Yeni CHP, yeni Radikal ve siyasi ağabeyler

03.12.2010 13:38

Melih Altınok

Kılıçdaroğlu’nu “Çok çalışacağız” manşetiyle karşılayan Radikal’in, “yeni” CHP’yi de “yeni Radikal” olarak selamlaması belki kronolojinin cilvesidir.

Ama gazetenin ve bazı yazarlarının, CHP’den “umutsuz” olanlara karşı yürüttüğü ve kuşkusuz ideolojik alanda cereyan etmesi gereken bu tartışmada yalnızca moral değerlere yüklendiklerini gördükçe, huylanıyor insan.

Gerçi, CHP güzellemesi yaparken kendileri tıpkı bir kedi gibi resmî ideolojiye sürtünürken yakalananların saldırganlıklarına alışığız. Ama şimdi de bu tartışmaya, müdahaleleri daha çok mafya jargonundaki “hakemlik” müessesesini akıllara getiren siyasi ağabeyler “hop dedik” edasıyla arzı endam ettiler.

İma etmekten bîhal olanlardan değilim; çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdanbiri falan demeyeceğim, elbette isim vereceğim.


Bugüne değin pek çok söylemini sahiplendiğim ancak Radikal’deki macerasının CHP kulvarında bize hayal kırıkları yaşatan Sırrı Süreyya Önder bu tanıma çok uyuyor.

Evet, Önder’in bir zamandır “Tek yol...” diye önerdiği, doğruluğunu da “liberallerin tepki vermesi nedeniyle” otomatiğe bağlayarak çıkarsadığı sol güç birliği ittifakında, BDP’ye önerdiği olmazsa olmaz parti CHP’dir.

Hani şu şaibeli generaller görevden alındığında, “bu sivil darbedir” açıklaması yapan, darbe planlarında makam mevki önerilecek Süheyl Batum, Seyfi Oktay gibi isimlerin yanı sıra, Diyarbakır’daki barış kutlamalarında yiyeceğimiz pastayı vestiyerde unutan Sezgin Tanrıkulu’nun da katıldığı tek cumhuriyetin kadim fırkası ya, hah işte o CHP!

Tamam, “Savaşma konuş” sloganından feragat edip “Yeni CHP’yi cilalayacak 500 bin radikal aranıyor” kampanyasına soyunduğunuz aşikâr.

Tamam, CHP’nin Kürt ve Türk halklarının mağduriyetindeki sicilini unutup, “AKP’li muhafazakârların ülkeyi Putin-Medvedev döngüsüne mahkûm edeceğinden” ciddi ciddi kaygılanan Önder’in, “Büyükerşen’in cumhurbaşkanlığından onur duyacak insanları” üçe beşe bakmadan ittifaka çağırmaya elbette hakkı vardır.

Ama bunu, “Dünyanın en ahmakça referandumu” dediğin halkoylamasına teveccüh eden Türkiyelilerin güvenilmezliğine falan bağlarsan, ben de yaşıma başıma bakmadan, senin üslubunla “Hop dedik Sırrı Ağabey” derim!”

Derim çünkü bu saçma sapan işe karşı çıkan ez cümle cepheyi “genel bir başlık altında sağ olarak nitelendirmekte” hiçbir beis görmüyorsun. Devrimci üstatlara sordum, onlar da onay verdi devrimciliğin gereği budur iddiasındasın.

“Ülke yarı başkanlık sistemine geçti farkında mısınız” derken çare olarak sunduğun MC ittifakının, ülkede başlayan dönüşüm sürecinin önünü kesecek gerçek bir karşı devrim reçetesi olduğunun da farkında değil misin Önder?

Kaldı ki, bir DHKP-C sempatizanı mesela, parlamenter sistemde çözüm olabileceğini savlayan solcuya,“liberal” de der, “revizyonist” de. Gıkımız da çıkmaz; en fazla “Hayal görüyorsun be yoldaş” deriz. Ama kendi içerisinde tutarlıdır bu öneriyi yapan radikal. Çünkü ona göre parlamento da, düzen partileri de, seçim de sistemin devamını sağlayan hava delikleridir, göz boyamadır, çelişkiyi absorbe eden birer ideolojik aygıttır.

Ama CHP ”sempatizanlarının” kalkıp devletin ideolojik aygıtlarından kendi gönlünde yatanı seçmeyenleri devrimcilik adına sağcılıkla, sola düşman olmakla suçlamasından daha komik bir durum olabilir mi?

Tek sözüm Önder’e değil elbette, bir zihniyete...

Eğer bu ülkede solun gelişmesi için bir şeyler yapmak istiyorsanız boş verin şimdi size yer açmaları için CHP’ye yolladığınız “kirvelerinize” ideolojik lojistik sağlamayı; vatandaşa Cumhuriyet’in partisinin Kürt coğrafyasında salınması için manipülasyon yapmayı. Kimse yemez bunu; bu ülkenin en bilinçli kesimini oluşturan Kürtler hiç yemez.

“Organikliğinizi” azıcık sarsmayı, orta yolcu söylemlerle hiçbir şey demeden herkese mavi boncuk dağıtmayı, o ağzınızdan düşürmediğiniz “vicdanın” gereğini bir yapın hele. Mesela, Kürt halkının güvenini ve sevgisini, “cemaatini” gerektiğinde vantrologluk yapmadan cesurca eleştirerek kazanmış Sevgili Orhan Miroğlu’nu açıkça, fütursuzca tehdit eden PKK’ye bir “hop” deyin de görelim; amasız ama, kemiksiz.

Vakti zamanında Dersimli Kürtleri, Alevileri gazlayarak öldüren partisinin mirasını açıkça reddetmeyen, Kürt bile demekten aciz Kılıçdaroğlu ile Kürdistan’da buluşturmayı arzuladığınız Ahmet Türk’e, “Ne diyorsun abi bir de hele, vicdanımız Orhan da tehdit edilir mi yahu” diye de sorun?

Afili bıyığım yok, şivem de apartman çocuğu ayarında işte. Delikanlı jargonuna çok hâkim değilim yani, kabalık ettiysem affola.

Ama ne yapayım, hakikaten vaat ettikleri gibi “çok çalışıyorlar!” Ayrıca kafamdaki solun alâmetifarikası tüm dünyada olduğu gibi ne erillik, ne de delikanlılık. Ne ağabeylik ne şeflik tanıyorum. Kızınca, “Allah taş eder çemkirilir mi onlara hiç” denenleri de eleştiriyorum.

Allah cezamı versin işte!

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim