Yeni kabine neden önemli?

05.05.2009 18:19

Fatma K. Barbarosoğlu

Hükümetin; ekonomi ağırlıklı yeni kabinesini açıklamasıyla birlikte, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Kavaf ve Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun ismi öne çıktı.

Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu; uzun süredir Dış İşleri'nin en aktif öznesi olarak, bütün çevrelerin takdirini toplayan bir isimdi. Davutoğlu'nun tecrübesi, liyakati ve insan ilişkilerinde kurmuş olduğu pozitif enerji onun isminin tartışmasız olarak kabul edilmesini sağladı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Ahmet Davutoğlu'na kabinede yer açmış olması liyakatin öncelendiğini izah eden çok tarihi ve sevindirici bir karar.

Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasından bu yana eleştiriyi ciddiye alması, kamuoyu yoklamalarının akademik bir analize tâbi tutulmasını talep etmesi ile siyasete dinamizm kazandırmış, karizmatik bir lider olarak kabul görmüştü. Son yerel seçimlerden önceki söyleminin, AKP'nin kurumlaşmasını engellediği ve partinin giderek Tayyip Erdoğan partisi olduğu yönündeki eleştirileri dikkate aldığının en önemli göstergesi Bülent Arınç'ın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak kabinede yer almış olması. Bülent Arınç'ın halk nezdinde en büyük karşılığı herkese ve her şeye kimlikler üzerinden değil, eleştirel bir noktadan yaklaşarak sözünü sakınmadan söylemesi. Meclis Başkanlığı'ndan ayrıldıktan sonraki süreçte Bülent Arınç'ın eleştirel mesafesi, AKP'ye ne oluyor endişesini taşıyanlar için bir güvenlik havzası oluşturmuştu.

Selma Aliye Kavaf, çiçeği burnunda bir milletvekili iken, bakan koltuğuna oturabilen şanslı kadınlardan. Bu şansı ne kadar arkasında tutabileceğini zaman içinde göreceğiz. Koltuğu teslim almış olduğu Nimet Çubukçu'nun ayak izinin Selma Aliye Kavaf için pozitif bir katkı sağlayabilmesi, eski kadro ile beraber yakın mesai arkadaşlarını titizlikle seçmesiyle mümkün. Ancak Selma Kavaf'ın en büyük rakibi yoksulluk. Kadından Sorumlu Devlet Bakanı ile yoksulluğun ne alakası var diye düşüneceksiniz. Alakası şu: Hafta sonu hemen bütün gazetelerde AKP'nin kaybettiği iller ile o illerden seçilmiş bakanların değiştirilişi üzerinden analizler vardı. Selma Kavaf Denizli milletvekili ve Türkiye'nin markası olarak yaptığı istihdamlarda bütün dünyada kendine yer açmış olan Denizli, küresel krizin etkilerini en yoğun ve en acı şekilde yaşayan şehirlerin başında geliyor. Denizli'de işini kaybedenlerin sayısı sekiz bini buldu. Kavaf hem seçildiği bölgenin, hem de işsizliğin ve yoksulluğun etkisinin en derin şekilde yaşandığı Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapacak.

Hükümet kabineyi ağırlıklı olarak ekonomik bir yapılanma üzerine bina etti. Doğrudan ekonomi ile bağlantılı olan yedi bakanlığın dışındaki bakanlıkların çalışma alanı yoksulluk ve yoksulluğun etkileri ile kesişmek zorunda. Bu dönemde Cumhuriyet tarihinin ilk kadın Milli Eğitim Bakanı olarak Nimet Çubukçu'dan özellikle yoksulluğun eğitimde fırsat eşitliğini engelleyen yapıları üzerinde çalışmalar bekliyoruz. Hüseyin Çelik'in bakanlığı sırasında ders kitaplarının bedava dağıtılması, dar bütçeli aileleri sonbahar sendromundan koruyan önemli bir uygulama idi.

Hemen hemen herkes kabinede iki kadın bakanın olmasını olumlu karşıladı. Cinsiyet merkezli sorumluluk anlayışına mesafeli duran bir insanım. Ancak Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir kadın milletvekilinin Milli Eğitim Bakanı olmasını önemsiyorum. Şu açıdan önemsiyorum: Kadınlar aynı anda pek çok işi yapabilme kapasitesini erkeklere göre daha iyi başarabiliyorlar. Mesela, haber saatinde evin babası herkesi susturarak, haber dinlemeye kalkar. “Susun susun bir dakika bu haber çok önemli.” Oysa evin annesi o esnada çocuğun ödevine yardım eder, çalan kapıyı açar, ocaktaki yemeğin altını kısar, eşinin su isteğini karşılar ve o çok önemli haberi eşinden daha iyi dinler. Çok güzel bir reklam var şu sıralarda ekranda. En güzel Anneler Günü reklamı ilan ediyorum o reklamı. Çocuklardan biri “Benim babam doktor, senin baban ne?” diye soruyor. Cevap veren “Benim babam da doktor” diyor ve nefesi tükeninceye kadar sıralıyor: “Annem hem doktor, hem mühendis, hem pastacı, hem dondurmacı, hem öğretmen…hem ayakkabı bağlayıcısı.”

İşte biz de Cumhuriyet tarihinin ilk Milli Eğitim Bakanı'ndan böyle bahsetmek istiyoruz. Reklamda özellikleri sıralanan “doktor anne” gibi bir “Bakan anne” bekliyoruz. Hem eğitimin kalitesini arttırıcı, hem yoksul çocuklar için fırsat eşitliğini destekleyici yeni projeler, hem gençliğin içine düştüğü değer erozyonu ile mücadele etmek üzere aileleri okul içine çeken uygulamalar. Reklamdaki çocuk gibi hem diye sıralayacağım cümlelerin ardı arkası kesilmeyecek. Yeri geldikçe bu konulara sık sık temas edeceğimi söyleyerek noktalayayım. Çünkü eski Kültür Bakanı Atilla Koç gibi Nimet Çubukçu da kendisine çok kolay ulaşılabilen bir bakan olma özelliği taşıyor. İsmi etrafında oluşmuş olan pozitif enerjinin arka planında bu kolay ulaşılabilme özelliği bulunuyor diye düşünüyorum.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim