Yemezler

20.01.2012 12:00

Melih Altınok

Mahkeme kardeşimiz Hrant Dink’i iki çocuğun öldürdüğüne hükmetti. “Örgüt yok” dedi.

Doğru, örgüt yok çünkü devlet var!

Hrant’ı kaybettiğimiz günden beri devlet görevlilerinin de yargılanması için çabalayan demokratlar bugün de aynı çizgide mücadelelerini sürdürüyorlar.

Sokağa çıkıyorlar, yazılar yazıyorlar, konuşuyorlar, haykırıyorlar. Ne yapsak az.

Evet, bu dava bizler için asıl şimdi başlıyor.

Kuşkusuz yalnız bizler için değil ama...

Hrant’ın ölümünün yolunu döşeyen 301’den yargılanması sırasında “Kerinçsizlerin, Perinçeklerin” saldırılarını alkışlayanlar, ona “Sorospu çocuğu ulus-devlet düşmanı” diye saldıranlar, uzlaşmacı dilini “AK Parti muhibbi” olmakla yaftalayanlar için de...

19 Ocak’tan önce başlasalar Hrant’ı bizden alan suikastın gerçekleşmeyeceğine inandığım Ergenekon, Balyoz davalarına muhalefet edenler, “azınlıkları” hedef alan Kafes Planı için “faso fisodur” diyenler, şimdi “örgüt yoktur” kararına veryansın ediyorlar.

Demokratları, Kürtleri, dindarları, Alevileri ve de Ermenileri katletme planları yaptıkları iddia edilen zanlıların salıverilmesi için çırpınanlar, düne kadar ağızlarına almadıkları Hrant’ı hatırlatıyorlar bize.

Köşelerinde, internet sitelerinde, Twitter’da “TSK mensupları örgüt üyesi, Hayaller, Samastlar değilmiş” diye yazıktırıyorlar.

12 Eylül referandumunun ardından Evren’in, Tahsinkaya’nın yargılanması golünü kalelerinden çıkartmak için, mahkemenin kararı karşısında “yetmez ama evet derken düşünecektiniz” diyen hödükler bile çıkıyor.

İnternet sitesine “On binler güvercin vurulup düştüğü yere yürüyor” manşeti atan “Türkiye Türklerindir” gazetesi ve Hrant’ı “hatırlayan” Yozdil’in kıymetli okurları, dün de Hrant’ın yürüyüşündeydiler. “Keşke Silivri’ye de böyle kalabalık yürüyebilsek” diye söyleniyorlarmış...

Kimi dostlarımız da leşkargalarının bu ikiyüzlülüğüne alet oluyorlar ne yazık ki.

Evet abi... Neymiş suikastta Ergenekon’un parmağı olduğunu söylememeliymişiz artık. Yetermiş...

Ne olduğu, kim olduğu muğlâk, “derin devlet” umacısı daha yeğ bir tanımmış.

Yahu Ergenekon dediğimiz şey ne? Askerî ve sivil bürokrasi değil mi? Hrant’ı katleden bunlardan başkası mı?

Hrant’ın davasının savcısı suikastta Ergenekon bağlantısı olduğu görüşünde ısrarcı. Devlet Denetleme Kurulu da devrede. Önümüzdeki günlerde gün gibi ortada olan bu bağlantı kurulduğunda ne diyecekler merak ediyorum.

Allah kahretsin. Bu iğrenç riyakârlık karşısında, Arendt’in İnsanlık Durumu’nda Marksizm’e getirdiği eleştirilerine düştüğü “Onların cephesinden saymayın sözlerimi” şerhini yinelemek zorundayım.

Şöyle çıkıp Hrant’ı ağız dolusunu sahiplenmeyen, kimi zaman hedef şaşırtan paralel merkez medyanın, mevzuu AK Parti’yi aklama mücadelesine indirgeyen angaje kalemlerinin cephesinden konuşuyor gibi algılanmayı hakaret sayarım.

AK Parti’yi, ilk günden beri davanın arkasına siyasi iradesini koymadığı için yerden yere vuruyorum. Ergenekon, Balyoz ve hatta KCK davasında yargı süreci bitmediği halde fikir beyan ettikleri gibi, en azından “sonuna kadar gidilecek” türünden bir açıklamayla savcılara cesaret vermedikleri için kızıyorum. Cinayetin sorumluluk alanında işlendiği bürokratlara dokunmadıkları, terfi ettirdikleri hatta vekil yaptıkları için eleştiriyorum.

Ama “Ortaya çıkan beraat kararı, örgütün varlığının başladığı yeri gösteren bir işarete dönüştü” diyen, Ömer Çelik’in kurmayı olduğu AK Parti’nin Hrant’ın katlinin arkasındaki odak olduğuna inanmıyorum. Evet, kendisinin “Karar vicdanları yaraladı” sözünü “Demek zorunda kaldı” diye karşılayan Cengiz Çandar’a “Zorunda kalmadım, o sözü söyledim” diyen Çelik’ten bahsediyorum.

Arınç’ın ve Erdoğan’ın açıklamaları da ortada.

Hülasa, yemezler... Sizin derdiniz AK Parti, bizim derdimiz ise Hrant’ın katili devlet; yani askerî ve sivil bürokrasi. Suikastın aydınlatılması için atmadığı her adımdan ötürü bir elimiz de hükümetin yakasında.

Bi gidin Allah aşkına. Çocuk yok sizin karşınınızda.

***

Mehmet Altan değil onu kaybeden düşünsün


Star Başyazarı Mehmet Altan’ın yazılarına son verildi. Düne kadar ona etmedikleri küfür kalmayanlar, fırsatını bulsa bir kaşık suda boğacak olan ulusalcılar, solcumsular, tıpkı Hrant davsında olduğu gibi demokrat maskelerini taktılar yine. Ama suretleri öyle kirli ki, yine kapkara görünüyor bu şeffaf maske.

Demagoji kuranların “yine de geçmiş olsun yanııı” imalarını mı ararsınız yoksa mevzuu klavye kalemşoru ergenler gibi “yetmez ama evet”e bağlamaya Can Atakları, Doğanları ya da “gülme komşuna gelir başına” diyen felaket tellalı güzgülerini mi?

Bugün yaşadığımız dönüşüm sürecinde büyük katkısı olan İkinci Cumhuriyet perspektifin mimarı sayılan, her dönem cesur ve vicdanlı yazılarıyla tanınan bir İsim Altan. Bu ülkenin bir elin parmaklarını geçmeyecek namuslu aydınlarının başında gelen Altan’a yazacak mecra mı yok? Onu kaybedenler düşünsün. Çıkar Mehmet Altan’ı, kaldı 10 falan mı sanıyorsunuz?

Bu arada AK Parti, sivil dikta zırvalıklarına zemin hazırlayan bu kraldan fazla kralcılık adımlarını nasıl değerlendiriyor acaba?

melihaltinok@gmail.com

TARAF

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim