyor mu?

Düşünelim bir, eğer Osmanlı çöktürülemese, bir şekilde varlığını ve kendisinden koparılan Irak, Suriye gibi memleketlerle ilişkisini devam ettirebilse idi, 100 yıllık tarih böyle mi yazılacak, Ortadoğunun durumu böyle feci mi olacaktı?

Osmanlı Son Döneminde Her Yönden İyiye Doğru Gidiyordu

Öncelikle bir yanılsatılmayı düzeltmek gerekiyor. Osmanlı tabi ömrünü tamamlayarak çöken bir devlet olmayıp, batı ve içimizdeki beyinsiz mankurt batıcılarca çöktürülen bir devlettir. (Osmanlı çökmüş müdür yoksa diz mi çökmüştür, şu anda yeniden dizleri üzerinden kalkmaya mı çalışmaktadır, buda ayrı bir tartışma konusu).

Osmanlı Abdulaziz ve II. Abdulhamit gibi sultanlar zamanında kendini toplayıp, batıyla boy ölçüşecek duruma gelmişti ve eğer batılılar ile içimizdeki İ.T.’leri olmasa idi muhtemelen batıyla başa çıkabilecekti.

Osmanlı son dönemde siyasi, ekonomik, askeri, ilmi, dini hülasa her yönden olumlu yönde gidişat içinde idi. Bu dönemde Sait Halim Paşa gibi İslamcı siyasi dehalar, Mehmet Akif gibi Kur ’ani ıslahçılar yetiştirmişti ve Panislamizm politikaları sadece Osmanlı için değil tüm Ümmet için bir ümit ışığı haline gelmişti.

Osmanlı Çökmedi, Batılıların Batıcılarla İşbirliğiyle Çöktürüldü

Ne acı ki, batının İ.T.’lerinin bilinçli yada bilinçsiz işbirliğiyle çöktürüldü Osmanlı. Bu gün yaşadığımız Gezi ve 15 Temmuz dış güdümlü darbeleri gibi darbeler vuruldu Abdulaziz ve II. Abdulhamit’e, bu gün Kemalist Ergenekonların ve yeşil Ergenekon Fetönun konumunda, o gün Jön Türkler ve İttihatçılar kullanıldı taşeron olarak.

Osmanlı içten çökertilmekle kalmadı, parçalanan coğrafyasında pıtrak gibi batıcı uydu devletçikler kuruldu. Osmanlının merkezine ise Osmanlı’yı inkar eden, Osmanlının özü olan İslamı inkar ve laik Kemalist dini ikame eden en mankurt bir rejim oturtuldu Lozanla başımıza. Geldi mutat Mankurtlar gitti bereket ve 100 yıldır kısır ve kurak bir yönetim ve ülke haline ömür çürüttük.

Osmanlı’yı İçten Çökerten Osmanlılar

Osmanlıyı Panislamist Abdulhamit değil, Pantürkist Enver (belki de iyi niyetli idi ama) yıktı. Arapçılık Ve Kürtçülük İngiliz oyunu değil, bu mankurtların Osmanlıdaki atalarının suçu idi. Türkçü ve laik politikalar Arapçılık ve Kürtçülüğü doğurdu. Önce Türkçülük, bilahare tepki olarak Arapçılık ve çok geç olarak ta Kürtçülük ortaya çıktı.

Şu anda bir Kürt devleti hasretiyle yanıp tutuşan ve çalakalem bu yolda cihat eden Hasan Cemal’in dedesi Cemal Paşa’nın 1910’larda Suriye’de Arap düşmanlığına dayalı uygulamaları nasıl Arapçılığı şiddetlendirdi ise, 1923 sonrası laik Türkçü Kemalist rejimin uygulamaları Kürtçülüğü ortaya çıkarttı ve kuvvetlendirdi.

Yeni Osmanlıcılık, Yeniden Ümmetçilik Demek

Doğrusu laiklik ve hilafetin ilgası Türkiye’nin kurtuluşuna değil, mahvolmasına yol açmıştır. Eğer Türkiye Said Halim Paşa ve Mehmet Akif Çizgisindeki Kur’ani Islah çizgisi ile yola devam etse idi, bu gün dünya tarihi değişecekti.

Lozan anlaşması ile hilafetin ilgası ve ardından kurulan laik Kemalist rejim sadece Türkiye halkına değil, bütün ümmete en büyük ihanet olmuştur. Bu gün hala Osmanlının hatırasına T.C.nin itibarı var Afganistan’da, Irakta, Suriye’de vs. bu vakıa dost düşman herkesin ittifak ettiği bir durum.

Büyük idealleri olmayanlar küçük bile olamazlar, sadece hiç olabilir, emperyalist devletlerin emir eri, jandarması olabilirler, tıpkı 100 yıllık Kemalist rejim misalinde olduğu gibi.

Dün Panislamizm, Bugün Yeni Osmanlıcılık

Bu gün Yeni Osmanlıcılık hedefinin, II.Abdulhamit’in Panİslamizm hedefinden hemen hiç farkı yoktur. O gün Panislamizm ne ise, bu gün Yeni Osmanlıcılık odur. Konjonktür hazretleri izin verse idi, Yeni Osmanlıcılığa Yeni Panislamizm demek daha doğru olur aslında.

Emperyal amaçları olmadıkça, ümmet sorumluluğu ile, diğer devletlerin ve halkların gönüllü kabulü halinde, bir abi ve veli olarak Yeni Osmanlıcılık niye kötü olsun?

İdealimiz Ümmetin Maslahatı, Bu Yolda Her Türlü Meşru Realiteye Evet

Yeni Osmanlıcılık bizim açımızdan ideal değil, bir realite olabilir. İdealimiz İslamın ve Ümmetin maslahatı olup, bu maslahata hizmet eden her türlü meşru realite bizim için makbüldür.

Bizim için hayrı kimin yaptığı değil, yapılan hayır esastır. Eğer Ümmet bu coğrafyadan bir hayır dokunacaksa, başımız gözümüz üstüne deriz. Başka bir coğrafyadan hayır dokunacaksa, buna daha fazla seviniriz.

Lakin yiğit düştüğü yerden kalkar sözü bir kez daha gerçekleşme istidadı gösterir, Anadolu coğrafyası 15 Temmuzda ortaya bariz olarak çıktığı gibi, bir kez daha Ümmet için ümit esintileri oluşturursa, niye bundan gocunalım.

Yeni Osmanlıcılık Türkiye Ve Ümmet İçin Çeşitli Hayırlara Vesile Olabilir

Yeni Osmanlıcılık doğru ellerde hem Türkiye’yi hem de İslam dünyasını ayağa kaldırıp özüne döndürebilir. Nitekim Erdoğan ismini koymasa da bu politikayı yürütmekte ve kanaatimce içinde bulunduğu kulvarda doğru bir taktik uygulamaktadır.

Yeni Osmanlıcı siyasetlerin içe dönük hayrı ise, Anadolu’nun İslami duyarlılığa sahip olduğu 15 Temmuzda bir kez daha tescillenen halk kesimini iyice özüne dönmesine, İslami duyarlılığını iyice artmasına ve bu duyarlılığın bilince dönüşmesine zemin oluşturması olacaktır. Ayrıca, 30 yıllık yakıcı bir sorun olan Kürt sorununun şifa bulmasına vesile olacak çok önemli bir imkandır.

Ki eğer yaklaşık 10 yıldır uygulanan Yeni Osmanlıcı politikalar olmasa idi, 15 Temmuza tevessül eder miydi batı, ve 15 Temmuzda batının karşısına göğsünü siper eder mi idi bu halk, üzerinde düşünülmesi gereken sorular bence.

Yeni Osmanlıcılık Amaç Değil Merhale Ve Araç Olmalıdır

Yeni Osmanlıcılık çağlar üstü bir ideal değil güncel bir realite, nihai amaç değil geçici bir araç ve merhale olduğu sürece, özellikle mevcut realitesiyle Türkiye için Ümmetin yeniden dirilişi için doğru bir kalkış noktası olabilir ve şu anda (bizim açımızdan değil ama mevcut konjonktürde) Türkiye açısından tek reel, ayakları yere basan ve muhafazakar halk kitlesinin destekleyebileceği ümmetçi politik vasat olarak görünmektedir mevcut konjonktürde.

Nasıl ki AK Parti bizim projemiz olmadığı halde, ümmetin maslahatına olan hususlarda destekliyorsak, Yeni Osmanlı bizim projemiz olmamasına rağmen, ümmetin maslahatına olan hususlarda niye desteklemeyelim?

  • Yorumlar 7
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim