Yeni bir 'zihni sinir procesi'

18.08.2009 02:49

Bülent Korucu

Star gazetesinin haberine göre Sabih Kanadoğlu'nun bir 'zihni sinir procesi' daha hayata geçmek üzere.

Habere göre askerlikten kurtulmak için hile yaptığı iddiasıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesi'nde tutuklu olarak yargılanan M.Ş.M., davasının sivil mahkemeye gönderilmesini talep etmiş. Talebine CMK'daki değişiklikleri gerekçe göstermiş. Askerî mahkemeden ret cevabı alınca üst mahkeme olan Genelkurmay Askerî Mahkemesi'ne gitmiş. İtiraz dilekçesine, Askerî Yargıtay 3. Dairesi'nin benzer bir davada "askerî mahkemeler görevsizdir" kararını eklemeyi de ihmal etmemiş. Askerî Yargıtay'ın emsal kararına rağmen, Genelkurmay Askerî Mahkemesi, Hava Kuvvetleri Askerî Mahkemesi'ni haklı bulmuş. Genelkurmay Askerî Mahkemesi kararında "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 145'inci maddesine" atıf yapılarak şöyle denilmiş: "Her ne kadar CMK'da yapılan değişiklikle sivil kişiler hakkında askerî yargıda soruşturma ve kovuşturma yapılmayacağı düzenlenmiş ise de, halen Askerî Yargıtay Başsavcılığı tarafından benzer bir olayda Askerî Yargıtay ilgili dairesinin kararına karşı itiraz edildiğinden ve Askerî Yargıtay Daireler Kurulu tarafından henüz bir karar verilmediğinden, askerî mahkeme ve savcılıklarının görevi netleşmemiştir."

Yasalarda ve hukuk mantığında bugüne kadar kimsenin akıl edemediklerini söylemesiyle iştihar eden emekli Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, askerî mahkemelerin Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişikliğe karşı direnebileceğini öne sürmüştü. Anayasa'yı gerekçe göstererek 'üst normu uygulama' yolunu seçebileceklerini savunmuştu. Hukuku, metinler ve teamüllerden ibaret gören 'sıradan' hukukçular ise bizim gibi bunun mümkün olamayacağını anlatmaya çabaladı. Anayasa'ya uygunluk denetiminin merciinin Anayasa Mahkemesi olduğu şüphe götürmez bir gerçek. Hiç kimse fiili durum oluşturup Anayasa'nın vermediği yetkileri kullanamaz. Emekli başsavcı, yerel mahkemelerin kendilerini Anayasa Mahkemesi yerine koyabileceğini ve uygunluk denetimi yapabileceğini iddia etmiş oluyor. Yerel mahkemelere ancak ellerindeki bir davayı gerekçe göstererek Yüksek Mahkeme'ye gitme hakkı veriliyor. Ötesinde herkes gibi ve en başta mahkemeler, kanunlara uymak zorunda. Askerî mahkeme, Kanadoğlu'nun bile dile getirirken mahcup bir eda ile ve ihtimal olarak zikrettiği şeyi hayata mı geçiriyor?

Anayasa Mahkemesi'nden rol çalmak dışında ortada iki temel yanlış daha var. Birincisi, tartışmalarda bile askerlerin sivil mahkemelere gitmesi üzerinde duruldu. Kanadoğlu dâhil kimse sivillerin askerî mahkemede yargılanmasını savunamadı. Sonunda Yüksek Mahkeme'ye yapılan iptal başvurusunda da zaten yasanın sadece o bölümü var. İkincisi, sivillerin askerî mahkemede yargılanmasıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde yediğimiz mahkûmiyetler var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni Anayasa'nın da üstünde 'üst norm' olarak kabul edip imzalamışız. Ve mahkûmiyetlerimizin kaynağı bu sözleşmeye aykırılık. Şayet bir üst norm aranıyorsa AİHS açıkça ortada duruyor.

Askerî Yargıtay'ın emsal kararı, Anayasa Mahkemesi'ndeki iptal başvurusunun içeriği ve İnsan Hakları Sözleşmesi'ne rağmen çıkan karar düşündürücü. Askerî yargının, kanunlarla ve hukukla inatlaşma şeklinde anlaşılacak tavrını gözden geçirmesi gerekiyor. Kanadoğlu, nihayetinde emekli eski bir hukukçu. En uçuk teklifleri dahi dile getirebilir ve başı ağrımaz. Ciddiye alıp uygulamak; böylece hukukun dışına çıkmak ve anayasa suçu işlemek riskini beraberinde getiriyor. Askerî yargıyla ilgili eleştirilere de haklılık kazandırıyor. Hukuk devletinde 'Her ne kadar filanca kanun değişmişse de' diye cümle kurulabilir mi?

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim