1. YAZARLAR

  2. Ali H. Aslan

  3. 'Yeni CHP'nin Washington'da vitrine çıkışı
Ali H. Aslan

Ali H. Aslan

Yazarın Tüm Yazıları >

'Yeni CHP'nin Washington'da vitrine çıkışı

A+A-

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) uzun yıllardan beri ilk kez Washington'a üst düzey bir resmî heyet göndererek, üç günlük kapsamlı bir nabız ve tanıtım turu yaptı.

Genel başkan yardımcıları emekli Büyükelçi Osman Korutürk, Faik Öztrak, Gülsün Bilgehan ve Umut Oran ile Parti Meclisi Üyesi eski Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu'ndan oluşan heyet, sansasyonel tarzdan uzak, ciddi ve profesyonel bir performans sergiledi.

Washington'da partilerinin AK Parti'ye etkin bir demokratik alternatif oluşturamadığı ve ABD'yi desteklemediği yönündeki yaygın kanaati bilen heyet üyeleri, her fırsatta 'yeni CHP' temasını işlediler. İmajlarının muhaliflerince oluşturulduğundan yakınarak, 'Kendi imajımızı kendimiz yapmaya geldik' dediler. İktidara gelme kabiliyetine sahip, yapıcı bir müstakbel muhatap intibaı vermeye, Amerikalıların güvenini kazanmaya çalıştılar. Büyükelçi Korutürk, düşünce kuruluşu CSIS'teki toplantıda 'yeni CHP'nin 'daha geniş vizyonlu', 'daha açık' bir parti olduğunu vurguladı.

Uluslararası camiada merak uyandıran CHP'nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yakın çalışma ekibi Washington'da büyük ilgi gördü. Türkiye'de yaklaşan seçimler ve siyasi tansiyonun yüksekliği, Amerikan merakını daha da kamçılamıştı. Farklı çizgilerdeki birçok düşünce kuruluşu CHP'lilere kapılarını açtı. İsrail'in çok bel bağladığı bazı etkili Amerikan Yahudi örgütlerinin mensupları, öteden beri AK Parti'ye tercih ettikleri CHP'yi, 28 Şubat sürecine yoğun destek vermiş düşünce kuruluşu JINSA'da ağırladı. CHP'lilerin Amerikan Kongresi'ndeki temaslarının büyük kısmı, İsrail lobisine de çok yakın bazı kilit siyasetçilerle gerçekleşti. Randevular için Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nden herhangi bir yardım talebinde bulunulmadığı öğrenildi.

Heyetin ziyaret ettiği Obama yönetimi yetkilileri, daha çok dinlemeyi tercih etti. Demokratik çeşitliliğe saygıları, randevu vermeyi gerektiriyordu. Heyetle görüşmeleri, CHP'ye ilişkin şüpheli bakışların tamamen ortadan kalktığını göstermiyor. Washington'da kimilerinin CHP ziyaretini AK Parti'ye 'alternatifsiz değilsiniz' mesajı gönderme adına da değerlendirmek istediğine kuşku yok. Ne var ki CHP'ye bel bağlayan Amerikalı kesimlerin umutları, 12 Eylül'deki Anayasa referandumunu AK Parti'nin yüzde 58 evetle kazanması üzerine, bir başka bahara kalmıştı. Heyet üyeleri, en azından bir kısım Amerikalı muhataplarının Türkiye'de demokrasinin gidişatına ilişkin endişelerini kendilerine aktardığını bildirdiler. Aralarında çok sayıda CHP sempatizanının da bulunduğu bazı medya gruplarının öncülüğünde son dönemde yürütülen uluslararası çaptaki 'Muhalefet susturuluyor, demokrasi elden gidiyor' propagandasının Türkiye'nin ABD'deki imajını da olumsuz etkilediği aşikar. Bu itibarla, CHP Washington'da AK Parti'ye ilişkin zaten mevcut olan bazı kuşkuları körükleme ve 'Biz daha demokratız' tezini işleme adına iyi bir zamanlama yakaladı. Karşı hamlenin ise ABD'de sivil toplumla hafta içinde temaslar yapacak Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan gelmesi bekleniyor.

Bana göre CHP'nin AK Parti'yle demokratlık yarışına girmesi Türkiye için hayırlı. Çünkü iktidara gelirlerse, bağlayıcı nitelikteki demokrasi vaatleri yurtiçinde ve yurtdışında kendilerine hatırlatılacak, bu da ülkemizde özgürlük çıtasının yüksek tutulmasına katkıda bulunacaktır. Büyükelçi Osman Korutürk, Washington'dayken Türkiye'de demokrasiye ilişkin 'Açıktan ne söyledikse, kapalı da onu söyledik' dedi. Umarım bazı cahil ya da kasıtlı Amerikalı muhatapları, sanki Türkiye'de otoriter bir rejim varmış gibi, 12 Haziran'daki seçimin güvenliğine ilişkin dahi kaygılar izhar ettiklerinde, 'Yok artık, o kadar da değil!' diyebilmişlerdir. Zira son dönemlerde özellikle Ergenekon davasında iddia edilen hak ihlalleri bahanesiyle, bazı dış güçlerce de çanak tutulan ve topyekun Türkiye'yi karalama kampanyasına dönüştürülen operatif çalışmaların hedefine ulaşması, yarın bu ülkeyi yönetme pozisyonuna gelecek her partinin karşısına mühim bir gaile olarak çıkabilir.

Bu bağlamda, Türkiye'nin uluslararası arenada hareket kabiliyetinin zayıflamasını, ABD ile ilişkilerinin zarar görmesini, Avrupa Birliği'ne girmemesini isteyen; başta Ortadoğu olmak üzere hinterlandında yıldızı parlayan bir ilham kaynağı ve güçlenen oyuncu haline gelmesini hazmedemeyen devletlerin ve uluslararası güçlerin imajımızı bozarak yumuşak gücümüzü zafiyete uğratmak için neler yaptığı konusunda, yetkili istihbarat birimlerimizin, başta CHP olmak üzere, Meclis'te grubu bulunan muhalefet partilerini bilgilendirmesi muvafık olabilir.

CHP'liler, en azından açık toplantılarında, Türk dış politikasını Amerikalılara şikâyet ediyor görüntüsü vermekten mümkün mertebe kaçındı. Haddizatında, düşünce kuruluşlarındaki sunumlarında, hükümetin Washington'da sorgulanan ABD, İsrail, İran ve Libya politikalarına özde fazla karşı olmadıkları, daha çok taktik ve üslup açısından farklılıklar arz ettikleri görüldü.

Dünyada global ve bölgesel çapta büyük dönüşümler ve yeni bölüşümler yaşanırken, tüm siyasi partilerimizin, Türkiye'nin âlî menfaatlerini ön planda tutarak hareket etmesi, iç ve dış tahriklere gelinmemesi, her zamankinden daha da çok önem arz ediyor. Bir yandan meşru siyasi mücadelelerimizi yürütürken, diğer yandan hasımlara malzeme verebilecek söz ve eylemlerden mümkün mertebe uzak durmalıyız. CHP, bu manada Washington'da Türkiye'dekinden daha dikkatli ve duyarlı bir davranış sergiledi. Şimdi sıra seçimden sonra ABD başkentini ziyaret etmesi beklenen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nda...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT