Yeni marjinaller

07.04.2008 03:42

Mustafa Karaalioğlu

Bundan sonra yaşanacaklar ister uzlaşma ister çatışma formunda gelişsin Türkiye, her defasında hukukun siyaset aracı olarak kullanılması pratiğini sorgulayamazsa böylesi süreçlerin arkası kesilmeyecektir. Sorun, yeni bir başlangıç yapıp yapmamakta veya her şeyi unutup önümüze bakıp bakmamakta değil...

Daha ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Demokrasi tehdit altındadır. Parti kapatmanın veri olarak kabul edildiği ve ‘Olan oldu, işimize bakalım’ denilerek herkesin bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesinin tavsiye edildiği bir sistemin adı demokrasi olamaz.

AK Parti’ye söylenen şudur:

‘Hiçbir şeye dokunma, kendin için bir anayasa değişikliği yapma, yaparsan zaten onu da küçük çaplı bir başka hukuk darbesiyle önleriz; sonuca razı ol. Sonra? Sonrasına bakarız... Bu arada, liderini, partinin merkez takımını yasaklayalım ve siz de nerede hata yaptığınızı düşünün. Mutlaka, bir çözüm bulacaksınız. Bulacağınız çözümün de sisteme kendinizi benzetmek olmasını, her işinizi CHP’ye onaylatarak yapmanızı tavsiye ederiz...’

Bunu ihsas ettiren zihniyet, AK Parti’nin gerçekten odun-kömür dağıtarak seçim kazandığına, kapatıldığı takdirde insanların bu partiden uzaklaşacağına, herkesin gerçeği göreceğine ve meselenin kapanacağına inanıyor. Tıpkı, 22 Temmuz öncesinde CHP-MHP koalisyonuna ve AK Parti’nin muhalefete düşeceğine inandıkları gibi.

Türkiye’yi içeride müthiş bir gerilime sürükleyen, dışarıda ise rezil eden yargı darbesinin temelinde bu analiz yatıyor.

Eğer, bu girişime karşı demokrasi ve hukuktan söz edilecek olursa söyleyecekleri şey ‘kimin umurunda’ olacaktır. Demokrasi kimin umurunda, kendilerinin işine yaramadıkça...

Türkiye bu bencil ve zavallı analizin peşinde sürüklenerek parti kapatmayı doğal bir durum gibi kabul edemez. Kimseden, işler istedikleri gibi gitmediğinde veya seçimi kaybettiklerinde ya cunta planı yapan ya da parti kapatmaya kalkan bir ‘oluşum’un peşine gitmesini bekleyemezsiniz. Gitmeyecektir de zaten...

AK Parti kapatılsa bile o analiz tutmayacaktır. Hukuk ne kadar çiğnenirse çiğnensin sonuç değişmeyecektir. Unutmayalım ki bugün olup bitenler, aynı ‘oluşum’un ilk vukuatı değildir. Daha önce de denediler ve her defasında kaybettiler. Parti kapatmayı da, partilerin yolunu provokasyonlarla hatta cinayetlerle kesmeyi de, yalan ve çarpıtmalarla siyaset tanzim etmeye de tevessül ettiler. Üstelik bir kez değil, defalarca yaptılar bunu. Her defasında aynı umutlarla... Çözüm olacağını zannederek, başaracaklarına inanarak, halkın gerçekleri göreceğini zannederek, toplumun geri gideceğine ve tek parti düzenine sarılacağına iman ederek yaptılar.

Ne var ki Pirus zaferlerinin ömrü her defasında daha da kısaldı. Büyük umutlar ve büyük gürültülerle kurulan kağıttan şatolar artık, bırakın 5 yıl 10 yıl beklemeyi, birkaç ay içinde yıkılıp gidiyor.

Böylesine büyük bir tutarsızlık ve sefalet içindeki bir analizin peşinden kim gidebilir? Şimdi...

Hem kaos yaratıp hem de uzlaşma için öneri getirenlerin artık marjinalleşmiş olduklarını, ana fikirlerden birini temsil etmediklerini görmeleri gerekiyor. Gücünü demokrasiden almayan hiçbir fikir, teşebbüs ve oluşum bu ülkenin ana eksenini temsil edemez. Bu kesimin arkasında yargı sınıfının olması veya dilediklerinde hukuku ayaklar altına alma imtiyazına sahip olmaları da gerçeği değiştirmez.

‘Laikçilik ve yasakçılık’ 2008 Türkiyesi’nde artık marjinal bir düşünce akımının adıdır. Umutsuz bir nostaljinin peşinde, ülkeyi felakete sürüklemeyi bile umursamayan bir anlayışa başka da bir ad verilemez.

Star gazete

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim